Category Archive : Ekonomi

Türkiye’nin Çin’e hazır giyim ihracatı yüksek maske talebinin etkisiyle yüzde 500 arttı

İzmir

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının ortaya çıktığı Çin’e tek kullanımlık maske satışı, hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün bu ülkeye ihracatının rekor seviyede artmasını sağladı. Sektörün Çin‘e yaptığı ihracatın yarıya yakınını maske satışı oluşturdu.

AA muhabirinin Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerinden derlediği bilgilere göre, şubat ayında Türkiye’den Çin’e yapılan ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12 azalarak 144 milyon dolara geriledi.

Bu ülkeye dış satım bütün sektörlerde azalırken hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı yaklaşık yüzde 500 artış gösterdi. Şubat ayında Çin’e gerçekleştirilen hazır giyim ve konfeksiyon dış satımı 5 milyon 96 bin dolardan 30 milyon 500 bin dolara yükseldi.

Bu artışta, Kovid-19 salgını nedeniyle tek kullanımlık maskeye yönelik yüksek talep belirleyici oldu. Türkiye’den Çin’e tek kullanımlık maske ihracatı, şubat ayında kayıtlara 13 milyon 527 bin dolar olarak geçti.

“Çin’de üretim yavaş yavaş başlıyor”

Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, en büyük maske üreticisi olan Çin’e geçen yılın şubat ayında maske ihracatı yapılmadığını, bu yılın aynı ayında ise 13 milyon doların üzerinde satış gerçekleştirildiğini söyledi.

“Bu anlık bir durum. Çin’deki durum geçince bu rakamlar yine düşecektir.” diyen Sertbaş, Türkiye genelinde hazır giyim ve konfeksiyon ihracatının ocak-şubat döneminde geçen yıla göre yüzde 10 artarak 3 milyar doların üzerine çıktığını, bunda Kovid-19 salgınının etkili olabileceğini dile getirdi.

Salgının küresel ekonomiye etkilerinin yanında sağlık boyutuna dikkati çeken Sertbaş, “keşke olmasaydı” dediklerini belirtti.

Kovid-19 salgınından Türkiye’de olumlu etkilenecek sektörlerin başında hazır giyim ve konfeksiyonun geldiğini vurgulayan Sertbaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Herhangi bir ihracatçı ülkenin piyasadan çekilmesi illa ki bize yarayacak ancak ‘Çin’deki bütün üretim durdu, bütün satışlar Türkiye’ye gelecek’ diye bir şey söz konusu değil. Rehavete kapılan arkadaşlarımız var. Çin’deki durum bizim yeni pazar arayışlarımıza, başka bölgelere yoğunlaşmamıza engel olmasın. Çin’den bize yönelenler olacaktır ama bu gelip geçici olabilir. Mart rakamları bütün sektörler adına bize daha net sonuçları verecektir. Biraz daha beklemek gerektiğini düşünüyorum.”

“Ön izin şartı yerinde bir karar”

İzmir’de maske üretimi yapan bir firmanın yönetim kurulu başkanı Hasan Seçkin de doğrudan ihracat yapmadıklarını, kendilerinden ürün alan bazı firmalarının bunları Çin’e sattıklarını söyledi.

Şubattaki ihracatı maske üreticilerinin değil, “piyasadan ürün toplayan fırsatçıların” yaptığını savunan Seçkin, maske dış satımına ön izin şartı getirilmesinin yerinde bir karar olduğunu ifade etti.

Seçkin, “Ağırlıklı olarak bizim gibi üreticilerden toplayıp ihracat yapan aracı firmaların olduğunu duyuyoruz. Depolardaki ürünlerimiz bu aracı firmaların çekmesiyle azalınca fiyatlar arttı. Bu kapsamda başta maske olmak üzere bazı sağlık ekipmanlarının ihracatının Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun ön iznine bağlanmasını son derece olumlu buluyoruz.” diye konuştu.

Önceliklerinin her zaman sağlık kuruluşları olduğunu belirten Seçkin, “Önceden günde 8 saat çalışan fabrikalarımız şimdi 7 gün 24 saat çalışıyor. Türkiye’nin her yerinden talep geliyor. Gelen müşterilere de en erken ekim ayında ürün teslimi yapacağımızı söylüyoruz.” dedi.

OSB’ler Kovid-19 salgını nedeniyle alternatifleri değerlendiriyor

Ankara

OSTİM Organize Sanayi Bölgesi Sanayici İşadamı ve Yöneticileri Derneği (ORSİAD) Başkanı Levent Çamur, AA muhabirine, Çin‘in Vuhan kentinde başlayıp birçok ülkeye yayılan yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) ticarete etkilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.

Kovid-19 vakası sayısının 2003 yılında en az 24 ülkeye yayılan sars virüsü vakalarını geçtiğine işaret eden Çamur, 17 yıl önce salgınla mücadele ederken dünya üretiminin yüzde 8’ini karşılayan Çin’in bugün de aynı mücadeleyi vermeye çalıştığını söyledi.

Çamur, dünyanın en büyük iki ekonomisinden biri olan Çin’de üretim çarklarının salgından korunma önlemleri nedeniyle yavaşladığını, hatta durma noktasına geldiğini ifade etti. Kovid-19 nedeniyle ülkede tedarik sorunu yaşandığını, bu sorunun Türkiye de dahil tüm dünyayı etkileyeceğini vurgulayan Çamur, “Almanya ve Rusya’dan sonra en büyük ticaret ortaklarımızından biri olan Çin, başkent Ankara’nın da en fazla ithalat ve ihracat yaptığı ülkelerden. Özellikle sanayide kullanılan ara mallar konusunda bu ülke, en büyük ithalatçımız konumunda.” diye konuştu.

