Category Archive : Teknoloji

Gilead’ın bağış programı Perfection İstanbul’a emanet

Perfection İstanbul, programın kreatif süreçlerinin yönetiminin yanı sıra jüri değerlendirme toplantısının ve online ödül töreninin organizasyonu konularında da Gilead’a destek verecek.

 

Gilead’ın 2013 yılından bu yana yürüttüğü Gilead ile Hayat Bulan Fikirler bağış programı; HIV, viral hepatitler, sistemik mantar enfeksiyonları, onkoloji ve hematolojik maligniteler alanlarında hastalıkların taranmasını, teşhis edilmesini ve/veya uygun tedavilere ulaşılmasını iyileştirmeye yönelik en iyi uygulamaların ve yeni fikirlerin geliştirilmesini, keşfedilmesini ve yayılmasını sağlayacak projelere destek vermeyi amaçlıyor.

 

Program kapsamında 800 bin dolar destek sunuldu

Gilead ile Hayat Bulan Fikirler bağış programına 2013 yılından bu yana 330’un üzerinde başvuru yapıldı ve bugüne kadar HIV, hepatit B, hepatit C, hematoloji, onkoloji ve sistemik mantar enfeksiyonları gibi alanlarda 39’u bilimsel ve 15’i sosyal olmak üzere toplam 54 projeye destek verildi. Gilead ile Hayat Bulan Fikirler bağış programı kapsamında bugüne kadar verilen destek miktarı 800 bin dolara ulaştı.

 

Gilead ile Hayat Bulan Fikirler bağış programının iletişim süreçlerini yönetecek Perfection İstanbul; çizgi üstü ve çizgi altı reklamcılık, prodüksiyon, medikal reklam ve dijital hizmetler ana başlıkları altında gerçekleştirdiği çalışmalarla adından söz ettiriyor. Perfection İstanbul’un portföyünde; Allergan Aesthetics, Abbvie, AstraZeneca, Acino, Boston Scientific, Exeltis, İçtur Holding, Merck Türkiye, Oktay İnşaat, Takeda gibi birçok marka yer alıyor.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

5G Lisans İhalesi, Sanal Mobil Şebeke Hizmeti (SMŞH) Veren İşletmeciler İçin Fırsata Dönüştürülmeli!

TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Halil Nadir Teberci: “SMŞH pazarı 2009 yılından bu yana istenen seviyede gelişemedi. Gerek politika yapıcıların bu alanı sahiplenmemesi gerekse mobil şebeke hizmet sağlayıcılarının tutumu pazarın gelişimini engelledi. Oysa serbest rekabet koşullarının tesis edildiği ve pazarda farklı ölçeklerde şirketlerin faaliyet göstermeleri sektörü canlandıracak. Yenilikçi ve yaratıcı fikirlerin ortaya çıkmasını sağlayacak.

 

TELKODER olarak 5G lisans ihalesinin SMŞH veren işletmecilerimizin fayda elde edebilecekleri bir fırsata dönüştürülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü bu işletmeciler günün sonunda vatandaşlarımızın uygun fiyatlı ve kaliteli haberleşme hizmeti almasını sağlıyor. Serbestleşmenin ve çeşitliliğin olduğu her alanda tüketiciye fayda sağlayan fırsatların ortaya çıktığını biliyoruz. SMŞH işletmecileri mobil haberleşme pazarını daha da canlandıracak.” diyor.

TELKODER’in gerek dünya mobil pazarında yaşanan birleşme ve devralma süreçlerinde düzenleyici otoritelerin benimsediği yaklaşımlar gerekse ülkemizdeki mevcut düzenlemeleri dikkate alarak; 5G Lisans ihalesi süreçlerinde SMŞH veren işletmecilerin pazara girişine yönelik ön koşulların gözetilmesi ve pazara giriş engellerin kaldırılmasına ilişkin önerileri ise şöyle;

