Category Archive : Ekonomi

Aksaray süt üretiminde markalaşmak istiyor

Aksaray

Türkiye’de büyükbaş süt üretiminde dokuzuncu sırada yer alan Aksaray, son yıllarda verilen desteklerle bu alanda daha iddialı hale geldi.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sağladığı desteklerle hayvancılıkta önemli yatırımların gerçekleştirildiği Aksaray’da, modern çiftliklerin sayıları her geçen gün artıyor. Kentte 2017 yılında günde 800 ton olan büyükbaş süt üretimi, 2019 yılında 1200 tona çıktı.

Hastalıktan ari 100 işletmeyle bu konuda Türkiye üçüncüsü olan Aksaray, tarımsal üretimde özellikle süt üretiminde de Türkiye’de ilk üçe girmeyi hedefliyor.

Aksaray Tarım ve Orman Müdürü Bülent Saklav, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kentin tarımsal üretimde Türkiye’de ilk 10 içerisinde yer aldığını söyledi.

Kentte, 250 bin büyükbaş, 750 bin de küçükbaş hayvanın bulunduğunu anlatan Saklav, şu bilgileri verdi:

“Tarımsal üretimde özellikle süt üretiminde Türkiye’de iyi bir yerimiz var. Ari 100 işletmeyle Türkiye üçüncüsüyüz. Günlük 1200 ton süt üretimiyle de Türkiye’de dokuzuncuyuz, amacımız daha üst sıralara çıkmak. Bunun için de çalışmalarımızı yoğun bir şekilde sürdürüyoruz.”

Saklav, kentteki çiftçilere, 2019 yılı içerisinde 216 milyon liralık tarımsal destek sağladıklarını, bunun büyük bir oranının hayvancılık üzerine olduğunu belirtti.

Amaçlarının kaliteli et ve süt üretmek olduğunu aktaran Saklav, şöyle konuştu:

“Kentteki 250 bin büyükbaş hayvandan 110 bini sağılıyor. Yıllık ödediğimiz süt desteklemesi de yaklaşık 50 milyon lirayı buluyor. Bizim istediğimiz kaliteli süt. Birçok çalışmamız var. Bizim bir projemiz var; çiftçimizi doğduğu yerde doyurmak. Bunun için de elimizden gelen çalışmayı yapıyoruz. 2019 yılı şehrimiz için çok iyi geçti. İnşallah 2020 yılı da daha aktif, verimli ve üretken geçer.”

“Günde yaklaşık 4 ton süt üretiyoruz”

İşletmeci Hidayet Koçak ise 40 dekar alanda kurulu çiftliğinde, sağılan 550 büyükbaş ineği olduğunu söyledi.

İşletmenin AB onaylı süt satma yetkisine sahip olduğunu belirten Koçak, şunları kaydetti:

“İneklerimin süt ortalaması 22-23 litre. Bu cins hayvanlarda makul olan rakamlar bunlar. Bunun üzerindeki rakamlarda hayvanı strese sokarız, yorarız. Günde yaklaşık 4 ton süt üretiyoruz. Şu anda sütümüz kaliteli olduğundan, Süt Konseyinin belirlediği fiyatların üzerinde bir rakamdan satıyoruz.”

Borsa liginin şubat şampiyonu Trabzonspor

İstanbul

Borsa İstanbul’da işlem gören spor şirketlerinden Trabzonspor Sportif Yatırım ve Futbol İşletmeciliği, geçen ay hisselerindeki yüzde 118,8’lik artışla yatırımcısına en fazla kazandıran spor şirketi oldu.

AA muhabirinin derlediği verilere göre, spor endeksi, şubat ayında yüzde 28,9 değer kazandı.

Söz konusu dönemi yüzde 118,8’lik kazançla tamamlayan Trabzonspor, yatırımcısına en fazla kazandıran spor şirketi olarak kayıtlara geçti. Süper Lig’de başarılı sonuçlar elde eden ve zirveye yerleşen Trabzonspor, bu başarısını borsada da gösteriyor.

Şubat ayında, Galatasaray Sportif Sınai ve Ticari Yatırımlar’ın hisseleri yüzde 60,7 değer kazanırken, Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret AŞ’nin hisseleri yüzde 1,6 azaldı. Fenerbahçe Futbol AŞ yüzde 30,9 ile şubat ayında yatırımcısına en fazla kaybettiren spor şirketi oldu.

Analistler, Trabzonspor ve Galatasaray’ın Süper Lig’de elde ettiği başarılı sonuçların borsada hisse performansına da yansıdığını belirtti.