Çin’de, Kovid-19 salgınının yanı sıra koruyucu maske yetersizliğinin de ayrı bir sorun haline geldiğine dikkati çeken Çamur, ülkedeki yerel otoritelerin, üretimi duran fabrikaların yeniden açılabilmesi amacıyla şirket sahiplerinin çalışanları için en az 10 günlük maske stoku bulundurmasını zorunlu kıldığını, bunun da üretimi kaosa sürüklediğini dile getirdi.

“Sanayi ara mallarında alternatif ülkelere yönelmeliyiz”

Çamur, Çin’de üretimde yaşanan kaosun, ekonominin bel kemiği niteliğindeki sektörlerde aksamaya ve maliyet artışına neden olabileceğini dile getirerek şunları kaydetti:

“Ankaralı sanayicinin, özellikle ara malı temininde en önemli partneri olan Çin’in tedarikte yaşadığı aksamanın etkileri yakın gelecekte daha çok hissedilecektir. Başkent sanayisinin çok güçlü olduğu demir çelik, makine, plastik, otomotiv, otomotiv yan sanayi gibi sektörlerde ara malı ihtiyacının Çin’den karşılanan kısmıyla ilgili mutlaka tedbir almalı ve alternatiflere yönelmeliyiz. Elbette en büyük isteğimiz ara mal tedarikinin yerli kaynaklardan yapılmasıdır. Kısa vadede olmasa bile orta ve uzun vadede planlamanın yerli tedarikçi veya iş birliğiyle yapılması çok önemli.”

Kovid-19 salgınıyla yaşanan sıkıntının ticari açıdan fırsata da dönüştürülebileceğini belirten Çamur, “Kovid-19 nedeniyle Çin’de üretim yaptıran birçok şirket ya fabrikasını durdurdu ya da faaliyetlerini kademeli sürdürüyor. Çin’de üretim kapasitesinin azalmasıyla Türk ihracatçısına önemli fırsatlar doğabilir. Türkiye, tedarik noktasında çeşitliliği olan bir ülke, otomotiv, tekstil, sebze-meyve gibi sektörlerde, koronavirüs krizini fırsata çevirebilir.” dedi.

Borsa güne düşüşle başladı

İstanbul

Açılışta BIST 100 endeksi, 248,06 puan ve yüzde 0,22 değer kaybederek 110.959,21 puana indi. Bankacılık endeksi yüzde 0,52 düşüş kaydetti, holding endeksi yüzde 0,02 yükseldi. Sektör endeksleri arasında en fazla kazandıran yüzde 1,29 ile menkul kıymet yatırım ortaklığı, en çok gerileyen ise yüzde 1,20 ile iletişim oldu.

Küresel piyasalar Fed sürprizi sonrası yön arayışında

BIST 100 endeksi, dün ABD Merkez Bankası’nın (Fed) sürpriz bir şekilde politika faizini düşürmesinin ardından hızlanan yükselişi ile yüzde 3,63 değer kazanarak, günü 111.207,27 puandan tamamladı.

Fed, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının ekonomik etkilerine ilişkin endişelerin artmasıyla 17-18 Mart’taki Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısı öncesi, dün akşam politika faizini 50 baz puan indirerek yüzde 1-1,25 aralığına çekti.

Fed’in faiz kararı şok etkisine neden oldu

Fed’in, 2008 küresel krizinden bu yana ilk kez planlı toplantılarının dışında faiz kararı alması, küresel piyasalarda şok etkisine neden olurken, genişlemeci politikaların Türkiye’nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülke varlıklarını pozitif etkilemeye devam etmesi bekleniyor.

Analistler, Fed’in hamlesinin finansal piyasaları desteklemekle birlikte Kovid-19 salgını ve ekonomi üzerindeki etkilerine yönelik endişeleri artırdığına dikkati çekerek, bundan sonraki süreçte yatırımcıların Kovid-19 salgınına ilişkin haber akışına daha duyarlı hale gelebileceğini söyledi.

Bugünün yoğun veri gündeminde ABD ve Avrupa’da açıklanacak hizmet sektörü PMI’ların öne çıktığını, Suriye ile ilgili gelişmelerin de gündemin odağındaki yerini koruduğunu belirten analistler, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 112.500 seviyesinin direnç, 107.200’ün destek konumunda olduğunu kaydetti.

Ticaret Bakanı Pekcan: Tıbbi maskede fahiş fiyat artışıyla ilgili 9 firma para cezasına çarptırıldı

Ankara

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcanyeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının dünyanın birçok bölgesinde yayılmasıyla Türkiye’deki tıbbi maske fiyatlarında görülen artışlara ilişkin değerlendirmede bulundu. 

                    

Sözlerine hem Bahar Kalkanı Harekatı’ndaki hem de Ağrı’da saldırıya uğrayan gümrük personeli şehitlerini anarak başlayan Pekcan, yaralılara da acil şifa diledi.

Pekcan, Bakanlık olarak Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü kanalıyla denetimlerini sürdürdüklerini belirterek, son zamanlarda özellikle Kovid-19 salgınının başlamasından sonra maske ve bazı tıbbi cihaz ve ekipmanlarında fahiş fiyat artışları yapıldığı yönünde şikayetler almaya başladıklarını söyledi. 