  • Toptan ücretler üzerinden çifte “Hazine Payı” ödenmesi sorununun çözümü bir yasa değişikliği ile sağlanmalıdır.
  • 5G lisans ihalesi süreci, SMŞH veren işletmeciler için de pazardaki rekabetin tesisine katkı sağlayacak bir fırsata dönüştürülmelidir. 
  • SMŞH İşletmecilerine kapasite ayrılması 5G lisansının bir ön koşulu olmalıdır.
  • SMŞH işletmecilerini ağırlama konusundaki gönüllülük,  5G lisans sahibi olabilmeyi kolaylaştırmalıdır.
  • Özellikle belirli sayıda “Tam SMŞH” modeline karşılık SMŞH veren işletmeciyi ağırlama yükümlülüğü getirilmelidir.
  • SMŞH veren işletmecilerin, dünya örneklerinde olduğu gibi, frekans sahibi olmalarına da imkân verilmelidir.
  • “Teknoloji bağımsız” bir yaklaşım izlenmeli ve mobil şebeke işletmecilerinin sunmakta olduğu tüm hizmetler SMŞH veren işletmecilere de açılmalıdır.
  • SMŞH kapsamında, her üç mobil şebeke işletmecisi EPG ilan edilmeli, erişim ve arabağlantı sağlama yükümlülüğü ile Referans Erişim ve Arabağlantı Teklifi Hazırlama ve Yayımlama yükümlülüğü getirilmelidir.
  • SMŞH’nin genel çerçevesi Referans Arabağlantı/Erişim Sözleşmeleri ile çizilmeli, veri/ses ücretlerinin standart bir hal alması sağlanmalıdır.
  • Bu referans erişim teklifleri, muğlak süreç ve keyfî ücretlerin belirlendiği teklifler olmamalı, SMŞH verecek işletmecilerinin hizmet sunumuna yönelik kolaylıklar içermelidir.
  • Teminat tutarları mobil şebeke işletmecilerine bırakılabilir. Ancak mobil şebeke işletmecilerinin, yüksek teminat isteyerek, gerçekten bu işi yapmak isteyen SMŞH işletmecilerinin önünün kapatılmaması gerekmektedir.
  • Toptan hizmetin bedelinin belirlenmesine yönelik genel yaklaşım,  “Tam SMŞH” modelinde “maliyet artı (Cost Plus)”, diğer SMŞH modellerinde ise “perakende eksi (Retail Minus)” yönteminin benimsenmesi yönünde olmalıdır (Şekil-3). 
  • Mobil şebeke işletmecinin de referans tarifelerin altında perakende fiyatlandırma yapmaması sağlanmalıdır.
  • Mobil Arama Kartı için kullanılabilen erişim numarası (812 ön kodlu) üzerindeki sınırlama kaldırılarak coğrafi, nomadik veya mobil numaraların kullanılması sağlanmalıdır.
  • Sabit Telefon Hizmeti (STH) sunan işletmecilere sabit şebekelere ilaveten mobil internet bağlantısı kullanılarak mobil şebekelerden de çağrı başlatılmasına imkân verilmelidir.
  • İSS’lar mobil altyapılı IoT vb. hizmetleri veremedikleri için birçok ihaleye dâhil olamıyorlar. Bu nedenle, İSS’lara SMŞH yetkilendirmesi almada öncelik ve kolaylık tanınmalıdır.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Müstehcen görüntülerle yayılan bankacılık truva atı

Siber güvenlik şirketi ESET  bankacılık truva atlarını ortaya çıkarmaya devam ediyor. ESET telemetrisine göre Latin Amerika’da, Brezilya’da tehdit unsuru olan Ousaban kötü amaçlı yazılımı bazı kaynaklara göre Avrupa’da da aktif durumda. 

 

ESET, Portekizce’de “cesaret” anlamına gelen “ousadia” ve “bankacılık truva atı” kelimelerini bir araya getirerek bu kötü amaçlı yazılım ailesine “Ousaban” ismini verdi. Ousaban, yazılımın yayılması amacıyla müstehcen görüntüler kullanma cesareti gösteriyor. Kötü amaçlı yazılımın hedefi popüler e-posta hizmetlerinden kimlik bilgilerini çalmak. 

 

ESET, 2018 yılından bu yana aktif ve sürekli gelişme gösteren bu kötü amaçlı yazılım ailesini bir süredir izliyordu. Ousaban’ın arka kapı becerileri, fare ve klavye hareketlerinin yanı sıra tuş vuruşlarını taklit etmesiyle tipik bir Latin Amerika bankacılık truva atının becerileriyle benzerlik gösteriyor. Ayrıca Ousaban, hedef için özel olarak oluşturulan bindirme pencereleri yoluyla finans kuruluşlarının kullanıcılarına saldırması bakımından da Latin Amerika bankacılık truva atlarıyla benzer davranışlar gösteriyor. Ancak Ousaban’ın hedefleri, benzer e-posta hizmetlerini de içeriyor. Bu e-posta hizmetleri için de hazır bindirme pencereleri bulunuyor.

 

Hedef kimlik avı 

Ousaban’ı araştıran ESET ekibinin koordinatörü Jakub Souček bu durumu şöyle açıkladı: “Ousaban, çok basit bir dağıtım zinciri kullanarak kimlik avı e-postaları ile yayılıyor. Kurban, kimlik avı e-postasının ekindeki bir MSI’yı yürütmek üzere yanlış yönlendiriliyor. MSI yürütüldüğünde yasal bir uygulama, bir enjektör ve şifreli Ousaban içeren bir ZIP arşivini indirip içindekileri çıkaran gömülü bir JavaScript indiriciyi başlatıyor. DLL yan yana yükleme kullanan bankacılık truva atının şifresi sonunda çözülüyor ve yürütülüyor. Ousaban, başlangıç dosyasında bir LNK dosyası veya basit bir VBS yükleyici oluşturur veya Windows kayıt Yürütme anahtarını değiştirir. Ayrıca, Ousaban ikili karıştırıcılar sayesinde yürütülebilir dosyalarını korur ve tespit edilmekten kaçınmak ve otomatik olarak işleme devam etmek üzere ortalama 400 MB’lık EXE dosyalarına kadar genişler.”