Sportif başarının finansal açıdan önemli olduğunu kaydeden analistler, ligin üst sıralarında yer alan takımların Avrupa kupalarında mücadele ederek önemli gelir elde etme şansı bulunduğunu anımsattı.

Yıl başından bu yana en fazla kazandıran da Trabzonspor

Yıl başında bu yana da yatırımcısına en fazla kazandıran spor şirketi Trabzonspor oldu. Yılın 2 ayında Trabzonspor’un hisseleri yüzde 176,7 yükseldi.

Trabzonspor’u yüzde 85,2 ile Galatasaray, yüzde 2,9 ile Beşiktaş izledi. Fenerbahçe’nin hisseleri ise yüzde 18,2 azalış kaydetti.

En fazla piyasa değerine Galatasaray sahip

Halka açık 4 spor şirketinin piyasa değerleri açısından şubat ayı ilklerin yaşandığı bir ay oldu. Trabzonspor ve Galatasaray’ın piyasa değeri şubat ayında ilk defa 2 milyar TL’yi aştı.

Trabzonspor’un piyasa değeri 2 milyar 132 milyon 243 bin 491 TL’ye, Galatasaray’ın piyasa değeri de 2 milyar 349 milyon TL’ye kadar ulaştı. Spor hisselerinin piyasa değerinde de söz konusu dönemde 4 milyar 401 milyon 739 bin 49 TL’lik bir dalgalanma görüldü. Borsa İstanbul’da işlem gören 4 spor şirketinin toplam piyasa değeri toplam en yüksek 7 milyar 687 milyon 193 bin 491 TL’yi en düşük de 3 milyar 285 milyon 454 bin 442 TL’yi kadar gördükten sonra 5 milyar 213 milyon 647 bin 445 TL seviyesinde dengelendi.

Şubat ayında en fazla piyasa değerine Galatasaray sahip oldu. Galatasaray şubat ayını 2 milyar 30 milyon 400 bin TL piyasa değeriyle tamamladı. Galatasaray’ı 1 milyar 406 milyon 524 bin 254 TL ile Trabzonspor,1 milyar 171 milyon 923 bin 200 TL ile Fenerbahçe, 604 milyon 800 bin TL ile Beşiktaş izledi.

Borsada işlem gören 4 spor şirketinin Şubat 2020 kapanış fiyatı, şubat ayı değişimi, 2019 sonuna göre farkı ve piyasa değeri şöyle:

Şirket 2020 Şubat kapanış fiyatı 2020 Şubat aylık değişim 2019 sonuna göre fark Piyasa değeri (TL)
Trabzonspor 5,95 118,8 176,7 1.406.524.254
Galatasaray 3,76 60,7 85,2 2.030.400.000
Beşiktaş 2,52 -1,6 2,9 604.800.000
Fenerbahçe 11,84 -30,9 -18,2 1.171.923.200

TKDK’den Ankara’da 80,5 milyon lira bütçeli projelere destek

Ankara

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Ankara İl Koordinatörü Güzin Oyman, AA muhabirine, IPARD-II desteklerine ilişkin bilgi verdi. 

Söz konusu programın 8’inci başvuru çağrısı kapsamında Ankara’da 15 proje aldıklarını belirten Oyman, “Destek verilecek projeler et ve et ürünleri ile süt ve süt ürünlerinin işlenerek pazarlanması, süt toplama merkezlerinin kurulması, meyve-sebzelerin işlenmesi ve pazarlanması ile balıkçılık ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması konularında yürütülüyor.” dedi.

Sekizinci çağrı kapsamında projelerin incelenme aşamasında olduğunu ifade eden Oyman, şöyle konuştu:

“Bu projelerin yatırım tutarı yaklaşık 75 milyon lira. İncelemeler neticesinde projelere yüzde 40-50 hibe desteklemesi yapılacak. Başkentimize AB standartlarında hijyen ve çevre koruma kurallarına uygun, istihdama katkıda bulunacak işletmeler kazandırılacak.”

IPARD-II 6. çağrı kapsamında 37 proje desteklenecek

Öte yandan çiftlik faaliyetlerinin çeşitlendirilmesi ve iş geliştirme konularında düzenlenen IPARD II 6. başvuru çağrısı kapsamında toplam 93 projenin başvurusunun kabul edildiğini vurgulayan Oyman, bu kapsamda yapılan incelemelerin ardından 37 projenin uygun bulunduğunu bildirdi. Oyman, 56 projenin de incelemelerinin devam ettiğini dile getirdi.