Resmi olarak Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumundan 1, Fethiye Devlet Hastanesinden 3 şikayet geldiğini, Bakanlığın da resen 9 tespit yaptığını ifade eden Pekcan, şöyle konuştu:

“Toplam 13 firmayı inceledik. Kendilerinden savunmalarını aldık. 3 Mart itibarıyla da Reklam Kurulumuz toplandı. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde Reklam Kurulunda 13 firmadan 9’u haksız fiyat artışı nedeniyle idari para cezasına çarptırıldı. Firma başına 104 bin 781 lira, toplam 943 bin lira para cezası uyguladık. Bu incelemelerimiz sürecek. Aynı firma bu uygulamasına bir kez daha devam ederse cezaları 10 katına kadar çıkarma yetkimiz var.”

“Şikayetler Alo 175’e veya HFA uygulamasına yapılmalı”

Vatandaşların çoğunlukla sosyal medyadan şikayetlerini dile getirdiğine dikkati çeken Pekcan, Alo 175 hattına ya da Haksız Fiyat Artışı (HFA) mobil uygulaması üzerinden şikayetlerin iletilmesi gerektiğini, aksi takdirde Bakanlığın resen takip ettiklerinin dışında soruşturma açılamadığını bildirdi.

Pekcan, Kovid-19 salgınının dünyada çok fazla yaygın hale geldiğini belirterek şöyle devam etti:

“Çok şükür Sağlık Bakanımızın altını çizdiği gibi bugüne kadar Türkiye’de görülmedi ancak görülmesi büyük bir olasılık. Çünkü her taraftan komşularımızda ve yakın çevremizde bulunmakta. Bu konuda da tedbir almak üzere bugün Resmi Gazete’de yayımlandı, başta maske olmak üzere bazı sağlık ekipmanlarının ihracatını Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun ön iznine bağladık. Buradaki amacımız herhangi bir salgın olasılığına karşı öncelikle halkımızın iç talebini karşılayabilmek. Bu talebin en iyi şekilde yönetilebilmesi ve yönlendirilmesi için ihracatı ön izne bağladık. Ocakta maske satışlarında yüzde 45, şubatta da yüzde 70 artış var. Bu, bize bir hareketliliğin olduğunu gösteriyor. Türkiye’deki maske üretimi bizim yerel ihtiyacımızı fazlasıyla karşılayacak durumda ancak küresel talepler son dönemlerde çok arttı. Bizim amacımız üreticimizin ve ihracatçımızın ticaretine engel olmak değil, öncelikle iç talebin karşılanmasını sağlamak ve fazlasının ihracatının da önünü açmak. Vatandaşımızı da koronavirüs karşısında her türlü tedbiri almaya davet ediyorum, bu konuda devlet olarak elimizden geleni yapıyoruz.”

“Tüketicinin paket turları iptal etme hakkı bulunuyor” 

Paket turlarla ilgili de şikayetler geldiğini, bu anlamda gerekli soruşturmaları başlattıklarını dile getiren Pekcan, “Aynı kanun çerçevesinde mücbir sebepler nedeniyle tüketicinin paket turları iptal etme hakkı bulunmaktadır. Bunu da hem tüketicilerimize bir kez daha hatırlatmış hem de ilgili tur operatörlerine bu mesajımızı bir kez daha vermiş olalım.” dedi.

Bakan Pekcan, bir soru üzerine, dün toplanan Sağlık Politikaları Kurulunda her türlü olasılığa karşı nasıl hazırlıklı olunacağına ilişkin stratejilerin paylaşıldığını ifade ederek, Türkiye’nin salgına karşı çok ciddi tedbirler aldığını, hem bazı gümrük kapılarının kapatılması hem de ihracatın önünün kesilmemesi yönünde kendilerinin de önlemleri uygulamaya koyduklarını söyledi.

Uluslararası Nakliyeciler Derneği ile beraber Habur Sınır Kapısı’nda dorselerin değiş tokuşuna ilişkin çalışmalar yürüttükleri bilgisini veren Pekcan, “İtalya’ya olan ihracatımızda da Trieste’ye Türkiye’deki 5 limandan mallar gidiyor. Pendik, Yalova, Mersin, İzmir, Çeşme limanlarından dorse ile sevkiyatlarımızı gerçekleştirmeye devam edeceğiz.” dedi. 

Pekcan, daha önce gündeme gelen Bulgaristan’a maske gönderilmesine yönelik kararın durdurulup durdurulmayacağına ilişkin soru üzerine de şunları kaydetti:

“Tabii ki Türkiye taahhütlerini yerine getirecektir. Zaten üretim kapasitemiz gerçekten çok fazla. Yanlış hatırlamıyorsam adet olarak 1 milyar 300 milyon gibi bir üretim kapasitemiz var. Yeterince fazla ama önce milletimizin iç talebini karşılamamız lazım. Küresel taleplerin de giderek artacağı gözüküyor. Biz önlemimizi aldık.”

Emeklilere ödenecek asgari banka promosyon tutarları belirlendi

Ankara

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile Ziraat Bankası arasında emeklilere banka promosyonu verilmesi için protokol imzalandı. SGK’de düzenlenen protokolün imza törenine, SGK Başkan Vekili İsmail Yılmaz ile Ziraat Bankası Pazarlama Grup Başkanı Turgut Gülcihan katıldı.