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Samsung’dan evlenecek çiftlere robot süpürge hediye fırsatı

Evlenmeyi düşünen çiftlere müjde, Samsung Electronics’ten geldi. Samsung’un 30 Haziran’a kadar sürecek kampanyasına katılanlar, elektrik süpürgesi ve paspasla temizleme sistemine sahip ince tasarımlı 2’si 1 arada robot süpürgenin sahibi olacak.

 

Samsung Electronics evlenme planı yapan çiftler için kaçırılmayacak bir kampanya başlattı. 1 Mayıs – 30 Haziran 2021 tarihleri arasında geçerli kampanya kapsamında Samsung marka seçili buzdolapları, çamaşır, kurutma ve bulaşık makineleri ürünlerinden her biri farklı ürün grubu olmak üzere üçünü satın alanlara Samsung VR5000RM ince tasarımlı robot süpürge hediye edilecek. 

 

İkisi bir arada özelliği ile hem elektrikli süpürge hem de paspasla temizlik sunan VR5000RM ince tasarımlı robot süpürge, uzun süre giden şarjı sayesinde zaman ve emekten tasarruf sunuyor. İnce gövdesi sayesinde mobilyaların ve diğer eşyaların altına girebilen robot süpürge iyi bir temizlik yapılmasına imkân veriyor. Üstelik Wi-Fi ile uzaktan kontrol edilebilmesi sayesinde tüketicilerin başlatma/bitirme, programlama, emiş gücü gibi birçok özelliği ayarlamalarını oldukça kolaylaştırıyor.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Siber saldırılar COVID-19 döneminde yüzde 600 arttı

No On Fuarcılık ve ALZ Fuar ortaklığı ile 10 – 13 Kasım 2021 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde “Gelecek Burada Kodlanıyor” temasıyla düzenlenecek olan Yazılım Endüstrisi Fuarı’nda, COVID-19 pandemisi döneminde yüzde 600 oranında artış kaydeden siber saldırıları engellemeye yönelik geliştirilen siber güvenlik çözümleri yer alacak.

 

No On Fuarcılık ve ALZ Fuar ortaklığı ile Türkiye’de ilk defa düzenlenecek olan, teknoloji dünyasında fark yaratan ve küresel başarılara imza atmış Türk şirketlerinin bir arada olacağı YES Türkiye Fuarı’nda, siber güvenlik çözümleri sunan şirketler yerini alacak. Özellikle pandemi döneminde yoğun biçimde kullanılan dijital hizmet ve servis veren şirketler başta olmak üzere kişisel finans bilgilerine ulaşmaya çalışan siber suçluların organize ettiği siber saldırılarda Purplesec tarafından hazırlanan rapora göre yüzde 600 oranında artış yaşandığı tespit edildi. 

 

Siber saldırılardan korunmanın yolları YES Türkiye’de

 

No On Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Halil Ekiz, dünyayı son bir yıldır etkisi altına alan pandemi döneminde dijitalleşmenin 7’den 70’e artmasıyla birlikte siber saldırıların ve şirketlere yönelik veri sızdırılması olaylarının gözle görülür biçimde çoğaldığını aktardı. Hem küresel ölçekte hem de ülkemizde pek çok farklı alanlarda faaliyet gösteren şirketlerin sahip olduğu kullanıcı ve kredi kartı bilgilerinin çalındığını hatırlatan Ekiz “Dijital teknolojilerin kullanım trendinin artması ile birlikte, kimlik avı saldırıları, virüsler, casus yazılımlar, kötü amaçlı yazılımlar ve fidye saldırılarında artış gözleniyor ve dijital gelişmeleri kötüye kullanarak gelir elde eden siber saldırı grupları ortaya çıkıyor. Böylece “Siber Güvenlik” geçtiğimiz on yıl içerisinde küresel ekonomi için en önemli risk konularından biri haline geldi.” dedi.

 

Dijital dayanıklılık şart

 

“Şirketlerin siber saldırılara karşı “dijital dayanıklılık ve mukavemet” gösterme konusunda yetersiz kaldıklarını gördük. E-ticaret, market, sosyal paylaşım siteleri, otel zincirleri, bankalar başta olmak üzere pek çok sektörde dünyanın en büyük şirketlerin bilgileri sızdırıldı. Pandemi döneminde bu siber saldırılar ve veri sızıntıları en üst seviyeye ulaştı. Şirketler ve ülkeler siber saldırılara karşı ayakta kalmak için “dijital dayanıklılığını” artırmalı, sürdürülebilir siber güvenlik stratejilerini hayata geçirmek zorundalar. YES Türkiye Fuarı’nda bu stratejilerin nasıl oluşturulması gerektiğine yönelik çözümlere geniş bir şekilde yer vereceğiz” dedi. 