Söz konusu 37 projeden 4’ünün kadın yatırımcı olduğuna dikkati çeken Oyman, şunları kaydetti:

“Bu projelerin de toplam bütçesi yaklaşık 5,5 milyon lira. Böylece IPARD-II 6’ncı ve 8’inci çağrı kapsamında yaklaşık 80,5 milyon lira bütçeli projelere destek sağlamış olacağız. Ankara’ya yüksek standartlı yatırımları kazandırmak için çağrılarımız devam edecek. Yatırımcılarımızı IPARD desteklerinden faydalanmaya davet ediyorum.”

Amiral gemisi Fed faiz silahını çekti, ekonomistler ‘devamı gelir’ dedi

İstanbul

Fed, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının ekonomik etkilerine ilişkin endişelerin artmasıyla 17-18 Mart’taki Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısı öncesi, politika faiz oranını 50 baz puan indirerek yüzde 1-1,25 aralığına çekti.

Söz konusu karar, FOMC’un 2008 küresel krizinden bu yana ilk kez planlı toplantıları öncesi aldığı faiz kararı oldu.

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Deniz Yatırım Stratejisti Orkun Gödek, komitenin faiz indirim kararını oy birliği ile aldığına işaret ederek, maksimum istihdam ve fiyat istikrarı hedeflerini tutturmak adına bu yönde bir adım atıldığını söyledi.

Güçlü ekonomik temel vurgusuna karşın hamle yapılma zaruretinin doğduğunu anlatan Gödek, “Zamanlama açısından sürpriz şekilde alınan faiz kararının ardından Fed Başkanı Jerome Powell da ekonomik görünümdeki yeni risklere karşı bu tarz bir adım attıklarını, Covid-19 kaynaklı risklerin görünümü değiştirdiğini, ekonomik temellerin hali hazırda güçlü olduğunu vurguladı. Ayrıca, ekonomiyi güçlü tutmak adına her türlü adımın atılmaya devam edileceği mesajını verdi.” dedi.

Gödek, Fed’in öne çıkan dört mesajını da, “Fed, gelişmelere göre araçlarını kullanmaya hazır ancak şu anda böyle bir ihtiyaç yok. Faiz indirimiyle hane halkı ve iş dünyası güveni desteklenecek. Faiz indirimiyle finansal koşullardaki sıkılaşma engellenebilir. Covid-19 kaynaklı etkilerin görülmesi açısından henüz ilk aşamada bulunuluyor ve geniş data setini görmeden konuşmak kolay değil. Ancak, otel ve turizm sektörlerinde sıkıntılar olduğuna dair geri dönüşler söz konusu.” şeklinde sıraladı.

“Fed önderliğinde koordineli para politikası kararlarının devamı gelebilir”

Orkun Gödek, Fed’in takvim dışı faiz kararının sırasıyla Nisan 1994, Ekim 1998, Nisan 2001, Eylül 2001, Ağustos 2007, Ocak 2008 ve Ekim 2008 dönemlerinde de tercih edildiğini, ekonomiye doğrudan pozitif etkileşim açısından bakıldığında ise 2001 öncesi dönemdeki iki hamle dışındakilerin efektif olduğunun görülmediğini söyledi.

Takvim dahilinde gerçekleştirilen FOMC toplantıları sonucunda Aralık 2016 ile Aralık 2018 dönemleri arasında federal fonlama oranı aralığının yüzde 0-0,25 düzeylerinden yüzde 2,25-2,50’ye yükseltildiğini, geçen yıl ise ticaret kaynaklı belirsizliklerin global ekonomi üzerinden ABD’ye yönelik riskler doğurması nedeniyle 75 baz puan indirimle sürecin ters yönde işletildiğini anımsatan Gödek, şunları kaydetti:

“2020 başlangıcında genel piyasa konsensüsü Fed’in en erken yıl ortasına dek politika faizinde herhangi bir hamle yapmaması, diğer yarıda ise adım atması durumunda tercihinin indirimden yana olacağı şeklindeydi. Keza Deniz Yatırım Araştırma Bölümü olarak bizim beklentimiz de bu minvalde oluşmaktaydı. Zamanlama açısından sürpriz faiz indirimi sonrasında Fed’in piyasa katılımcılarına sinyal etkisi kanalı üzerinden net bir mesaj verdiğini düşünüyoruz ve son dönem içerisinde gözlenen oynaklık artışı ve algı bozulmasından rahatsız olduğunu teyit ettiğine inanıyoruz.

Öte yandan ilk çeyrek büyüme performanslarının başta Çin ekonomisi olmak üzere global ekonomide zayıflamaya işaret edecek olması, hatta ikinci çeyreğe de risklerin taşınma potansiyelinde olduğunu gözettiğimizde sadece faiz indirimi vasıtasıyla para politikası üzerinden sürece müdahale etmenin kolay ve mümkün olmadığını düşünüyoruz.”