SGK’nin her daim emeklilerin yanında olmaya devam ettiğini, gerek emekli aylıklarındaki artışlar gerek bayram ikramiyesi düzenlenmesi, banka promosyon ödemeleri, SGK destek primlerinin kaldırılması gibi iyileştirmeleri sürdürdüklerini vurgulayan Yılmaz, “Ancak son günlerde basında, ’emeklilerin aylıklarından kesinti yapılacak’, ‘sosyal güvenlik destek primi’ yeniden getirilecek, bayram ikramiyelerinde kesintilere gidilecek’ haberleri gerçeği yansıtmamaktadır. Biz her daim emeklilerimizin durumlarını iyileştirmeye devam ediyoruz.” diye konuştu. 

Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2017’deki talimatı üzerine, SGK ve bankalar arasında imzalanan protokol kapsamında emeklilere ilk defa 3 yıllık süre için promosyon ödenmesinin sağlandığını anımsatarak, sözleşme süresinin bu ay itibarıyla dolduğunu hatırlattı.

13 milyon emekliye 9 milyar lira promosyon ödemesi

Bu kapsamda 12 milyon emekliye bankalar tarafından 4,6 milyar lira tutarında ödeme yapıldığı bilgisini veren Yılmaz, şu değerlendirmede bulundu: 

“Bu üç yıllık sürenin sona ermesiyle Sayın Bakanımız Zehra Zümrüt Selçuk Hanımefendi’nin talimatları doğrultusunda 2020-2023 dönemi için yeni bir sözleşme yapılması çalışmalarını bugün itibariyle tamamlamış bulunmaktayız. Bu kapsamda emekli aylığı; 1500 liraya kadar olan emeklilerimize 500 lira, 1500-2 bin 500 lira arasında olan emeklilerimize 625 lira, 2 bin 500 lira üstünde aylık alan emeklilerimize ise 750 lira tutarında promosyon ödenmesi kararını aldık. Bu artışlarla birlikte bu dönemki promosyon ödemelerinde bir önceki döneme göre yüzde 66 oranında artış sağladık.

Önümüzdeki dönemde 13 milyon emeklimize yaklaşık 9 milyar lira tutarında promosyon ödemesinin yapılmasını öngörüyoruz. Emekli aylığı ödeyen en büyük pay Ziraat Bankamıza ait. Bu oran da yaklaşık yüzde 40 civarında olacak diye tahmin ediyoruz.” 

Yılmaz, diğer kamu ve özel bankalarının da emeklilere bu konuda gerekli hassasiyeti ve itinayı göstereceğine inandıklarını vurgulayarak, “Bu çalışma ile ödenecek asgari promosyon tutarlarını belirledik. Bankalar kendi inisiyatifleri ile bu tutarın üzerinde de ödemeler yapabileceklerdir. Belirlediğimiz tutarlar bizim asgari olarak belirlediğimiz tutarlardır.” diye konuştu. 

Emeklilerin promosyon ödemesi alabilmesi için tek şartın maaş aldığı bankada 3 yıl kalma taahhüdünde bulunması olduğunu dile getiren Yılmaz, belirlenen rakamlar üzerinden, ilk olarak Ziraat Bankası ile promosyon protokolünü bugün imzaladıklarına işaret etti. 

Diğer bankalarla protokollerin de hızla imzalanacağını ve kamuoyuyla paylaşılacağını anlatan Yılmaz, “Az önce Sayın Genel Müdürümüzle konuştuğumuzda da şunu ifade ettiler, bugün itibarıyla tüm emeklilerimiz müracaat ettikleri takdirde promosyon bedelleri nakit olarak kendilerine ödenecek.” ifadelerini kullandı. 

SGK Başkan Vekili Yılmaz, banka promosyonu çalışmaları sürecinde destekleri için Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’a şükranlarını sundu.

“Harcamaların hem banka hem de kredi kartlarıyla yapılmasını öneriyoruz” 

Ziraat Bankası Pazarlama Grup Başkanı Turgut Gülcihan ise protokolün ardından belli bir takvim dahilinde bu ödemelerin tamamının yapılacağına değindi.

Gülcihan, “Bu çalışmalar vesilesiyle ekonomimiz açısından da şunları söylemek isteriz, özellikle emeklerimizden talebimiz, bankada maaş ödemeleri alırken mümkün olduğu kadar asgari ihtiyaçlar haricinde nakit yerine kartla alışveriş yapılması. Harcamaların hem banka hem de kredi kartlarıyla yapılmasını öneriyoruz. Bir de internet, mobil kanallarının da etkin bir şekilde kullanılması durumunda yapılacak bütün hizmetlerde emeklilerimizin lehine düzenlemeler yaparak, taksitlerle, ertelemelerle veya diğer puanlarla ilgili onlara daima avantajlar sunarak, bankamızda bir ‘müşteri’ değil ‘misafir’ olarak ağırlamaktan çok büyük memnuniyet duyacağız.”

Ziraat Bankası ile emekliler arasındaki bağın sürekli bir gönül bağı ilişkisi olduğunu vurgulayan Gülcihan, protokolün hayırlı olmasını diledi. 

Konuşmaların ardından, emeklilerin aylıkları karşılığında banka promosyonu alabilmesini sağlayacak protokol, SGK Başkan Vekili Yılmaz ile Ziraat Bankası Pazarlama Grup Başkanı Gülcihan tarafından imzalandı. 

“Peşin ödenecek” 

Öte yandan Ziraat Bankası Pazarlama Grup Başkanı Gülcihan, bir basın mensubunun promosyon ödemelerine ilişkin takvime yönelik sorusu üzerine, “Peşin ödeniyor. Üç yıllık taahhütname alma sürelerine göre, örneğin Nisan 2017’de taahhütname alınmış, Nisan 2020’de süresi bitiyor. Süresi dolduğu anda gelip taahhütnamesini veriyor, bunu da internette mobil uygulamadan yapabiliyor.” dedi. 