 

Yazılım endüstrisinin kalbi 10-13 Kasım 2021 tarihleri arasında İstanbul’da atacak. İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek olan Yazılım Endüstrisi Fuarı, Türkiye’de uzun zamandır ihtiyaç duyulan bir eksikliği tamamlamak ve yazılım sektöründe global başarılara imza atan şirketlerimizi bir araya getirmek amacıyla düzenlenecek. 

 

Rakamlarla Siber Güvenlik

  • Siber güvenlik ihlallerinin yüzde 95'i insan hatasından kaynaklanıyor. (Cybint)
  • 2020 yılının 12 ayında evden çalışanlara yönelik olarak Uzak Masaüstü Protokolü'ne (RDP) yapılan saldırılar yüzde 768’lik inanılmaz bir artış kaydetti. (ESET)
  • Dünya çapında bilgi güvenliği pazarının 2022'de 170,4 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. (Gartner)
  • İş dünyası profesyonellerinin yüzde 68'i siber güvenlik risklerinin arttığını düşünüyor. (Accenture)
  • Ortalama olarak, şirketlerin bilgilerinin yalnızca yüzde 5'i uygun şekilde siber saldırılara karşı korunmaktadır. (Varonis)
  • Veri ihlalleri, 2020'nin ilk yarısında 36 milyar kaydı açığa çıkardı. (RiskBased)
  • İhlallerin yüzde 45'i bilgisayar korsanlığı, yüzde 17'si kötü amaçlı yazılım ve yüzde 22'si kimlik avı içeriyordu. (Verizon)
  • 1 Ocak 2005 ve 31 Mayıs 2020 arasında 11 bin 762 kayıtlı ihlal gerçekleşti. (Kimlik Hırsızlığı Kaynak Merkezi)
  • Dünya çapında insanlar ve makineler tarafından tahmini 300 milyar şifre kullanılıyor. (Siber Güvenlik Medyası)
  • Dünya çapında siber suç maliyetleri, 2021 yılına kadar yılda 6 trilyon ABD dolarına ulaşacak. (Siber Güvenlik Girişimleri)
  • Fidye yazılımı hasar maliyetleri 2021 yılına kadar 20 milyar dolara yükselecek ve bir işletme o sırada her 11 saniyede bir fidye yazılımı saldırısının kurbanı olacak. (Siber Güvenlik Girişimleri)
  • Siber suçla ilgili hasarın 2025 yılına kadar yılda 10,5 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. (Cybersecurity Ventures)
  • Bir şirkete yapılan kötü amaçlı yazılım saldırısının ortalama maliyeti 2,6 milyon dolardır. (Accenture)
  • Sağlık sektörü, 7,13 milyon ABD Doları ile en yüksek ortalama veri ihlali maliyetlerine maruz kalıyor. (IBM)
  • Her şirket için toplam siber suç maliyeti 2017'de 11,7 milyon dolardan yüzde 12 artışla 2018'de 13,0 milyon dolara ulaştı. (Accenture)
  • Kaybedilen işin maliyeti ortalama 1,52 milyon dolardı. (IBM)
  • Bir kötü amaçlı yazılım saldırısının ortalama maliyeti 50 gündür. (Accenture)
  • Bir siber saldırının en pahalı bileşeni 5,9 milyon dolarlık bilgi kaybıdır. (Accenture)
  • Veri ihlalleri, işletmelere ortalama 3,92 milyon dolara mal oldu. (CSO Online)

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Sosyal medyada NFT ve ICO yoklaması

BTCHaber Twitter ve Instagram hesapları üzerinden gerçekleşen NFT başlıklı anket, 3,416 kişi tarafından oylandı. Gelen yanıtlar, Twitter kullanıcılarının NFT hakkında Instagram kullanıcılarından daha fazla bilgiye sahip bulunduğunu, Instagram kullanıcılarınınsa bir kulübün NFT ürününü almaya daha yatkın olduklarını ortaya koydu. ICO ile ilgili gerçekleşen anketse 22,625 defa oylanırken, ICO konusunda iki sosyal mecra kullanıcılarının genel bilgi seviyesi NFT’ye oranla düşük seviyelerde kaldığı görülüyor. ‘İlk dijital para arzı’ olarak adlandırılan ICO’lar piyasaya sürülecek belli bir kripto para projesine yatırım yaparak fon toplama yöntemini ifade ediyor. Öngörülemeyen risk ve fırsatlar barındıran ICO'lar borsalarda listelendiği takdirde onlarca kat yükselen fiyatları ile yatırımcıların gözdesi konumunda yer alıyor.

 

Daha önce hiç NFT satın aldınız mı?