Gödek, Fed’in önderlik ettiği faiz indirimi sürecinin diğer üyelerin de katılımıyla devam edebileceğini belirterek, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) mart ayı toplantısı için yüzde 79 olasılıkla 5 baz puanlık faiz indirimi fiyatlandığını, Japonya ve İngiltere merkez bankalarından da benzer adımlar gelebileceğini kaydetti.

“Fed’in son aksiyonu durgunluğun gerçekleşeceğinin işareti olabilir”

Nordea Markets Baş Analisti Juha Vainikainen de, “Yeni bir parasal genişleme, ortaya çıkan yeni riskleri yatıştırmak için gerekli olabilir. Bol miktarda likidite içeren bir ortam, risklerin güvenli bir şekilde karşılanması için gerekli. Para politikası tüm sorunları çözemese de Fed’in son aksiyonu, küresel ekonomide daha ciddi bir şeyin gerçekleşeceğinin işareti olabilir. Durgunluk gibi… Böyle bir ortamda merkez bankaları enflasyon hedeflerini de kaçırabilir.” değerlendirmelerini yaptı.

Ara toplantı kapsamında yapılan faiz indirimi sonrası New York borsalarının negatif kapanış gerçekleştirdiğini, bunun yatırımcıların Fed’in kararından endişe duyduğunu gösterdiğini aktaran Vainikainen, şunları kaydetti:

“ABD hazineleri daha önce hiç olmadığı gibi satın alındı. ABD 10 yıllık tahvil faizleri yüzde 1’in altına düştü. FOMC gecelik endeks swapları, 18 Mart’ta yapılacak bir sonraki toplantıda 35 baz puanlık bir faiz indirimini fiyatlıyor.Öte yandan İngiltere Merkez Bankası’nın da en az 25 baz puan olmak üzere faiz oranını düşürmesi bekleniyor. Avustralya Merkez Bankası dün faiz oranlarını zaten düşürdü.

Kanada Merkez Bankası’nın bugün daha düşük oranlarda olması bekleniyor. Bu eylemler, bant genişliğine katılma konusunda ECB’ye yönelik baskıyı artıracaktır. ECB’den 10 baz puanlık bir indirim, gelecek hafta için neredeyse tamamen fiyatlandırılıyor. Ancak, ECB’nin faizleri düşürme kapasitesi ve istekliliği belirsizliğini koruyor. Öte yandan Fed’in ara toplantıdaki faiz indirimi ABD bankacılık hisselerine negatif etkiledi. ECB’nin faiz oranında indirime gitmesinin de Avro bölgesinde aynı şeyi yapması bekleniyor.”

“Fed, amiral gemisi olarak rolünün gereğini yaptı”

Commerzbank Ekonomisti Bernd Weidensteiner ise Fed’in cuma günü yaptığı açıklamanın ardından bankanın 50 baz puanlık bir indirime gitmesinin fiyatlandığını, ancak zamanlama açısından bir sürpriz yaşandığını söyledi.

Bu kapsamda Fed’in aksiyonunun aslında şaşırtıcı olmadığını vurgulayan Weidensteiner, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Fed, küresel merkez bankaları konvoyunda bir amiral gemisi olarak her zamanki gibi rolünün gereğini yerine getirdi. FOMC artık bekleyecek ve son faiz indiriminin gerçekten piyasaları stabilize edip etmediğini görecek. Bununla birlikte, ABD’de cornoavirüs salgınından etkilenenlerin sayısı da artıyor. Salgının olumsuz etkilerinin hızlı bir şekilde sona ermesi beklenmiyor. Bu kapsamda Fed gerekirse daha fazla faiz indirimiyle devam edecektir. Fed gerekirse, agresif bir şekilde ‘mühimmatını’, yani faiz indirimleri için kalan marjını kullanacaktır. Komite, erken bir şekilde aksiyon almanın, çok uzun süre beklemekten daha büyük bir başarı vadettiğini düşünmektedir.”

Bosch, Profilo’ya 67 milyon lira ödeyecek

İstanbul

Bosch‘un (BSH), Türkiye’de bir dönem ortaklık yapıp sonra sözleşmesini tek taraflı feshettiği müflis şirket Profilo‘ya (Telra), endüstriyel sabotajla zarara uğrattığı gerekçesiyle 67 milyon 373 bin 233 liralık tazminat ödemesine karar verildi.

AA muhabiri, Profilo Telra Elektronik Sanayi ve Ticaret AŞ’nin 13 Kasım 2012’de, bir dönem ortaklık yaptığı Alman firması BSH (Bosch und Siemens Hausgerate) Ev Aletleri Sanayi ve Ticaret AŞ aleyhine, “ticari ilişkiden kaynaklanan menfi tespit, alım satım tespiti, sözleşmeden kaynaklanan tazminat” talepleriyle açtığı ve Alman şirketin yüksek miktarda tazminat ödemesine yönelik hükümle sonuçlanan dava bilgilerini derledi.

Türkiye’de beyaz eşyadan sonra 1980’li yıllardan itibaren renkli televizyon üretimine geçilmesiyle büyüyen ve çeşitli markaları bünyesinde bulunduran (Profilo, Saba, Telefunken) Telra, 2003’te BSH ile tek satıcılık sözleşmesi imzaladı.

İki şirket arasında sözleşmeyle üstlenilen edimlerin tam ve gerektiği şekilde yerine getirilmediği, Telra’nın sözleşme tarihi olan 2003’ten itibaren sürekli zarara uğradığı gerekçesiyle anlaşmazlıklar yaşanmaya başladı.

Telra’nın pazar payı kaybı ve iflas erteleme başvurusu sonrası BSH 2008’de sözleşmeyi “şirketin satış sonrası servis hizmetlerini yerine getirmediği ve tüketici hakem heyeti kararlarını uygulamadığı” gerekçeleriyle tek taraflı feshetti, Telra’nın iflasına karar verildi ve karar 14 Nisan 2014’de kesinleşti.

Hukuki süreç

Sözleşmeyi 2008’de haksız şekilde feshettiği ve firmayı zarara uğrattığı gerekçesiyle BSH aleyhine, uğranılan zararların tazmin edilmesi talepli dava açan Telra’nın avukatı Serdar Tolga Aras, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne 2012 yılında sunulan dava dilekçesinde, Telra’nın sözleşmenin imzalandığı tarihte yüzde 25 civarındaki pazar payının yüzde 1’lere kadar düştüğü, rakiplerinin pazar payının yükseldiği ve BSH’nin piyasanın tek satıcısı haline gelerek piyasa payını arttırdığını savundu.

Bu süreçte yaklaşık 2 bin kişilik istihdamına son vermek zorunda kalan Telra’nın, Çerkezköy’de 182 bin 571 metrekare yüz ölçümlü arsa ve fabrika binasıyla tüm teçhizatlarının iflas dosyasında, değerlerinin çok altına satıldığı aktarılan dilekçede, “Bir marka uğradığı endüstriyel sabotaj sonrası, bu şekilde yok oldu. BSH ise bu şekilde Telra markasını pazardan silmiş, yerine başka bir markanın kahverengi eşyalarını pazara sokarak, bu markanın Türkiye pazarında bugünkü halini almasını sağladı.” denildi.

Dilekçede, sözleşmenin haksız biçimde feshedilmiş olduğunun ve davacı firmanın borçlu olmadığının tespit edilmesi istenirken, feshin gerçekleştiği 27 Mayıs 2008’den sözleşmenin sona erdirilebileceği en erken tarih olan 31 Aralık 2010’a kadar maruz kalınan zararın belirsiz alacak davası çerçevesinde tahsiline karar verilmesi talep edildi.

Dava değeri 10 milyondan 78 milyon 793 bin liraya çıktı

Davalı BSH avukatları tarafından mahkemeye sunulan cevap dilekçesinde ise fesih haksızlığıyla ilgili davanın Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesine açıldığı ve davacı lehine verilen kararın henüz kesinleşmediği, “menfi tespit” davasının da İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinde görüldüğü hatırlatılarak, bu iki davanın bekletici sorun yapılması istendi.

Dilekçede, davacı firmanın teminat göstermesine ve davanın hem usulden hem de esas yönünden reddine karar verilmesi talep edildi.

İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesindeki yargılama sürecinde dosya, birçok kez bilirkişi heyetlerine gönderildi.

Alınan iki bilirkişi raporunda çelişki olması nedeniyle üçüncü bir heyetten tekrar rapor alındı.

Bu raporda, “davalının 27 Mayıs 2008 tarihli feshinin haksız olduğu” belirtilirken, davacı firmanın sözleşme tarihi 27 Mayıs 2008 tarihinden sözleşmenin sona erdirilmesi gereken tarih olan 31 Aralık 2010’a kadar kadar uğramış olduğu müspet zararın 78 milyon 793 bin 572 lira olduğu kaydedildi.

Bilirkişi raporlarında belirtilen zarar miktarı doğrultusunda davacı taraf avukatı Aras, mahkemeye 25 Aralık 2019’da bir ıslah dilekçesi sundu. Dilekçede, 10 milyon lira olarak açılan belirsiz alacak davasının değerinin, sunulan bilirkişi raporu doğrultusunda 78 milyon 793 bin 572 liralık miktar üzerinden kabul edilmesi talep edildi.

Mahkeme 67 milyon 373 bin lira ödenmesine hükmetti

Davayı 8 yıl süren yargılama sonrasında karara bağlayan mahkeme heyeti, 27 Mayıs 2008 tarihli fesih ihtarında dayanılan sebebin fesih için haklı bir gerekçe oluşturmadığı sonucuna ulaşıldığını bildirerek, davalının 8 Ekim 2003 tarihli dağıtım sözleşmesini 27 Mayıs 2008’de feshetmesinin haksız olması nedeniyle davacı tarafın haksız fesihten kaynaklanan zararını talep edebileceğini dile getirdi.

Heyet, dağıtım sözleşmenin haksız şekilde feshedildiğinin tespitine ve 67 milyon 373 bin 233,68 liralık zararın, dava tarihi olan 13 Kasım 2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmetti.

Mahkeme, harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin de davacı ve Hazine’ye (harç) verilmesini kararlaştırdı.

Öte yandan davalı firmanın kararın bozulması için istinaf mahkemesine başvurduğu öğrenildi.

Kovid-19 nedeniyle sınırda bekleyen 150 tır yumurta için çözüm arayışı

Ankara

Yumurta üreticileri, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının ardından İran ile Türkiye arasındaki sınır kapıları geçici süreyle giriş-çıkışlara kapatılmış, bu kapsamda Ağrı’daki Gürbulak Sınır Kapısı’nda da önlem alınmıştı. Sınır kapısında uzun tır kuyrukları oluşurken, bu kapsamda ihraç edilecek yumurta yüklü tırlar da sınırda beklemeye başladı.

Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM-BİR) Başkanı İbrahim Afyon, AA muhabirine, Kovid-19 nedeniyle sınır kapısından geçiremedikleri tırlar için Ticaret, Tarım ve Orman ile Sağlık bakanlıklarından destek beklediklerini ve ilgili kurumlarla görüşmeler yaptıklarını söyledi.

Tırların çıkışı için onay verilmesini istediklerini belirten Afyon, sınırda 20 firmaya ait 150 tırın beklediğini ve bu araçlarda 3 bin 500 ton yumurta olduğunu bildirdi. Afyon, bu ürünlerin İran üzerinden Doğu ve Körfez ülkelerine ihraç edilmesi için gönderildiğini vurgulayarak, şöyle konuştu:

“İnsan sağlığını tehdit etmeden, virüsü içeriye bulaştırmadan bu malları dışarı aktarmak istiyoruz. Yumurtamızın sadece 1 kilometre daha geçerek ara bölgeye aktarılmasını talep ediyoruz. Şoförlerimiz özel kıyafetli olacak ve araçtan inmeyecek, karşı tarafın özel kıyafetli ekibi malı alacak. Şoförümüz hiçbir temas kurmadan ara bölgeden geri gelecek, gerekirse karantinaya tabi olacak. Yumurtaların miadı yaklaşıyor. Hükümetimizin bir an önce bu konuda karar vermesini bekliyoruz. Sağlık Bakanlığımızın insan sağlığını riske atmadan malımızın sevkiyatının önünü açmasını umuyoruz. Bizimle aynı durumda olan diğer sektörlerle de istişare halindeyiz ancak en riskli ürün yumurta, ardından da beyaz et geliyor. Diğer kapılarda uygulanan temassız aktarıma Gürbülak Sınır Kapısı’nda da izin verilmesini bekliyoruz.”

“Yumurta bedelini peşin almıştık”

Afyon, Sağlık Bakanlığının Kovid-19 için son derece hassas olduğunu ve alınan bu kararlara saygı duyduklarını ifade ederek, “Biz de güvence veriyoruz, en ufacık risk varsa malımızı orada imha ederiz. Araçlarımızın sadece 1 kilometre daha ilerlemesini istiyoruz. Bakanlığımıza hak veriyoruz ama anlayış bekliyoruz.” dedi.

Bu yumurtaların 3 milyon dolar olan bedelini peşin olarak aldıklarını ve kullandıklarını dile getiren Afyon, şunları kaydetti:

“Yumurtaların geçişine izin verilmemesi halinde bu parayı karşı tarafa ödemek zorunda kalacağız. Yumurtaları teslim edemezsek sektörümüz büyük sıkıntı içine girecek. Yumurtaları son kullanma tarihlerinin dolması halinde imha edeceğiz ve sektörün zararı daha da artacak. Tırlarımızın 1-2 gün içinde acilen kapılardan geçmesini bekliyoruz. Şimdiden adet başına maliyeti 37 kuruş olan yumurtayı 20 kuruşa satamıyoruz. Tırlar geri dönerse 10 kuruşa kadar iner.”

‘Mevduat/Katılım Fonu Hesabı Bulunan Banka Sorgulama’ e-Devlet’ten yapılabilecek

İstanbul

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), e-Devlet Kapısı‘na özel geliştirilen “Mevduat/Katılım Fonu Hesabı Bulunan Banka Sorgulama” adlı hizmetin kullanıma açıldığını duyurdu.

BDDK’nın resmi internet sitesinde yer alan açıklamada, 11. Kalkınma Planı’nda (2019-2023) bulunan, kamu hizmetlerinin vatandaş odaklı bir bakış açısıyla elektronik ortama taşınması ve e-Devlet Kapısı’ndan hizmet sunumunun artırılması amacı çerçevesinde, vatandaşlara hangi bankalarda mevduat ve katılım fonu hesabı olduğu bilgisinin internet ve mobil teknolojiler üzerinden güvenli bir şekilde sunulabilmesine yönelik olarak BDDK sorumluluğunda e-Devlet Kapısı’na özel geliştirilen “Mevduat/Katılım Fonu Hesabı Bulunan Banka Sorgulama” adlı hizmetin kullanıma açıldığı bildirildi.

Söz konusu hizmetin www.turkiye.gov.tr adresinde BDDK’ya ilişkin alanda yer aldığı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Bu hizmet kapsamında hangi bankalarda mevduat ve katılım fonu hesabının bulunduğu bilgisi sorgulanabilecektir. Hesap bakiyesi, hesabın bulunduğu şube bilgisi ve benzeri ayrıntılar ilgili bankalardan öğrenilebilecektir. Sorgulamada, ‘Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gerçek kişiler adına bankaların yurt içi şubelerinde açılmış olan, tasarruf mevduatı niteliğindeki, Türk Lirası, yabancı para veya kıymetli maden depo hesabı cinsinden, vadeli-vadesiz mevduat hesapları ile özel cari hesap ve katılma hesapları’ bilgileri kullanılmaktadır.”

Borsa günü düşüşle tamamladı

İstanbul

Borsa İstanbul‘da BIST 100 endeksi, önceki kapanışa göre 421,89 puan azalırken, toplam işlem hacmi 11,2 milyar lira olarak gerçekleşti.

Bankacılık endeksi yüzde 1,12 değer kazanırken holding endeksi yüzde 0,77 değer kaybetti. Sektör endeksleri arasında en fazla kazandıran yüzde 1,54 ile inşaat, en çok gerileyen ise yüzde 4,37 ile ulaştırma oldu.

Analistler, koronavirüs salgını sebebiyle başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere dünya genelinde merkez bankalarının faiz indirmesiyle pay piyasalarında karışık bir seyir gözlemlendiğini ifade etti.

İtalya’da hükümetin, yeni tip koronavirüse (Kovid-19) yönelik önlemler çerçevesinde ilk ve orta dereceli tüm okullar ile üniversitelerin kapatılmasını görüştüğünü bildirmesinin endişeleri artırdığını belirten analistler, konuyla ilgili haber akışının takip edileceğini aktardı.

Analistler, yarın yurt dışında ABD’de fabrika siparişleri başta olmak üzere veri gündeminin takip edileceğini dile getirerek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 112.500 seviyesinin direnç, 107.200’ün destek konumunda olduğunu kaydetti.

Avro Bölgesi’nden yeni tip koronavirüs etkisine karşı ‘hazırız’ mesajı

Londra

Avro Grubu üyesi ülkelerin Maliye Bakanları, yeni tip koronavirüse (Kovid-19) ilişkin ekonomik risklerin ele alındığı bir telekonferans toplantısı düzenledi.

Toplantının sonuç bildirgesinde, Avro Grubunun Avrupa Birliği Komisyonu, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve AB dönem başkanlığını yürüten Hırvatistan’ın virüs nedeniyle bölgede yaşanan finansal gelişmeleri ve ekonomik etkileri yakından takip ettiği belirtildi.

Üye ülkelerin gerekli önlemleri almasından, AB Komisyonunun üye ülkelerin ihtiyaçlarının saptanması ve bu ihtiyaçlara cevap verilmesi konusundaki attığı adımlardan memnuniyet duyulduğu ifade edilen bildirgede, şunlar kaydedildi:

“Yeni tip koronavirüsün, tedarik zincirinde aksaklıklara yol açmak dahil olmak üzere, büyüme üzerindeki dikkate değer potansiyel etkisini değerlendirerek, (sorunun çözümüne yönelik) cevaplarımızın koordineli bir şekilde verilmesi konusunda kararlıyız.

Güçlü ve sürdürülebilir bir büyümenin sağlanması ve aşağı yönlü risklerin daha fazla artmasının engellenmesi için gerekli bütün politika araçlarını kullanmaya hazırız. Büyümeyi desteklemek için uygun olduğu yerlerde, koordineli bir şekilde, mali önlemler de dahil olmak üzere, daha fazla politika eyleminin uygulanmasına hazırız.”

Bildirgede, bir sonraki Avro Grubu toplantısının bu ayın ortalarında yapılmasının planlandığı ve gelişmelerin yeniden ele alınacağı bilgisi de paylaşıldı.

“Virüs, bazı bölgeleri özellikle sert şekilde vurdu”

Avro Grubunun Başkanı Maria Centeno, toplantıya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Yeni tip koronavirüs, bazı bölgeleri özellikle sert bir şekilde vurdu. Verilen tepki de (üye ülkeler arasında) farklılaştı. Üye ülkelerin aldıkları önlemleri ve AB Komisyonun politika eylemlerini memnuniyetle karşılıyoruz.” ifadelerini kullandı.

AB’nin büyümesinin desteklenmesi konusunda kararlı olduklarını belirten Centeno, “Daha fazla politika eyleminin hayata geçirilmesi konusunda hazırlıklıyız.” dedi.

Centeno, Avro Bölgesi’nin mali çerçevesinin, hükümetlerin kontrolü dışındaki “olağanüstü gelişmelerde” esnekliğe sahip olduğunu kaydetti.

IMF’den Kovid-19 için 50 milyar dolarlık yardım paketi

Washington

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele için 50 milyar dolarlık kaynak ayırdıklarını söyledi.

IMF Başkanı Georgieva ve Dünya Bankası Başkanı David Malpass, Kovid-19 salgınına ilişkin ortak basın toplantısı düzenledi.

Salgının hızla yayıldığını ve küresel bir sorun oluşturduğunu dile getiren Georgieva, “Arz ve talebin önemli unsurlarını etkilediği için bu şokun alışılmadık bir durum olduğunu biliyoruz.” dedi.

Georgieva, hastalık ve ölümlerin tedarik zincirinde aksamalara neden olduğuna işaret ederek, virüsü kontrol altına alma çabalarının da hareketliliği sınırladığını, tedarik zincirindeki kısıtlamalar ve sıkılaşan kredilerle iş yapma maliyetinin yükseldiğini anlattı.

“Küresel büyüme geçen yılki seviyenin altına inecek”

Talebin de yüksek belirsizlik nedeniyle etkilendiği aktaran Georgieva, artan ihtiyati tedbirler, virüsü kontrol altına alma çabaları ve yükselen finansal maliyetlerin harcama kabiliyetini azalttığını ve salgının tüm bu etkilerinin sınırları aştığını ifade etti.

Georgieva, küresel finansal sistemin 2008’deki küresel finansal kriz öncesi döneme göre çok daha dirençli ve sağlam olduğunu belirterek, “Küresel büyüme 2020’de geçen yılki seviyelerin altına inecektir ama bunun ne kadar düşeceğini ve etkilerinin ne kadar süreceğini öngörmek zor.” dedi.

“1 trilyon dolarlık kredi kapasitemiz var”

Arz ve talep şoklarına karşı makro-finansal politika adımlarının gerekli olabileceğini vurgulayan Georgieva, finansal istikrara yönelik risklerin dengelenebilmesi için yeterli likiditeye de ihtiyaç olduğu dile getirdi.

Georgieva, “Durum hızla gelişiyor ve şartlar gerektiriyorsa salgına daha güçlü ve koordineli bir yanıt vermeye hazır olmalıyız.” diye konuştu.

IMF’nin destek talep edebilecek düşük gelirli ve gelişmekte olan ülkeler için acil durum finansman kaynağı ayırdığını belirten Georgieva, “Üyelerimizin cömertliği sayesinde, toplam 1 trilyon dolarlık kredi kapasitemiz var. Düşük ve orta gelir gelirli ülkeler için bir IMF programına ihtiyaç duymadan ulaşabilecekleri 50 milyar dolarlık acil durum finansmanına sahibiz.” dedi.

Dünya Bankası Başkanı David Malpass de Dünya Bankası Grubu’nun da Kovid-19 salgınına karşı 12 milyar dolarlık yardım paketini devreye aldığını hatırlatarak, bankanın gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçları doğrultusunda salgına karşı hızlı ve esnek yanıtlar vermeye çalıştığını söyledi.