Gülcihan, bir başka soru üzerine, emeklilerin kart ürünlerini kullanmasının taksit yapma, erteleme, puan gibi ciddi avantajlarının bulunduğunu anımsatarak, sadece emekliler değil bütün vatandaşların kartlı sistemlerle alışveriş yapmasının ülke ekonomisine kaynak sağlanması açısından faydaları bulunduğunu sözlerine ekledi.

Enerji fiyatları akaryakıt öncülüğünde geriledi

İstanbul

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) şubat ayında Tüketici Fiyat Endeksi’nin (TÜFE) yüzde 0,35 arttığını ve yıllık enflasyonun 0,22 puan yükselerek 12,37 olduğunu açıklamasının ardından, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası‘nın (TCMB) “Şubat Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu” da yayımlandı. 

Rapora göre, bu gelişme büyük ölçüde gıda fiyatlarından kaynaklandı, hem işlenmemiş hem de işlenmiş gıda gruplarında yıllık enflasyon yukarı yönlü bir seyir izledi. Enerji fiyatları, petrol fiyatlarındaki düşüşle birlikte akaryakıt öncülüğünde geriledi ve grup yıllık enflasyonu düşüş kaydetti. Bu dönemde hizmet enflasyonu bir miktar yükselirken, temel mal grubunda genele yayılan fiyat düşüşleri neticesinde ılımlı bir seyir izledi. Bu görünüm altında, B ve C göstergelerinin yıllık enflasyonu sınırlı ölçüde artarken, eğilimleri görece yatay seyretti.

İlaç fiyatları yüzde 3,63 arttı

Alt grupların yıllık tüketici enflasyonuna katkıları incelendiğinde, bir önceki aya göre gıda ve hizmet gruplarının katkıları sırasıyla 0,39 ve 0,11 puan arttı, enerji, alkol-tütün ve temel mal gruplarının katkıları ise sırasıyla 0,18, 0,10 ve 0,09 puan azaldı.

Mevsimsellikten arındırılmış verilerle üç aylık ortalamalara göre B ve C göstergelerinin eğilimi yataya yakın seyretti. Bu dönemde hizmet grubunun eğilimi bir miktar yükselirken, temel mal grubu eğiliminde (vergiden arındırılmış) belirgin bir değişiklik olmadı.

Şubat ayında hizmet fiyatları yüzde 0,84 arttı, grup yıllık enflasyonu 0,29 puan yükselerek yüzde 12,49 oldu. Bu dönemde, yıllık enflasyon ulaştırma, kira ve diğer hizmetler gruplarında arttı, lokanta-otel ve haberleşme gruplarında ise yataya yakın bir seyir izledi. Ulaştırma grubu fiyatlarındaki yükseliş alt kalemler geneline yayılırken, diğer hizmetler grubundaki fiyat artışında kura duyarlı olan bakım-onarım ve sağlık hizmetleri (dişçilik, laboratuvar, görüntüleme ücretleri vb.) ile paket tur belirleyici oldu.

Temel mal grubu yıllık enflasyonu şubat ayında 0,30 puan düşüşle yüzde 7,05 oldu. Bu dönemde yıllık enflasyon giyim grubunda yatay seyrederken, dayanıklı ve diğer temel mal gruplarında geriledi. Dayanıklı mal grubu fiyatları elektrikli ve elektriksiz aletler (yüzde -0,67), mobilya (yüzde -0,36) ve otomobil fiyatlarına (yüzde -0,20) bağlı olarak düşüş gösterdi.

Mobilya fiyatlarında bir önceki aydaki KDV indiriminin bu aya sarkan etkisinin izlendiği değerlendirildi. Bu dönemde, ilaç fiyatlarındaki artışa (yüzde 3,63) karşın, diğer temel mallar grubu fiyatları sınırlı da olsa düşüş kaydetti.

Özetle, Türk lirasındaki değer kaybına rağmen, temel mal fiyatları şubat ayında ılımlı bir seyir izledi.

Kovid-19 nedeniyle petrol fiyatı 31 ayın en düşük seviyesinde

Ankara

Çin‘de ortaya çıkan ve dünyaya yayılan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) küresel talebi olumsuz etkilerken, petrol fiyatlarının da son 31 ayın en düşük seviyesine gerilemesine neden oldu.

Yılın ilk haftasında ABD-İran arasında yaşanan gerginlik Orta Doğu’dan dünyaya yapılan petrol arzında risk oluşturmuş, 8 Ocak’ta Brent türü ham petrolün varil fiyatı 71,75 dolara yükselmişti.

Ardından dünyanın en büyük ikinci ekonomisi ve petrol tüketicisi olan Çin’de Kovid-19 salgının başlaması ve dünyaya hızla yayılması, bu ülke ve Asya ekonomilerinin büyümesiyle ilgili endişeleri beraberinde getirirken, dünya genelinde petrol talebiyle ilgili beklentileri de olumsuz etkiledi.

Petrol fiyatları pazartesi günü son 31 ayın en düşük seviyesini görerek, 8 Ocak’a göre yüzde 30’dan fazla kayıp yaşadı. Hafta başında Brent petrolün varil fiyatı 48,40 dolara kadar gerileyerek 24 Temmuz 2017’den bu yana en düşük seviyesini kaydetti.

Geçen hafta, Brent petrolün varil fiyatı 57,85 dolardan 50,52 dolara inip yüzde 12,6 değer kaybetmiş ve Ocak 2016’dan bu yana yüzdelik bazda en büyük haftalık düşüşünü göstermişti.

ABD’li yatırım bankacılığı firması JPMorgan, Kovid-19’un 2002-2003 yıllarında Çin’de ortaya çıkan SARS gibi bir salgına dönüşmesi durumunda petrol fiyatlarının varil başına 5 dolara kadar düşebileceğini vurgulamıştı.

Küresel kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings ise Kovid-19 salgının yayılmaya devam etmesi durumunda küresel petrol talebinin azalacağını, Brezilya, Norveç ve ABD gibi üretimi artan ülkelerde üretim fazlasının daha da yükselmesine neden olabileceğini bildirmişti.

Üretimde ek kesintiye gidilebilir

Kovid-19 nedeniyle petrol fiyatları düşük seyrederken, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünün (OPEC) 5-6 Mart’ta Avusturya’nın başkenti Viyana’da düzenleyeceği toplantılar ayrı bir önem kazandı.

Küresel petrol talebinin bu yılın ilk yarısında zayıf kalması beklenirken, OPEC ve OPEC dışı bazı petrol üreticisi ülkelerden dünya genelinde arz fazlasının artmaması için önlem alması bekleniyor.

“OPEC-Artı” (OPEC+) olarak bilinen grubun 8 Şubat’ta düzenlenen teknik komite toplantısından, şu an devam eden günlük 1,7 milyon varillik üretim kesintisinin yıl sonuna kadar uzatılması ve haziran sonuna kadar günlük 600 bin varillik ek kesintiyle gidilmesi tavsiyesi çıkmıştı.

Bu tavsiyenin 6 Mart’ta OPEC tarafından uygulanması kararı alınması durumunda, petrol fiyatlarının artış yönünde artacağı tahmin ediliyor.

Sanayi tesislerinin güneş enerjisi talebi artıyor

İzmir

Güneş enerjisi platformu Solarbaba’nın kurucusu Ateş Uğurel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun aylık mahsuplaşma sistemini yürürlüğe koyduğu 2019 yılının mayıs ayından bu yana yüksek enerji kullanan sanayi tesislerinin çatı üstü güneş enerjisi santralleri için proje ve başvuru sürecinin hareketlendiğini söyledi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in “7. Anadolu Güneşi Elektrik Üretiyor Kayseri Buluşması”nda konuyla ilgili son rakamları paylaştığını belirten Uğurel, buna göre, 10 Mayıs 2019’dan itibaren sanayi aboneleri tarafından 862 megavat kurulu güce sahip bin 207 GES başvurusunun yapıldığını dile getirdi. Uğurel, mesken abonelerinin de 12 megavat kurulu güce sahip bin 218 başvuru yaptığını ifade etti.

Çatı üstü güneş enerjisi santrali amortismanlarının 5-6 yıla kadar inmesinin tüketiciyi cezbettiğini belirten Uğurel, bu alandaki teknolojik gelişimlerin de talebi etkilemesini beklediklerini vurguladı.

Mevcut çatı üstü santrallerin yüzde 97’sinde silikon bazlı panellerin kullanıldığına işaret eden Uğurel, “Ancak son zamanlarda perovskit güneş hücreleriyle ilgili çok ciddi bir Ar-Ge çalışması başladı. Perovskitin verimliliği çokça artıracağını görüyoruz. Güneş enerjisi sektörü olarak bu gelişimleri yakından takip ediyoruz.” dedi.

2020 yılını “güneş yatırımlarının soluklanma yılı” olarak gördüklerini söyleyen Uğurel, şöyle devam etti:

“Lisanssız güneş santralleri bitti artık çok az bir süre kaldı. 2020’de çok büyük bir güneş yatırımı beklemiyoruz. Çatılarda ilgi büyük. Sanayiciler, ticarethane sahipleri, oteller ilgileniyor ancak başvurudan sonra inşaatın başlamasına kadar geçen süre yaklaşık 6-9 ay. Bu nedenle mevcut başvuruların 2021’de faaliyete geçeceğini tahmin ediyoruz. Gelecek yıl çok daha iyi olacak.”

Uğurel, bu süreçte özellike akaryakıt istasyonlarının yürüttüğü projelerin dikkati çekici olduğunu belirterek, “Akaryakıt istasyonları kendi enerjilerini karşılamanın yanında elektrikli araç şarj istasyonlarıyla bir dönüşüm yaşayacak. Güneş enerjisi sektörünün en büyük hedefi organize sanayi bölgeleri. Şu anda sanayicilerden büyük bir talep söz konusu. En çok elektrik tüketen kesim burası çünkü. Otopark, bahçe, çatı gibi geniş alanlar ayırabiliyorlar.” diye konuştu.

1 megavat için yaklaşık 550 bin dolar

Sanayi tesislerinde kurulan GES’lerin maliyetinde son 3 yılda önemli düşüşler görüldüğü belirtiliyor.

Sektör temsilcilerinden alınan bilgiye göre, 2017’de 1 megavat için GES maliyeti yaklaşık 850 bin dolar iken bu rakam 2020’de 550 bin dolara geriledi.

GES’in kurulacağı lokasyonun güneşlenme süresine, konumuna ve arazi şartına bağlı olarak değişmekle beraber bu rakam yaklaşık 5-6 yılda amorti ediliyor.

İTÜ ARI Teknokent’ten 350 milyon dolarlık Ar-Ge ihracatı

İstanbul

İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Doç. Dr. Deniz Tunçalp, 2003’ten bu yana 350 milyon dolarlık Ar-Ge ihracatı gerçekleştiren İTÜ ARI Teknokent firmalarının 2018 cirosunun 614 milyon dolar, Ar-Ge ihracatının ise 51,8 milyon dolar olduğunu bildirdi.

Tunçalp, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İTÜ ARI Teknokent’te Ar-Ge çalışmalarını yürüten çevre teknolojilerinden finansal çözümlere, biyoteknolojiden otomotiv teknolojilerine birçok firma bulunduğunu söyledi.

Küresel ölçekte başarı sağlayan girişimler olduğuna dikkati çeken Tunçalp, şöyle konuştu:

“İş ortaklarına dijitalleşme süreçlerinde yol arkadaşlığı yapan, mobil yazılım geliştirme alanında uzmanlaşan ve hikayelerini İTÜ’de başlatan Commencis, bugün başarıyla yoluna devam ediyor. Başarılı bir exit’ın ardından şirketlerini geri satın alan Commencis ekibinin, 10’dan fazla ülkeye yaptıkları satışlar içerisinde Coca Cola, eBay, Macy’s, FIFA gibi müşterileri bulunuyor. 3 İTÜ’lü olarak çalışmalarına İTÜ ARI Teknokent’te başlayan Paycore ekibi, bugün 250 personele ulaştı. Şirket, temassız ilk kredi kartı, kol saati üzerinden ödeme, cepte cüzdan gibi birçok global ilke imza attı. Şu an Türkiye’den çıkan teknolojileri 35 ülkeye ihraç ediyorlar. Oyun geliştirici firmamız MadByte Games, geliştirdiği Zula isimli oyun ile Türkiye’de geliştirilen ilk devasa çok oyunculu çevrim içi birinci şahıs nişancı (MMOFPS) oyunu olma özelliği taşıyor.”

Teknoparklara sağlanan teşviklerin her yıl katlanarak büyüdüğüne işaret eden Tunçalp, “Bu yıl içerisinde TÜBİTAK 1514 çağrısı ile kurulan Girişim Sermayesi Fonları yola çıkacak. Bu fonların 4’üne İTÜ ARI Teknokent olarak ortağız.” dedi.

Daha önce ortak oldukları ve halen faaliyetlerini sürdüren fonlar olduğunu belirten Tunçalp, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ayrıca, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’mız ile Kalkınma Yatırım Bankası’nın kurduğu Teknoloji İnovasyon ve Bölgesel Kalkınma Fonları da hayata geçecek. Gerek bu fonlardan gerekse ülkemizde mevcut girişim sermayesi yatırım fonlarından girişimcilerin daha çok yatırım çekebilmesi için çalışmalarımız sürecek. Bütün bu fonlardan teknoloji firmalarımıza yatırım yapanlara İTÜ ARI Teknokent içinde ofis alanı sağlayarak Teknokentli firmaların ihtiyaç duyduğu yatırım imkanlarını zengin alternatiflerle yanlarında buldukları, kolayca kendilerini tanıtabildikleri, tüm oyuncular bakımından rekabetçi, içerik bakımından daha da zengin bir teknoloji geliştirme bölgesi haline geleceğiz. 2019, ülkemiz için Ar-Ge ve inovasyon başta olmak üzere teknolojinin her alanında önemli atılımların yapıldığı, proje ve organizasyonların hayata geçirildiği bir yıl oldu. 2020’de de bu alanda atılan adımların katlanarak çoğalmasını bekliyoruz.”

Girişimci ve firmalara destek 

Doç. Dr. Deniz Tunçalp, İTÜ ARI Teknokent olarak farklı profillerdeki girişimci ve firmaların ihtiyaçlarına göre farklı programlar uygulayarak girişimcilere destek sağladıklarını kaydetti.

İTÜ Çekirdek Erken Aşama Kuluçka Merkezi’nin uluslararası UBI Global endeksine göre üniversite kuluçka merkezleri sıralamasında ilk 5’te yer aldığını belirten Tunçalp, “İTÜ Çekirdek Erken Aşama Kuluçka Merkezi’nde başlangıç aşamasında yol almakta olan girişimcilere ofis, mentorluk, satış ve iş network’ü gibi destekleri bir arada sunuyor; ürünleri piyasada doğrulandıktan sonra melek yatırım veya özel sektör kaynaklı kurumsal hibe kaynağı bulmalarına yardımcı oluyoruz. Melek yatırım sürecinde tarafların birbirlerini daha iyi anlamalarına ve olası sorunlarını çözmelerine de destek oluyoruz.” diye konuştu.

İTÜ MAGNET İleri Aşama Girişimcilik Merkezi’nde kuruluş aşamasını geride bırakmış, artık büyüme, yani scale-up aşamasına gelmiş girişimlerin ölçeklenmelerine engel olan problemlerini tespit ederek çözmeye çalıştıklarını ifade eden Tunçalp, şunları söyledi:

“Türkiye’deki risk sermayesi şirketlerine yatırım adayları yetiştiriyoruz. Geçtiğimiz yıl İTÜ MAGNET’te halihazırda bir iş yerinde çalışıp, bir sonraki işleri için kendi start-up şirketini kurmayı hedefleyenler için yeni bir program başlattık. İTÜ MAGNET ‘Akşam & Hafta Sonu’ paketi ile çalışanlar, mesai saatleri dışında İTÜ MAGNET’i özel bir üyelik programı kapsamında kullanabiliyor. Bu kapsamda üye olanlar, merkezden akşam 7’den sabah 7’ye ve hafta sonu boyunca faydalanabiliyor. Böylece evlerindeki düzenlerini bozmadan, girişimci ekip arkadaşlarıyla birlikte rahatça çalışabiliyor, İTÜ ARI Teknokent’in kuluçka programlarına ve yatırımcı ağına kolayca erişebiliyor.”

Tunçalp, Innogate Uluslararası Hızlandırma Programı’na değinirken de program ile teknoloji startup’ları ve KOBİ’lere ihracata başlamaları ve yurt dışına açılarak büyümeleri için uluslararası bağlantılara erişim, pazarlara açılma, iş modeli ve strateji geliştirme desteği sunduklarını bildirdi.

2003’ten bu yana 350 milyon dolarlık Ar-Ge ihracatı

İTÜ ARI Teknokent bünyesinde yer alan 300’den fazla firmanın 7 bin 800’ü aşkın kişiye Ar-Ge ortamında istihdam sağlayarak yılda 600’ün üzerinde proje geliştirdiğini aktaran Tunçalp, “1 milyon 655 bin metrekare büyüklüğünde bir arazide, 10 binasıyla bugüne kadar 148’i patentli toplamda 3 bin başarılı Ar-Ge projesine imza atarak değer üretti ve ülke ekonomisine katkı sağladı. 2003’ten bu yana 350 milyon dolarlık Ar-Ge ihracatı gerçekleştiren İTÜ ARI Teknokent firmalarının 2018 cirosu 614 milyon dolar, Ar-Ge ihracatı ise 51,8 milyon dolar.” şeklinde konuştu.

Norveç Varlık Fonu Türkiye’ye 803 milyon dolar yatırdı

Ankara

AA muhabirinin Norveç Varlık Fonu‘nu yöneten Norges Bank’ın verilerinden derlediği bilgilere göre, fon, varlığının bir bölümünü geçen yıl çeşitli alanlarda faaliyet gösteren ve Borsa İstanbul‘da işlem gören farklı ölçekteki 53 şirketin hisselerinin satın alınmasında kullandı.

Dünyanın en büyüğü olan Norveç Varlık Fonu’nun söz konusu Türk şirketlerinin hisselerine yaptığı toplam yatırım 803 milyon doları bulurken, portföyünde Aygaz AŞ, Kardemir Karabük Demir Çelik Sanayi ve Ticaret AŞ, Tüpraş Türkiye Petrol Rafinerileri AŞ, Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları, Aksa Enerji Üretim AŞ ile Enerjisa Enerji AŞ olmak üzere 6 enerji şirketinin hisseleri yer aldı. Fonun bu 6 Türk enerji şirketindeki ortaklık hisse değeri 117 milyon dolar olarak kayda geçti.

Varlık fonunun geçen yılın sonunda Türkiye’deki en büyük enerji yatırımı, 54 milyon 653 bin dolarla Tüpraş Türkiye Petrol Rafinerileri AŞ olurken, onu, 38 milyon 941 bin dolarla Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları hissesi izledi.

En büyük yatırım Akbank’a

Norveç Varlık Fonu’nun, Türkiye’deki yatırımlarından en büyük payı Akbank Türk Anonim Şirketi aldı. Akbank’ın yüzde 1,43 hissesine sahip olan fonun, söz konusu bankadaki toplam yatırımı 101 milyon 651 bin 998 doları buldu.

Söz konusu yatırımı 70 milyon 152 bin dolarla Türkiye Garanti Bankası AŞ, yaklaşık 55 milyon dolarla Türk Hava Yolları AO ve 47 milyon 651 bin dolarla Arçelik AŞ yatırımları izledi.

Fonun Türkiye portföyündeki en büyük hisse payı ise yüzde 4,01’ine ortak olduğu Türk Traktör ve Ziraat Makineleri AŞ’de bulunuyor. Söz konusu şirketin hisse senetlerine bağlanan toplam yatırım miktarı 20 milyon dolara yaklaştı.

Türkiye’de 2001’den bu yana küçük yatırımlar yapan Norveç Varlık Fonu, 2008’den itibaren kaynaklarının bir kısmını yoğun şekilde Türk şirketlerinin hisse senetlerinde değerlendiriyor.

Norveç’in Devlet Varlık Fonu, 1990’dan itibaren ülkenin petrol ve doğal gaz üretiminin getirisiyle yabancı ülkelerin hisse senetleri, tahvil ve emlak piyasalarına yatırım yapıyor. Fonun stratejisine göre, yatırımların yüzde 60’ı hisse senetlerine, yüzde 35’i sabit getirili menkul kıymetlere ve yüzde 5’i gayrimenkule yönlendiriliyordu ancak 2017’de Norveç hükümeti hisse senetlerine yapılan yatırımın payını yüzde 70’e çıkardı.

Norveç hükümeti, fon gelirlerinin yüzde 4’ünü kullanabiliyor, geriye kalan yüzde 96’lık kısım ise biriktiriliyor. Böylece Norveç dışında 70’ten fazla ülkede, 9 bine yakın firmaya yatırım yapılıyor.

Fon, Türkiye’de ilaç sanayisi, bankacılık, gıda, iletişim hizmetleri, ulaşım ve beyaz eşya sektörlerinde faaliyet gösteren büyük şirketlerin hisseleriyle de ilgileniyor. Fonun değeri 19 Eylül 2017’de rekor kırarak ilk defa 1 trilyon dolar sınırını aşmıştı.