 

Gerçekleştirilen NFT anketinde yer alan “NFT nedir biliyor musunuz?” sorusuna Twitter ve Instagram kullanıcılarının yüzde 38,5’i evet derken, yüzde 61,5’i hayır dedi. Aynı soruya sadece Twitter kullanıcıları özelinde bakıldığındaysa yüzde 48,4 oranında evet cevabı alınırken, hayır diyenlerin oranı yüzde 51,6 olarak gerçekleşti. “Daha önce hiç NFT satın aldınız mı?” sorusuna ise genel olarak kullanıcıların sadece yüzde 11,7’si evet derken, yüzde 88,3’lük bir kısım hayır şeklinde yanıt verdi. ICO anketinde de katılımcılardan “ICO nedir biliyor musunuz?” sorusunu yanıtlamaları istendi. Hem Twitter hem Instagram kullanıcılarının verdiği yanıtlar birlikte incelendiğinde, yüzde 23,1 evet, yüzde 76,9 hayır cevabı verildiği görüldü.

 

Farkındalık giderek artıyor

 

Gerçekleştirdikleri anketlerle ile ilgili olarak bilgiler veren Kriptomeda Kurucusu ve BTCHaber.com Genel Yayın Yönetmeni Eray Dengiz, NFT konusunda henüz yolun başında bulunulduğunun altını çizerek şu ifadeleri kullandı; “NFT son dönemde sanat eserleri ile ilgili olarak gündem olmaya başladı. Ancak bu henüz buzdağının görünen küçük bir kısmı. NFT kavramı, hayatlarımızın her alanında kendisine yer bulacak. ICO ise sektör profesyonelleri tarafından daha fazla kullanılıyor olsa da internet kullanıcılarının araştırdıkları önemli konu başlıklarından biri konumunda. BTCHaber.com olarak gerçekleştirdiğimiz anketlerle, son dönemde kendisinden söz ettiren kavramlar hakkında takipçilerimizin farkındalık seviyelerini öğrenmeye çalışıyoruz. Çıkan sonuçlara bakıldığında, beklentimizin ötesinde bir farkındalığın yaratılmış olduğunu görüyoruz.” dedi.

 

NFT, sanata ferah bir nefes…

 

Son dönemde sanat kavramı ile iç içe anılan NFT ile ilgili btchaber sitesine konuşan sanatçılar, bu alanda yaşanan gelişmelerden oldukça memnun ve geleceğe yönelik olumlu mesajlar iletiyorlar. “Makine Hatıraları: Uzay” sergisi ile son dönemde adından sıkça söz edilen Refik Anadol, BTCHaber’e verdiği röportajda, NFT sayesinde yeni, demokratik, herkese açık, eşit ve şeffaf bir kültürün ortaya çıktığını ve bunun sanata ferah bir nefes etkisi yaptığını kaydediyor. BTCHaber’e konuşan bir diğer sanatçı Uçman Balaban ise, konuyla ilgili olarak önümüzdeki günlerin dahil olan herkes açısından çok heyecanlı gelişmeler göstereceğine dikkat çekiyor. Kullanılan araçların değişiklik göstermesine rağmen insanların başka insanlara fikirlerini aktarmalarının bir yolunu her dönem de bulduğunu belirten Tarık Tolunay ise, NFT’ye bu gözle, bir araç olarak bakmanın doğru olacağını ve blok zinciri teknolojilerinin hayatımızda daha da fazla yer edineceğini kaydediyor.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

“Tık almak” editörün ilk görevi olarak görülüyor

Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Öğretim Görevlisi Bülent Tellan, editörlük mesleği ve meslekteki dönüşüm ile ilgili bilgiler paylaştı.

 

Editörlük kapsamlı bir dönüşüm yaşadı

 

Medyanın dijitalleşmesi ile birlikte yeni iş olanaklarının ortaya çıktığını ve var olan mesleki pozisyonların da dönüşüm geçirdiğini belirten Öğretim Görevlisi Bülent Tellan sözlerini şöyle sürdürdü:

 

“Gazetelerin ortaya çıktığı ilk dönemden bu yana muhabirlerin yazdığı ya da ajans bültenlerinden derlenen haberleri yayın kuruluşunun bakış açısına göre düzenleyen ve yazı işleri biriminin en önemli unsurlarından biri olan editörlük, yeni iletişim teknolojilerinin özellikle de internetin medyada egemen olması ile birlikte kapsamlı bir şekilde dönüştü. İnternet gazeteciliği 2000’li yıllarda geleneksel gazetecilik tarafından sık sık merdiven altı iş yapılan, pijamalı ve emekli gazetecilerin egemenliğinde bir alan olmakla eleştirildi. Ancak günümüzde bu durum çok değişti. Basılı gazeteler giderek kan kaybederken, tüm dünyada dijital yayınların egemenliği artık tartışılmıyor. Doğal olarak internet haberciliği alanında çalışmak isteyenler de çoğalıyor.”

 

Haber toplama görevi artık editörlerde

 

İnternet gazetelerinin editörler tarafından hazırlandığını ifade eden Tellan, “Editörler, haber kaynaklarını takip ederler. Uygun gördükleri haberleri seçerek kendi yayın kuruluşlarında okurun ilgisini çekecek şekilde bir başlık, görsel ve içerikle sunuyorlar. Bunun için ajans bültenlerini, gazete ve televizyonları, diğer internet sitelerini ve sosyal medyayı takip ediyorlar. Eskiden muhabirlerin yaptığı haber toplama diye tabir edilen işi günümüzde editörler üstleniyor.” dedi.

 

İnternet çağında gazetecilik editörlük demek!

 

Tellan, internet gazeteleri ve haber portallarında editörlük iş tanımı içerisinde sayılan görevleri şöyle sıraladı: “Haberin başlığının ilgi çekici şekilde yazılması, haber içeriğinin Google aramalarında ön planda çıkması ve benzerlerinden ayrışması için SEO kurallarına göre optimize edilmesi, görsel seçimi, metin içi başlıkların tespiti, anahtar kelimelerin belirlenmesi, haberin yayına alınması, sosyal medyada paylaşılması ve gün içerisinde bu paylaşımların tekrarlanması editörlerin sorumluluk alanlarında yer alıyor.”

 

Editörler bilgi birikimlerini güncellemeli

 

Editör olmak isteyenlere tavsiyelerde bulunan Tellan, “Editörler Türkçe’yi akıcı ve etkili bir şekilde kullanmalı, Türkçe’nin dilbilgisi kurallarına hakim olmalı, merak eden ve soru sormaktan çekinmeyen, araştırma yapabilme isteğine sahip olmalı, gündemi takip etmeli ve geçmiş ile gündem arasında bağlantı kurabilmeli. Ayrıca editörler Word, Open Office gibi kelime işlem programlarını, Photoshop gibi görüntü işleme programlarını kullanabilecek kadar bilgisayar bilgisine sahip olmalı, yeni teknolojileri ve gelişmeleri takip etmeli, geride kalmamak için bilgi birikimlerini aktif şekilde güncellemeli.” dedi. 

 

Tık almak editörün ilk görevi olarak görülüyor

 

Günümüzde internet editörünün birinci görevinin ‘tık almak’ olarak görüldüğüne dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Öğretim Görevlisi Bülent Tellan, sözlerine şöyle devam etti: 

 

“Çünkü internet gazetelerinin, haber portallarının mevcut işleyiş modeli tıklanmak üzerine kurgulanmış durumda. Bu yüzden de tık tuzağı ya da click bate diye adlandırılan, zekice ama aldatıcı başlıklar atmak, gün içinde çok sayıda haber yayınlamak, haber olmayan, yemek tarifinden ders anlatımına kadar pek çok ilgisiz içeriği SEO amaçlı olarak siteye eklemek, ülkemiz de içinde olmak üzere pek çok ülkede editörlüğün bir parçası olarak görülüyor. Kopyala yapıştır haberciliği ya da dünyada yaygın bilinen ismiyle “copy-paste” haberciliği de işin olumsuz yönlerinden biri. Çok sayıda haber üretmek, haber atlamamak ve son dakika gelişmeleri kaçırmamak için internet sitelerinin var olan içerikleri kopyala yapıştır yaparak kullanmaları internette haber okumak isteyen okurlar için zorluklar yaratıyor.”

 

Üniversitelerde iyi eğitimler veriliyor

 

İnternet siteleri, haber portalları gibi mecralarda içerik düzenleyen editörlerin gazetelerdeki meslektaşlarının aksine genellikle gündüzleri çalıştığını ifade eden Tellan, “Pandemi öncesinde yapılan araştırmalara göre editörler 8-9 saat çalışıyor fakat 12 saat çalışan editörler de var. Haber sitelerinde ise gece nöbeti yapan editörler bulunuyor. Türkiye’de günümüzde pek çok üniversitenin iletişim fakültelerinde gazetecilik bölümleri dışında yeni medya ve iletişim gibi bölümlerde internet haberciliğinin ideal ve olması gereken şekilde yapılması için iyi bir eğitim veriliyor.” diye konuştu.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Türkiye Ramazan’ı Facebook’ta Kutladı

Ramazan ayı başında, insanları Facebook platformları üzerinden iyilik yapmaya ve bunu paylaşmaya teşvik eden global #Monthofgood (#İyilikZamanı) kampanyasını hayata geçiren Facebook, Ramazan ayı boyunca insanların Facebook üzerinde ne kadar aktif olduklarını ortaya koyan veriler paylaştı. 

 

Bölgede ve dünya genelinde etkilerini sürdüren pandemi ve sosyal mesafe önlemleri nedeniyle, insanlar geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan ayını sevdikleriyle Facebook üzerinden kutladı. Şirket, Ramazan’ın başlangıcından beri 3,5 milyonu Türkiye, Orta Doğu ve Afrika’yı kapsayan bölgede yaşayan 20 milyondan fazla insanın birbirine “Hayırlı Ramazanlar” dileğinde bulunduğunu ve bölgedeki 4,5 milyon insanın Ramazan’la ilgili Facebook gruplarına üye olduğunu açıkladı. Facebook’un paylaştığı verilere göre, 2021 yılında Türkiye'den 25.000'den fazla insan Ramazan ayına odaklanan Facebook gruplarına üye oldu. İnsanlar Facebook platformları üzerinden Ramazan’ı kutlarken, deneyimlerini de paylaştı. Örneğin, Türkiye, Orta Doğu ve Afrika’yı kapsayan bölgede bu dönemde Facebook’ta en çok bahsi geçen iftar tatlılarının bazıları künefe, baklava ve kadayıf oldu. 

 

Paylaşılan global verilere göre ise #Monthofgood etiketi Facebook'ta dünya çapında 5 milyondan fazla kez kullanıldı. Aynı zamanda dünya çapında 50 milyondan fazla insan Facebook'ta birbirine "Mutlu Ramazanlar" diledi. Buna paralel olarak, Instagram’da Ramazan’a özel kullanıma sunulan çıkartma paketi, 12 Nisan tarihinden bu yana dünya genelinde 50 milyondan fazla kez kullanıldı.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Kaspersky Endpoint Security Cloud, KOBİ’ler için EDR ile yenilendi

KOBİ’lerin işlerini, verilerini ve finansal varlıklarını güvende tutmaları için siber risklere karşı güvenilir koruma sağlamaları şart. Bununla birlikte Kaspersky'nin araştırmasına göre, KOBİ’ler tehditlerle uğraşırken BT ortamı hakkında yeterli görünürlüğü sağlamakta zorlanabiliyor. Bu durum KOBİ'lerin 40'ı tarafından karşılaştıkları en büyük zorluklardan biri olarak gösteriliyor. Saldırının niteliği, etkilenen kullanıcılar ve giriş noktasına dair ayrıntılar, kurumsal uç noktada yer alan otomatik korumaya ek olarak işletmelerin güvenlik uygulamalarını iyileştirmelerine yardımcı oluyor.

Kaspersky Endpoint Security Cloud'da bulunan uç nokta algılama ve yanıt yetenekleri sayesinde, BT yöneticileri görselleştirilmiş saldırı yayılma yollarını, etkilenen makinelerle ilgili ayrıntıları (işletim sistemi sürümleri ve kullanıcılar dahil) görebiliyor; virüslü dosya adları ve karmalarını, oluşturma, değiştirme ve başlatma parametrelerini takip edebiliyor. Tüm bu bilgiler Kaspersky Endpoint Security Cloud çevrimiçi yönetim konsolunda görüntüleniyor.

Güvenlik yöneticileri, bir tehdidin uç noktaya nasıl girdiğini bildiğinde güvenlik politikalarında ince ayar yapabilme ve gerektiğinde ek koruma ve farkındalık önlemleri alma şansına sahip. Örneğin yapılan analizlerin kötü amaçlı yazılımların bir kimlik avı e-postası aracılığıyla grafik dosyası olarak gizlenmiş biçimde çalışanın dizüstü bilgisayarına girdiği tespit edildiğinde, kurum bunun tekrar yaşanmaması için önlem alabiliyor. Yönetici daha sonra kimlik avı önleme ayarlarını güncelleyebiliyor, hassas bilgilerle çalışan kullanıcılar için güvenlik profillerinde değişiklikler yapabiliyor ve çalışanların siber güvenlik konusunda hangi ek eğitime ihtiyaç duyabileceğini belirleyebiliyor.

Kaspersky B2B Ürün Pazarlama Kıdemli Ürün Pazarlama Müdürü Andrey Dankevich, şunları ifade ediyor: "Bu güncelleme, küçük ve orta ölçekli işletmelerin güvenliğine özel bir değer katıyor. BT yöneticilerinin siber güvenlik uzmanlıklarını geliştirmelerine ve temel olay inceleme becerilerini kazanmalarına yardımcı oluyor. Basit bir araç sayesinde farklı tehdit türleri hakkında daha fazla bilgi edinebiliyor ve kendilerini daha karmaşık güvenlik zorluklarıyla mücadeleye hazırlayabiliyorlar.”

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Melek Yatırımcılık da artık dijital!

Türkiye’de faaliyete geçen ilk paya dayalı kitle fonlama platformu olan fonbulucu.com, tamamen dijital ortamda faaliyet gösterecek olan yeni nesil melek yatırımcılık platformu ReINVeS Angels’ı ekosisteme kazandırdı. İnternet üzerinden yatırım fırsatı sunan Paya Dayalı Kitle Fonlama sistemine destek niteliğinde faaliyet yürütecek yeni nesil melek yatırım ağının üyeleri, mobil uygulama sayesinde diledikleri zaman, kolay ve hızlı işlem yapabilecekler ve hiçbir prosedür içermeyen sistem ile Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) yapılan yatırımları kaydileştirirken, Takasbank ile de gerekli para transferleri güvenli bir şekilde gerçekleştirilebilecek. 

 

Melek yatırımcılık dijitalleşti

 

fonbulucu.com Paya Dayalı Kitle Fonlama Platformu ve ReINVeS Ventures (Kitle Fonlama Girişim Sermayesi Yatırım Fonu) ile entegre çalışacak olan ReINVeS Angels, üyelerine isterse tek bir girişime isterlerse de fondan katılım payı alarak aynı anda yüzlerce girişime yatırım yapma olanağı sunuyor. Sistem, girişimcilerin yatırımcılarla belli periyotlarda bir araya gelerek yapılan geleneksel sunum günleri yerine sürekli ve dijital olarak gerçekleşecek ve melek yatırımcılar zamandan bağımsız olarak girişimcilerle online buluşacaklar. Melek yatırımcılar, seçtikleri bir girişimin arz edilen paylarından diledikleri miktarda alabilecekken aynı zamanda ReINVeS Ventures üzerinden sunulan hazır portföy paketlerine de yatırım yapabilecekler.  

 

Hem girişimler hem yatırımcılar mobil uygulama ile bir araya geliyor

 

Konuya ilişkin bir açıklama yapan ReINVeS Angels Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Yıldız; İştirak şirketimiz olan ve Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından akredite dijital melek yatırımcı ağımız ile ülkemizde resmi adı ‘Bireysel Katılım Yatırımcılığı (BKY)’ olan melek yatırımcılığı günümüz mobil dünyasına uyarlayarak yeni bir boyuta taşıyoruz ve adını da Dijital Melek Yatırımcı Ağı olarak değiştiriyoruz. Ülkemizde Melek Yatırımcılık Yönetmeliği 2013 yılında yayınlandı. Şu ana kadar 600 civarında lisans almış katılım yatırımcısı olmasına rağmen bu kişilerden 25-30’u ancak faal durumda. Melek Yatırımcılar olarak bilinen BKY’ler, kişisel maddi varlıklarını ve tecrübelerini başlangıç aşamasındaki girişimlere aktararak girişimlerin büyümelerini sağlayan gerçek kişilerdir. BKY’lerin yaptıkları yatırımlar, fonlar ya da stratejik ortaklıklarla kıyaslanınca düşük seviyelerde olup bu tip yatırımların amacı başlangıç aşamasındaki şirketin belli bir noktaya kadar ilerlemesini sağlamaktır. Kısacası, uygulanan mevcut sistemde yaygınlaşamayan ve lisans alanların sayılarını artıramadığımız bir durumla karşı karşıyayız. Bu yeni nesil dijital sistemle bize başvuru yapan ve melek yatırımcı olmaya uygun her yatırımcımızı hiçbir ücret talep etmeden sisteme üye yaparak lisanslarını onlar için alıyoruz. Şu an ağımızda onlarca meleğimiz var ve her geçen gün artıyor. Yıl sonuna en az 200 Dijital Melek Yatırımcıyı sistemimize eklemiş olacağız. Lisans almak isteyenler bize reinves.com websitemiz üzerinden ulaşabilir ve online başvuru yapabilirler” dedi.

 

“Geleneksel prosedürlerin olmadığı güvenli bir yatırım ortamı sağlıyoruz”

 

“Geleneksel sistemin gereği olarak para transferi, payların alınması vs. birçok bürokratik işlemin ve prosedürün manuel işletilmesi gerekiyor. Girişimci için de ister tek bir kişi ister onlarca kişiden yatırım alsın yürütmesi gerekli prosedürün uzun ve eziyetli oluşu sonucunda kaynağa kolay, hızlı ve zamanında ulaşamıyor” diyerek geleneksel sistemin handikaplarından bahseden Hakan Yıldız, ReINVeS Angels ile sağlanan avantajlar hakkında şu sözleri kaydetti:

 

“Dijital Melek Yatırımcılık sistemimiz, geleneksel uygulamalarda yaşanan sorunlarını tamamen ortadan kaldırdığı gibi, girişimci ile yatırımcının zamandan bağımsız olarak bir araya gelmesini sağlıyor ve yatırım kararı alındığı yatırım yapılabiliyor. Ne yatırımcı için ne de girişimci için herhangi bir imza/kağıt işlemi gerekmiyor. MKK, payları yatırımcıların hesabına dağıtırken para transferlerini de Takasbank güvenli bir şekilde gerçekleştiriyor. Yatırımcı için iki günlük bir cayma hakkı tanınırken, girişimciye gerekli tüm fon toplanamaz ise yatırımcıların ödemesi kesintisiz iade ediliyor. Ayrıca tek başına ve tek bir girişime yatırımcı olmak istemeyen bir yatırımcı diğer yatırımcılar ile beraber farklı girişimlerden oluşan hazır portföy paketlerinden (fonumuzdan katılım payı) alarak riskini azaltabiliyor.”

 

Bu yeni sistemle ülkemizdeki Melek Yatırımcıların artacağına inandıklarını dile getiren Yıldız, geliri ve/veya tecrübesi uygun herkesi bu ekosistemi büyütmek için www.reinves.com adresine başvuru yapmaya çağırdı. Başvuru yapanlardan hiçbir ücret almadan lisans başvurularını yaptıklarını da ekledi.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı