Category Archive : Ekonomi

Azerbaycan’a e-ticaret satışları 60 arttı!

Bu kategorilerde bazı markaların bir önceki yılın aynı dönemine göre satışlarında 110’u aşan oranlarda bir artış yaşandığı da gözlemlendi. Brendfoni İş Geliştirme Direktörü Nicat Ahmadov, nisan ve mayıs aylarıyla birlikte e-ticarette yaşanan hareketlenmenin, hem yaza hazırlık kapsamında yapılan alışverilerden hem de Anneler Günü özelinde markalardan gelen indirim kampanyalarına yönelen Azeri tüketicilerin yoğun ilgisinden kaynaklandığını açıkladı.

 

Pandeminin de etkisiyle dünya genelinde e-ticaret günlük hayatın ve alışverişlerin önemli bir parçası olarak kayda değer yükselişini sürdürüyor. Yapılan çalışmalar, insanların alışveriş alışkanlıklıklarının büyük oranda dijitale taşındığını ve e-ticarette yaşanan bu yükselişlerin önümüzdeki yıllarda da artarak devam edeceğini öngörüyor. 

 

Yaza hazırlık ve Anneler Günü doping etkisi yarattı

Nisan ve mayıs aylarıyla birlikte e-ticarette hareketlenmenin artığını ve yoğun siparişlerin yaşanmaya başladığını belirten Brendfoni İş Geliştirme Direktörü Nicat Ahmadov, “Pandemi sebebiyle çok sayıda ülkede olduğu gibi Azerbaycan’da da tüketiciler online alışverişe yöneldi. Türkiye’den Azerbaycan’a uzanan bir e-ihracat köprüsü olan Brendfoni raporlarında son 4 haftalık periyota baktığımızda satışlarda bir önceki 4 haftalık döneme göre 60’ın üzerinde bir artışın yaşandığını gözelemledik. Bu rekor artış, hem yaza hazırlık kapsamında yapılan alışverilerden hem de Anneler Günü özelinde markalardan gelen indirim kampanyalarına yönelen Azeri tüketicilerin yoğun ilgisinden kaynaklanıyor” dedi.

 

E-ihracatla sınırları aşan markalar kazanıyor

Nicat Ahmadov konuya ilişkin yaptığı açıklamasını şöyle sürdürdü: “Tüketicilerin yeni alışveriş alışkanlıkları edinerek uygun fiyatlı ve kolay alışverişlere yöneldiği bu dönemde fiziki satış yapan bir çok marka dijitale yönelmiş durumda. Bu eksende ayrıca Brendfoni olarak markalara ülke içine satış yapmakla kendinizi sınırlamayın diyoruz. Türkiye’deki e-ticareti sınır ötesine taşıyarak önemli bir misyon üstlenmiş durumdayız. Brendfoni üzerinden e-ihracat yapan markalar kazanmayı sürdürüyor. Son yaptığımız rapora göre satışlarda 60 artışı kapsayan yeni bir rekor geldi. Yaza hazırlık ve Anneler Günü özelinde Azerbaycan müşterisi Türk markalarının en çok ayakkabı, çanta, tekstil, takı ve aksesuar kategorilerini tercih etti.  Bu kategorilerde bazı markaların bir önceki yılın aynı dönemine göre satışlarında 110’u aşan oranlarda bir artış yaşandığı da gözlemledik. Anneler günü özelinde Türkiye’den Azarbeycan bölgesine olan e-ihracat satışlarındaki rekor artışa bakıldığında e-ihracatın Türk markaları için büyük bir potansiyel taşıdığı net biçimde karşımıza çıkıyor. Bu kapsamda Brendfoni olarak 2021 yılı itibarıyla Türkiye’deki perakende markalarını e-ihracat odağında yıllık 2 milyar liralık potansiyele sahip Azerbaycan pazarıyla buluşturmayı sürdüreceğiz. Ayrıca, 2022 yılında Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Gürcistan, Rusya, Beyaz Rusya ve Ukrayna’yı kapsayan Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) bölgesine hızlıca açılarak ilgili ülkelerde kuracağımız ofislerle ve güçlü e-ticaret lojistiği altyapımızla gelişmeye açık bu pazarlarda da lider konuma gelmeyi hedefliyoruz. 2023 sonuna kadar Türkiye e-ticaret satıcılarını 300 milyon nüfusa sahip BDT bölgesi ile buluşturmayı amaçlıyoruz.”

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Türk start-up’lar katlanarak büyüyor

KPMG Türkiye, 212 iş birliği ile hazırladığı 2021 yılının ilk çeyreğine ilişkin ‘Türkiye Start-up Yatırımları Raporu’nu açıkladı. Pandeminin olumsuz etkilerine rağmen Türkiye’de start-up yatırımları ciddi anlamda artış gösterdi. İlk çeyrekte Türk start-up’lar toplamda 508,5 milyon dolar yatırım aldı. Yılın başında 428 milyon dolar yatırım alarak değerlemesini 2,6 milyar dolara çıkaran Getir, Peak Games’ten sonra Türkiye’nin ikinci unicorn’u oldu. 

KPMG Türkiye, 212 iş birliği ile ‘Türkiye Start-up Yatırımları Raporu’nun üçüncüsünü açıkladı. Girişim ekosisteminin 2021 yılının ilk çeyreğindeki performansını ortaya koyan rapora göre Türkiye girişim ekosistemi bu çeyrekte, 508.5 milyon yatırım hacmine sahip 60 işlemle, 2020 yılındaki toplam yatırım tutarının 3,5 katından fazlasına erişerek tüm zamanların en yüksek yatırım miktarına ulaştı. Getir, iki farklı işlemde elde ettiği 428 milyon dolarlık yatırım ile toplam hacmin yüzde 84’ünü oluşturdu.

KPMG Türkiye Birleşme ve Satın Alma Danışmanlığı Lideri Gökhan Kaçmaz, pandemiyle artan dijital platformlara ilginin devam ettiğini söyledi. Kaçmaz, “Türkiye yatırım ve start-up ekosistemi, geçen yıl tarihinin en yüksek yatırım faaliyetine tanık olmuştu. 2021’in ilk üç ayındaki işlemlerle yeni rekorlar kırıldı. İlk çeyrekteki yatırımlar girişim ekosisteminin büyümeye devam edeceğini gösteriyor. Başlangıç seviyesi işlemleri işlem adedi bazında çoğunluğu oluştursa da, Getir’in son turda aldığı toplam 300 milyon dolarlık yatırım, geç dönem VC yatırımlarında da Türk girişimlere ilgiyi teyit etmesi açısından önemli” dedi.

212’nin kurucu ortağı Ali Karabey, start-up yatırımlarına ilişkin, “2021’in ilk çeyreğinde 60 girişimin aldığı toplam yatırım, 2020 senesinde alınan yatırımın yaklaşık 3,5 katına çıktı ve son 10 yılın rekorunu kırarak 509 milyon dolara ulaştı. Getir, 2021'in ilk çeyreğinde 428 milyon dolarlık yatırım aldı ve Türkiye'nin ikinci unicorn'u oldu. Ekosistemin hızla büyüdüğünü görmek umut verici” değerlendirmesinde bulundu.

Rapora göre ilk çeyrekteki önemli hareketler şöyle:

  • Getir, Ocak 2021'de Cranckstart Vakfı önderliğindeki B Serisi turunda 128 milyon dolar ve Mart 2021'de dünyaca ünlü Sequoia Capital ve Tiger Global Management liderliğindeki C Serisi'nde 300 milyon dolar topladı. Toplam 428 milyon dolarlık bu iki işlem, Türkiye’deki girişim yatırımlarının yüzde 84’ünü oluşturdu. 2,6 milyar dolar değerlemeye ulaşan Getir, en çok yatırım yapılan Türk şirketi ünvanını alarak unicorn oldu.

Oyun sektörü popüler 

  • 2021’in ilk çeyreğinde en fazla yatırım çeken ana Getir işlemlerinin de etkisiyle teslimat&lojistik olurken, en çok işlemin gerçekleştiği dikeyler ise oyun, fintech, medya ve SaaS (hizmet olarak yazılım) oldu.
  • İlk çeyrekte gerçekleşen 10 işlemden üçü oyun sektöründe yapıldı. Dream Games, Şubat 2021'de İngiltere ve ABD merkezli kurumsal yatırımcılardan gelen 50 milyon dolarlık Seri A yatırımı topladı.
  • Satın almada mega çıkışlar olmasa da işlem hacmine göre en büyük 10 işlemden dördü satın alma tarafında gerçekleşti. Bu çeyrekte gerçekleşen en büyük satın alma işlemi medya şirketi BluTV’nin yüzde 35,09’luk hissesinin, Discovery Communications Europe tarafından 20 milyon dolara satın alınması oldu. 
  • Türkiye, işlem hacmi büyüklüğü açısından Avrupa'da 10’uncu, MENA (Orta Doğu ve Kuzey Afrika) bölgesinde ise ikinci sırada yer aldı. Ayrıca İstanbul, işlem hacmi büyüklüğüne göre Avrupa şehirleri arasında yedinci sırada yer aldı.
  • Başlangıç seviye işlemleri, 2021 yılının ilk çeyreğinde 54 işlem sayısı ile ekosisteme hakim oldu. Öte yandan geç dönem VC işlemleri, Getir işleminin etkisiyle işlem hacmini sıralamasında ilk sırada yer aldı.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Kalekim’in halka arzına 300 bini aşkın yatırımcıdan talep geldi

Kalekim’in halka arz sonuçları Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda yayımlandı. 6 – 7 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen talep toplama işlemi sonucunda, ek satış dahil 34,5 milyon TL nominal değerli payın halka arzı gerçekleşti.

 

Toplam 1 TL nominal değerli 100 adet Kalekim payının halka arz fiyatı 14,75 TL olarak belirlendi. Buna göre, halka arz büyüklüğü 509 milyon TL olarak gerçekleşti. Gerçekleşen dağıtım sonucunda toplam 21,5 milyon TL nominal değerli, 317 milyon TL tutarında, nihai halka arz büyüklüğünün 62,3’üne denk gelen paylar 301.700 adet yurt içi bireysel yatırımcıya satıldı. Halka arz izahnamesinde belirtildiği üzere hiçbir yatırımcı grubuna farklı fiyat uygulanmayıp, halka arzdan pay almaya hak kazanan yatırımcıların tamamı için satış fiyatı 14,75 TL olarak gerçekleşti.

Kalekim halka arzında şirket çalışanları için ayrı bir tahsisat grubu ayrıldı. Bu tahsisat grubuna gerçekleşen dağıtım sonucunda toplam 567 bin TL nominal değerli, 8 milyon TL tutarında, nihai halka arz büyüklüğünün 1,6’sına denk gelen paylar 479 adet şirket çalışanına satıldı.

Yurtiçi kurumsal yatırımcılar, kendilerine tahsis edilen pay miktarının 3,3 katı olan 20 milyon TL nominal değerli pay için talepte bulundu. Gerçekleşen dağıtım sonucunda toplam 11 milyon TL nominal değerli, 162 milyon TL tutarında ve nihai halka arz büyüklüğünün 31,7’sine denk gelen paylar 91 adet yurtiçi kurumsal yatırımcıya satıldı.

Yurtdışı kurumsal yatırımcılara ise, toplam 1,5 milyon TL nominal değerli, 22 milyon TL tutarında ve nihai halka arz büyüklüğünün 4,3’üne denk gelen payların satışı yapıldı.

“Başarılı bir talep toplama süreci geçirdik ve beklediğimiz ilgiyi gördük”

Talep toplama sürecinde yatırımcıların gösterdiği ilgiden memnun olduklarını belirten Kale Holding CFO’su Haluk Alperat, “Başarılı bir talep toplama süreci geçirdik. Kalekim olarak, yatırımcılarımızdan böyle bir ilgi bekliyorduk ve beklediğimiz ilgiyi gördük. Bu süreçte Kalekim’e güvenen, yatırım yapan gerek yurt içinden gerekse de yurt dışından bireysel ve kurumsal tüm yatırımcılarımıza teşekkür ediyorum. Kalekim olarak, yatırımcılarımızın beklentilerini en üst seviyede karşılama sorumluluğumuz ile daha büyük ve daha güçlü bir Kalekim için hep birlikte çalışmaya ve daha iyisini yapmaya devam edeceğiz” dedi.

“Yatırımcılarımızla birlikte daha güçlü bir Kalekim için çalışacağız”

Kalekim Genel Müdürü Timur Karaoğlu ise, Kalekim’e güvenen, yatırım yapan tüm yatırımcılara teşekkür ettiğini vurgulayarak; “Kalekim, 48 yıldır istikrarlı bir şekilde büyümesini sürdüren, Türkiye yapı kimyasalları sektöründe çok güçlü bir oyuncu ve ülkemizin küresel bir değeri konumunda bulunuyor. Talep toplama sürecinde sadece ulusal yatırımcıların değil, uluslararası yatırımcıların da gösterdiği ilgi bunun en büyük göstergesiBundan sonra da yatırımcılarımızla birlikte bu değeri daha da ileriye taşıyacağız” diye konuştu.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Filli Boya Momento Silan ile bayram temizliğinde yıkanabilen duvar devri!

Bayramı yaklaşırken çoğu evde tatlı bir telaş başladı. Bu telaşlar içerisinde en bilineni elbette bayram temizliği… Geleneksel bayram temizliğinin olmazsa olmazı dip-köşe her yeri temizlemek, duvarlar da dahil… Özenle hazırlanarak dekore ettiğimiz evlerimizin iç kalesi duvarlar, toz, boya, parmak izi, yağ lekesi gibi çeşitli sebeplerden dolayı kirlenir. Bir çoğumuzun ev temizliği dediğimizde aklına gelmeyen duvar temizliği, boyanızın ömrünü uzatırken kalıcı lekeler oluşmasını da önleyerek dekorasyonunuzu koruma altına alır. Böylelikle hem pırıl pırıl görünmesi için hem de hijyenik sebeplerden dolayı duvarlarınızı seyrek aralıklarla temizleyerek evinizin ışıltısını kaybetmemeniz mümkün.

Duvar Lekelerini Silerken Dikkat Edilmesi Gerekenler…
 
Karbonat, nişasta, limon suyu, sirke gibi duvar lekelerini temizlerken yaygın olarak kullanılan, kimyasal olmayan bazı doğal ürünler vardır. Eğer bunlardan birini kullanmayı düşünüyorsanız dikkat etmemiz gereken ilk nokta, bu maddelerin sileceğimiz duvara göre çeşitlilik gösterecek olmasıdır. Duvarın lekelerini silme amacıyla boyanıza zarar verirseniz, uzun vadede daha çok zahmete girmiş olacaksınız, bu nedenle bu konu için üretilen özel deterjanlar ve çözeltilerden yardım alırsanız işiniz daha kolay olacaktır. Dikkat etmeniz gereken bir diğer konu ise duvarlarınızı temizlerken fazla ıslak bırakmamanız gerektiği. Duvarı “yıkadıktan” sonra kurulamazsanız kalan su, birikme yaparak uzun vadede rutubete neden olabilir, bu nedenle uygulama sonrasında kurulama işlemini yaptığınızdan emin olun

 

Yağlı Boyalı, Su Bazlı Boyalı Duvarlar Nasıl Temizlenir?
 
Oluşabilecek kirlere karşı dayanıklı yüzey kapsamına giren yağlı boyalı ve su bazlı boyalı duvarların temizliği diğerlerine göre oldukça basittir. Öncelikle duvarlarınızı temizlemeye başlamadan önce hafifçe su ile yıkamalısınız, yıkayamıyorsanız da bol su ile ıslattıktan sonra pencereleri açarak duvarları havalandırmalısınız. Sonrasında bir kovanın içine su bazlı bir deterjan dökerek sopalı bir bez ile uygulamaya geçebilirsiniz. Bu işlem hem duvarlarınıza nefes aldıracak, hem de lekelerin kolayca yüzeyden ayrılmasını sağlayacaktır. Duvarlardaki fazla suyu kuru bir süngerle almanız yüzeyin aşırı nemli kalmasını

ve duvara zarar vermesini önleyecektir.

Saten Boyalı Duvarlar Nasıl Temizlenir?
 
Saten boya dediğimiz zaman akla oldukça kaygan ve pürüzsüz duvarlar gelse de, aslında temizliği çok da kolay olmayan bir boya türü. Saten boya, yarı mat dokulu ve parlak dokulu boyaların bileşimidir. Pürüzleri bir hayli belli ediyor olduğundan duvar temizliğinde özenli davranmak gerekir. Temizlik malzemesi olarak firmalar tarafından hassas zeminler için üretilen pamuk özlü temizleyiciler saten boyanın bileşeniyle bütünlük sağladığı için uygundur, suyu emerek kiri de oldukça iyi temizler. Saten boya tercihinizde silikonlu ve ipeksi dokulu boya çeşitlerini tercih ederseniz hem boyanızın renginin solmamasını,  tonunu ve dayanıklılığını korumuş olursunuz. Silinme işlemi bir bütünlük sağlaması açısından, duvarın tamamında uygulanmalıdır ve çok baskı uygulayarak yapılmamalıdır. Bu işlem boyanın dokusuna zarar verebilir. 

 

Duvar Kağıdı Nasıl Silinir?
 İç mekan dekorasyonunun asla modası geçmeyen duvar kağıtları, temizliği konusunda yine dayanıklı kabul edilen ancak riskli bir türdür. Duvarınızla bir bütün gibi görünen ancak tam olarak öyle olmayan duvar kağıtlarınızı silerken ilk olarak nazik olmalı ve yırtılmamaları için dikkat etmelisiniz. Malzeme olarak yumuşak lifli naylon veya kıllı uzun fırça ile temizleyebilirsiniz. Eğer silinebilir duvar kağıdı tercih ettiyseniz sprey kitinin içine sıvı yüzey temizleyiciyi suyla karıştırarak uzak mesafeden püstkürtme işlemi yaparak duvarlarınızı silebilirsiniz. Önerimiz bu işlemi öncelikle duvarın bir bölümünde denemeniz, doku değişimi veya kalkma olmadığı takdirde işleme devam edebilirsiniz. Duvar kağıdı temizleme işleminde yüzey kesinlikle fazla nemlendirilmemeli, sıcak su ve sirke tarsi malzemeler kullanılmamalıdır.

 

Tükenmez Kalem Lekesi Duvardan Nasıl Çıkarılır?
 
Genelde miniklerin gelişim sürecinde yaratıcılıklarının tavan yaptığına şahit olurken duvarlarımızda bunun göstergesi olarak tükenmez kalem lekeleri görülür. Bu durumda öncelikle paniğe kapılsak da tükenmez kalem lekesinin çözümü oldukça basittir. Mürekkep lekesinin antidotu, izopropil alkol adı verilen etken maddedir. Çözelti veya kalem formunda bulabileceğiniz maddeyi lekeye uygulamadan önce eldiven giymeniz önerilir. Sonrasında bir miktar pamuğa alkol damlattıktan sonra lekeli bölgeye yavaşça uygulayın. Lekeyi tamamen çıkarttıktan sonra bölgeyi su ile durulayıp kurutun.

Ürünü ovalama yerine bastırma tekniği ile uygularsanız, hem duvarınız hasar görmeyecek, hem de leke işleme yapmayacak, pamukta birikerek duvardan ayrılacaktır. Duvara tekrar aynı kat boya uygulayacaksanız, su bazlı, silinme ve sürtünmelere karşı dayanıklı, çatlama ve yıpranma yapmayan Filli Boya Momento Silan en ideal boya olacaktır.

 

Filli Boya Momento Silan ile duvarlar daha da temiz!

Filli Boya, temizliğe ve yeniliğe evlerdeki duvarlardan başlamak isteyenlere ipeksi mat® boyanın şıklığını sunarken aynı zamanda enerji dolu bir atmosfer için en ideal renk seçenekleri de sunuyor. Geniş renk skalasıyla yaşam alanlarında tazelenmiş bir ferahlık hissi oluşturan Filli Boya’nın yenilikçi iç cephe boyası Momento Silan; Aktif Silikon Teknolojisi ile güçlendirilen formülüyle, “Tam Silinebilirlik” ve “Yıkanabilirlik” özellikler sunuyor.

 Aktif Silikon Teknolojisi sayesinde boyaya duvarlarda oluşan kirlere karşı daha üstün dayanım gücü kazandırılırken boya, yıkanabilir özelliği sayesinde duvarlar, evsel temizleyicilerle (çamaşır suyu, yağ sökücü vs.) defalarca yıkansa ve silinse dahi ilk günkü renk tonunu, dokusunu ve üstün özelliklerini en iyi şekilde koruyor. Momento Silan ile duvarlar zahmetsizce silinerek her defasında yeniden boyanmış gibi yaşam alanınınız da tazelenmiş bir ferahlık hissi oluşturmaktadır.  Özel formülleri sayesinde yüzeylere kolayca uygulanıyor ve sıçrama-damlaya yapmayarak, zamandan tasarruf da sağlıyor. Boyalar su bazlıdır ve düşük VOC değerine sahiptir. Su bazlı olmaları nedeniyle rahatsız edici bir kokuları yoktur ve çevre dostudur.

 

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

DHL Express’in tüm dünyadaki çalışanlarının eğitimleri eski Türkiye CEO’su Claus Lassen’e emanet

DHL Express Türkiye'deki başarılı yönetimi sonrasında Claus Lassen, DHL Express, Sertifikalı Uluslararası Uzmanlar programı Kıdemli Başkan Yardımcısı oldu. Lassen bu görevi Türkiye'den yönetecek.

 

Türkiye’de DHL Express’in CEO’luğunu Şubat 2017’de devralan ve DHL Express Türkiye’ye pek çok başarı kazandıran Claus Lassen, DHL çatısı altındaki görevini DHL Express Sertifikalı Uluslararası Uzmanlar (Certified International Specialists-CIS) programı Küresel Kıdemli Başkan Yardımcısı olarak sürdürecek. Lassen DHL’in 100 bin çalışanına sunduğu şirkete giriş eğitimlerinden, uzman gelişimi ve liderlik öğrenme programlarına kadar tüm eğitimlerini içeren dünyanın en büyük kültür değişim programlarından sorumlu olacak. 

 

DHL Express Türkiye’de yaklaşık dört yıl boyunca ekibiyle uyum içinde çalışan Lassen, bu süreçte birçok projeye imza attı. Bu projelerden en önemlisi DHL Express’in İstanbul Havalimanı’ndaki 135 milyon euro’luk yatırımıydı. Lassen bu projede öncü bir rol oynayarak yeni ofis ve operasyon binasını faaliyete geçirdi. Lassen’in tecrübesi ve birikimi sayesinde DHL Express “dünyanın lider lojistik şirketi” konumunu Türkiye’de de sürdürdü. 

 

Claus Lassen kimdir?

1986 yılında DHL’de kurye olarak başlayan Claus Lassen, gümrük ve ihracat birimlerinde çalıştıktan sonra 1992’de İstasyon ve Operasyon Müdürü oldu. Beş yıl sonra DHL Express Litvanya Genel Müdürlüğü’ne getirilen Claus Lassen, İskandinav ülkeleri için Ticari Ürün Müdürü ve Pazarlama İletişim Başkanı olarak çalıştı. İsveç’teki bu görevinin ardından Bağımsız Devletler Topluluğu ve Güneydoğu Avrupa (CISSEE) Bölgesi Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak atandı. Kariyerine, Bağımsız Devletler Topluluğu ve Rusya dışındaki Güneydoğu Avrupa Bölgesi Direktörü ve eş zamanlı Hırvatistan Ülke Müdürü olarak devam eden Claus Lassen, 2010’da Danimarka CEO’luğuna yükseldi. Daha sonra Şubat 2017’den Mayıs 2021’e dek DHL Express Türkiye CEO’luğunu yürüten Lassen, yeni görevinde tüm dünyadaki DHL çalışanlarının alması gereken Sertifikalı Uluslararası Uzmanlar Eğitim ve Dönüşüm programından sorumlu olacak.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Avrupa Yeşil Mutabakatı Nedir, Hangi Detayları İçerir?

Vat Enerji Genel Müdürü Altuğ Karataş, Avrupa Yeşil Mutabakatının detaylarını, neleri kapsadığını ve enerji verimliliğine sağlayacağı avantajları anlattı.

 

“Dünya, çevre kirliliği ve büyük bir iklim krizi ile karşı karşıya. Ekolojik dengenin bozulması, iklim krizinin etkilerinin artması gibi nedenler dünya ülkelerini önlem almaya zorladı. Diğer yandan da dünya ekonomik dengeleri ülkeleri mevcut sistemi devam etmeye zorluyor. Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması, küresel ortalama sıcaklık artışının sanayileşme öncesi döneme göre 2°C altında tutulması ve bu artışın 1,5°C’nin altında tutulmasına yönelik küresel çabaların sürdürülmesi için temel hedefler koymuştur.” Avrupa Yeşil Mutabakatının çıkış noktasını bu sözlerle anlatan Vat Enerji Genel Müdürü Altuğ Karataş, Türkiye dahil birçok ülkenin anlaşmaya imza atmadığını belirtti. Nedenini ise şu sözlerle anlattı: “Türkiye dahil birçok ülke bu anlaşmaya imza atmamıştır. Çünkü anlaşma şartlarının ekonomiye etkisi yüzünden hızlı bir geçiş sağlayamayacağı düşünülmüştür. Avrupa Birliği ise iklim krizi karşısında daha fazla inisiyatif almış, direktifler oluşturmuş ve birçok dünya ülkesinin önünde hareket etmiştir. Son olarak da Avrupa Yeşil Mutabakatı’nı devreye sokarak hedefleri ve takvimi belirlemiştir.”

 

NET SERA GAZI EMİSYONLARI SIFIRLAMA HEDEFİ

Avrupa Birliği’nin 2050 yılına kadar dünyanın ilk karbon nötr kıtası olmayı hedeflediklerini belirten Karataş, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın aslında yeni bir ekonomik düzene geçişi başlattığına dikkat çekiyor. Yeni düzenin getirdiği şartları ise şu sözlerle anlatıyor: ““Avrupa Yeşil Mutabakatı ile uluslararası ticari faaliyetlerden kaynaklanan karbon emisyonlarını azaltmak için düzenledikleri karbon vergisi ile küresel sera gazı emisyonu azaltmaya yönelik çalışmaları ticari paydaşlarına sunuyor. Bu da yeni bir ekonomik düzene geçildiğini gösteriyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı ile AB ülkeleri ve AB ile ticari ilişkiler içinde olan ülkeler için hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Avrupa Yeşil Mutabakat ile AB’nin 2050’ye kadar net sera gazı emisyonlarının sıfırlandığı, ekonomik büyümenin kaynak kullanımından ayrıştırıldığı ve emisyonları azaltırken yeni iş imkanlarının yaratıldığı bir döneme geçilecektir” dedi.

 

Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında belirlenen hedefler 7 başlık içeriyor:

1. Kirliliğin ortadan kaldırılması

2. Temiz, ulaşılabilir, güvenli enerjinin sağlanması ve enerji verimliliğiyle kayıpların azaltılması.

3. İnşaat ve renovasyon projelerinde enerji ve kaynak verimli bir yol izlenmesi.

4. Adil, sağlıklı ve çevre dostu bir gıda sisteminin tasarlanması,

5. Sürdürülebilir ve akıllı hareketliliğe geçişin hızlandırılması,

6. Ekosistemin ve biyoçeşitliliğin korunması, gerekli tedbirlerin alınması,

7. Enerji verimli, çevre dostu, sürdürülebilir bir üretimin teşvik edilmesi

 

FİRMALAR AVRUPA YEŞİL MUTABAKATI İÇİN NE YAPMALI?

• Her kuruluş kendi Karbon Ayak İzini hesaplamalı ve Karbon politikasını belirlemeli,

• Enerji Verimliliği çalışmalarına başlanmalı, enerji etüdleri ile durum tespiti yapmalı,

• Temiz enerji üretimi ile öz tüketim yaparak Karbon salınımını azaltma stratejisini oluşturmalı,

• Avrupa Birliği fonları ve teşvik, destekleri araştırmalı bu desteklerden istifade imkanları araştırılmalı,

• Oluşacak yeni düzeni tehdit boyutundan fırsat boyutuna dönüştürülmelidir.

Vat Enerji, Avrupa Yeşil Mutabakat kapsamında endüstriyel tesislerin ihtiyaç duyduğu süreçleri yönetiyor ve firmalara danışmanlık desteği sağlıyor.

 

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Amazon’dan Sahte Ürün Satışını Engellemek İçin 700 Milyon Dolar Yatırım

Amazon, sahte ürün sayısını sıfıra indirmeye yönelik çalışmalarındaki ilerlemeyi gösteren “2020 Marka Koruma Raporu”nu yayınladı.

 

Rapora göre Amazon, geçtiğimiz yıl pazaryerini dolandırıcılığa yönelik girişimlerden ve kötüye kullanımdan korumak için 700 milyon dolardan fazla yatırım yaptı ve 6 milyondan fazla şüpheli yeni satıcı hesabı oluşturma girişimini engelledi.

 

 

Amazon, sahte ürün satışına karşı aldığı önlemlere ve 2020 yılında bu konuda gerçekleştirdiği çalışmalara yönelik önemli iç görüler barındıran “2020 Marka Koruma Raporu”nu yayınladı. Rapora göre; Amazon 2020 yılında müşterilerini, markaları ve satış ortaklarını sahte ürünlere karşı korumak ve pazaryerlerinde sahte ürün satmaya çalışanların eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmelerini sağlamak adına özel ekiplere ve yapay zekâ teknolojilerine 700 milyon dolardan fazla yatırım yaptı ve bu alanda 10 binden fazla kişiye istihdam sağladı.

 

Amazon’un sahtecilikle mücadelede benimsediği yaklaşımı “proaktif kontrollerin sağlanması”, “markalara güçlü araçlar sunulması” ve “sahtecilerin sorumlu tutulması” olmak üzere üç ana başlıkta özetleyen 2020 Marka Koruma Raporu’ndan öne çıkan veriler ise şöyle; 

  • Amazon geçtiğimiz yıl pazaryerini dolandırıcılığa yönelik girişimler ve kötüye kullanımdan korumak için 700 milyon dolardan fazla yatırım yaptı ve 10 binden fazla kişiyi istihdam etti.
  • Amazon’un doğrulama süreçleri, 6 milyondan fazla şüpheli yeni satıcı hesabı oluşturma girişimini engelledi.
  • Satıcı hesabı oluşturma girişimlerinin yalnızca yüzde 6'sı Amazon'un sıkı doğrulama süreçlerini geçti ve ürünlerini satış için listeleyebildi.
  • Amazon, müşteriye gönderilmeden önce lojistik merkezlerine gönderilen ve sahte olduğu tespit edilen 2 milyondan fazla ürüne el koydu ve bu ürünlerin tedarik zincirinin başka bir noktasında yeniden satılmasını önlemek için ürünleri imha etti.
  • Amazon, sahte olduğundan şüphelenilen 10 milyardan fazla listeleme kaydını yayınlanmadan önce engelledi.
  • Her bir ürünü tanımlamaya ve sahte ürünlerin müşterilere ulaşmasını önlemeye yardımcı olan bir ürün serileştirme hizmeti olan “Amazon Transparency”, 2020 yılında 500 milyondan fazla ürünün korunmasına olanak sağladı.
  • Amazon'da satılan tüm ürünlerin yüzde 0,01'inden daha azı müşteriler tarafından sahte ürün olarak şikâyet edildi. Şikayetlerin doğruluğu araştırıldıktan sonra söz konusu ürün ve hesaplarla ilgili gerekli işlemler yapıldı. 
  • 7 binden fazla küçük ve orta ölçekli işletme, Amazon tarafından hayata geçirilen “IP Accelerator” aracılığıyla ABD ve Avrupa'daki güvenilir hukuk firmalarına ulaştı. Bu işletmeler, ticari marka başvurularını başarıyla iletip, Amazon Marka Kaydı’nın marka koruma araçlarına erken erişim elde etti.
  • Amazon, kötü niyetli aktörlerin kanun karşısına çıkartılması, bağımsız olarak ya da markalarla birlikte ortak soruşturmalar yürütülmesi ve sahtecilere karşı yasal yollara başvurulabilmesi için Amazon Sahtecilik Suç Ünitesi’ni (Amazon Counterfeit Crimes Unit) kurdu.

2020 Amazon Marka Koruma Raporu’na buradan ulaşabilirsiniz.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Lojistik ve Taşımacılık Sektörünün Kadın Platformu WiLAT Türkiye, Kadınlara Desteğini Sürdürüyor

TGL Transtaş Global Lojistik A.Ş. Başkan Yardımcısı ve WiLAT Türkiye Kurucu Başkanı Berna AKYILDIZ, 8 Mayıs Cumartesi günü saat 12:00’de Bloomberg HT’nin ‘Kadın Girişimcilerin Rotası’ programında Reeder Şirketi Kurucu Ortağı Sezen Sungur Saral ile birlikte Özlem Dalga’nın konuğu oldu.

 

Akyıldız, Londra merkezli 102 yıllık bir enstitünün kadın kanadı olan WiLAT’ı Türkiye’de pandemi döneminde nasıl kurduklarını anlattı. DFDS & KAGİDER ortak oluşumu olan ‘Kadın için Taşıyoruz’ projesini de WiLAT Türkiye olarak hem üyeler hem de şirketler bazında destekleyeceklerini belirtti.

TGL Transtaş, ‘Kadın için Taşıyoruz’ projesini Kuzey Afrika bölgesi için destekliyor. Akyıldız, pandemi sonrası küresel ticaretteki dengeleri olumsuz etkileyen konteyner sıkıntısı ve navlun fiyatlarının hızlı artışına değinerek, ‘Kadın için Taşıyoruz’ projesine verilecek navlun desteğinin daha da önemli bir hale geldiğine dikkat çekti. Ayrıca, pandemi döneminde uzaktan çalışmak durumunda kalan şirketlerin en büyük sınavının dijitalleşme olduğunu ve bu konudaki çalışmaların zorunlu olarak büyük hız kazandığını anlattı.

 

WiLAT Kurucu Başkanı Berna AKYILDIZ, aynı zamanda TGL TRANSTAŞ Global Lojistik A.Ş. Başkan Yardımcısı, DEİK Afrika Bölgesi Koordinatör Başkan yardımcısı, DEİK Togo İş Konseyi Kurucu Başkanı, UTİKAD ve KAGİDER üyesidir.

 

Teknoloji alanında bir mobil teknoloji şirketi olan Reeder’ın kurucu ortağı Sezen Sungur Saral, bir KAGİDER Yönetim Kurulu üyesi olarak ‘Kadın için Taşıyoruz’ projesinin sağladığı hizmetin önemine vurgu yaptı. Cinsiyet eşitliği konusunu Reeder olarak da sahiplendiklerini belirten Saral, Samsun’da açılacak olan yeni fabrika ile sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda önemli bir sosyal etki yaratacaklarını ifade etti.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Belirsizliğin ortadan kaldırılması tüm taraflara fayda sağlayacak

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) tazminat hesaplamalarındaki belirsizliğin ortadan kaldırılmasının tüm taraflara fayda sağlayacağını belirtti. TSB, sigorta sektörünün tüm paydaşlarıyla birlikte bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sigortalılarının yanında olduğunun altını çizdi.

 

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nın (Trafik Sigortası) dayanağını 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunundan alan ve ilgili mevzuat çerçevesinde ilgili branşta ruhsat sahibi olan tüm sigorta şirketlerinin yapmakla ve trafikte seyreden işletenlerin yaptırmakla yükümlü olduğu, dolayısıyla 24 milyon araç sahibi yanında trafik kazası mağdurlarını yakından ilgilendiren önemli bir sigorta ürünü olduğunu belirtti.

 

2015 yılı öncesinde, zorunlu trafik sigortasında tazminat hesaplama yöntemlerinin standart olmamasının uygulamada sorunların çıkmasına yol açtığını ve hak sahiplerinin mağdur olmasına neden olduğunu ifade eden TSB, 2016 yılında 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 90, 92, 97 ve 99’uncu maddelerinde değişikliğe gidilmesi ve net olmayan hususlar netleştirilmesi ile birlikte ise son 5 yılda söz konusu branşta hem vatandaşların hem de sektörün bu branştaki mağduriyetlerinin en aza indirilmesinin sağlandığının altını çizdi.   

 

TSB, son dönemde hem Anayasa Mahkemesi’nin zorunlu trafik sigortası tazminatlarının hesaplama usul ve esaslarının belirlenmesine dayanak olan Karayolları Trafik Kanunun 90’ıncı maddesi ile teminat dışında kalan halleri düzenleyen 92’nci maddesinin bazı hükümlerini iptal etmesi ve hem de Danıştay’ın trafik sigortası genel şartlarında yer alan tazminat hesaplama yöntemleri ile ilgili düzenlemelere ilişkin olarak almış olduğu yürütmeyi durdurma kararlarının gerek sektör gerekse mağdurlar açısından belirsizliği artırdığını ifade etti.   

 

TSB, yaşanan bu belirsizliği ortadan kaldırmak ve zorunlu trafik sigortası tazminat hesaplamalarında standardizasyonun sağlanabilmesi için sektörün düzenleyici kurumu SEDDK ile çalışmalarına kararlılıkla devam ettiklerinin altını çizdi. 

 

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere verildi: 

 

“Zorunlu trafik sigortasında bedeni tazminatlar, zarar verilen kişinin vefatı halinde geride kalanlara; tamamen veya belirli bir oranda çalışamaz duruma gelmesi halinde ise kendisine yapılacak tazminat ödemelerini kapsamaktadır. Tazminat hesaplamalarının aktüeryal tekniklere uygun olarak yapılması esastır.

 

Geride kalanlar için “destekten yoksun kalma tazminatı” hesaplaması; vefat eden ve destekten yoksun kalan kişilerin yaşları, beklenen ömrü, gelir seviyesi ve enflasyon gibi birçok kriter dikkate alınarak gerçekleştirilmektedir. Daimî maluliyet durumunda da yine aynı kriterler, maluliyet oranı ile birlikte değerlendirilmektedir.

 

Ancak, 2015 yılında yapılan Genel Şart ve 2016 yılında yapılan Kanun değişikliği öncesinde yargıya taşınan vakalarda bilirkişi hesaplamalarında farklı metotlar kullanılması ve bu nedenle aynı mağduriyete uğrayanlara farklı tazminatlar ödenmesi, sigorta sektörünün güvenilirliğini zedelenmiştir.

 

Farklı tazminat tutarlarının ortaya çıkması, mağdur vatandaşları sistemi dejenere eden gruplara itmektedir. Daha fazla tazminat tutarı alma vaadi ile bu gruplar tarafından ikna edilen vatandaşların 30’lara varan vekalet ücreti yanı sıra hak ettiği tazminatların önemli bir kısmına bu gruplarca el konulmakta, mağdur olan vatandaş bir kez daha mağdur edilmektedir. Bu dönemde toplam bedeni tazminat dosyalarının 70’i yargı vasıtasıyla çözülmektedir. Ayrıca, her bir vakanın yargıya taşınması yargı üzerinde yük oluştururken, mağdur vatandaşlar tazminatlarını, ortalama 3 yıl süren yargı süreçleri sonunda alabilmektedir.

 

Nüfusun büyük bir kısmını ilgilendiren zorunlu trafik sigortasındaki son yıllarda yapılan çalışmalar kapsamında belirsizliklerin giderilmesi için önemli adımlar atılmıştır. 2020 yılı itibariyle genel şartlarda yapılan düzenlemeler ile değer kaybı ve bedeni tazminat hesaplamalarında objektif kriterlere dayanan model hesaplamada kullanılan tüm kriterlerin standardize edilmesi ile herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olmayacak bir hale gelmiştir. Hukuki güvenliğin sağlanmasının ve yurt genelinde ve benzer durumdaki kişiler bakımından aynı şekilde uygulanabilmesinin yegâne temeli düzenlemelerde sayılın bu unsurlara dikkate edilmesidir.

 

Ancak Anayasa Mahkemesi’nin, zorunlu trafik sigortası tazminatlarının hesaplama usul ve esaslarının belirlenmesine dayanak olan Karayolları Trafik Kanunun 90’ıncı maddesi ile teminat dışında kalan halleri düzenleyen 92’nci maddesinin bazı hükümlerini iptal etmesi ile yine belirsizliklere yol açan bir döneme girilmiştir.

 

Son olarak Danıştay’ın trafik sigortası genel şartlarında yer alan tazminat ödeme yöntemleri ile ilgili düzenlemelere ilişkin olarak almış olduğu yürütmeyi durdurma kararı gerek sektörümüz gerekse mağdurlar açısından belirsizliği artırmıştır.

 

Benzer bir belirsizlik trafik kazaları nedeniyle oluşan sağlık giderlerinin ödenmesi konusunda da yaşanmaktadır. 2011-2020 döneminde sigorta sektörü Kanuni yükümlülüğü kapsamında SGK’ya 8,8 milyar TL prim aktarımı gerçekleştirmesine ve yükümlülüğü sona ermesine rağmen aynı dönemde toplamda 522 milyon TL ek ödeme yapmak durumunda kalmıştır. Teminat kapsamındaki belirsizlikler trafik sigortalarına olan güvene zarar vermektedir. 

 

Sonuç itibariyle, 2011-2020 döneminde zorunlu trafik sigortasında toplamda 7 milyar TL zarar açıklayan sigorta sektörü açısından yıllardır süregelen belirsizlik ortamına tekrar geri dönülmesi söz konusu ürünün sürdürülebilirliği açısından ciddi bir risk oluşturmaktadır. Türkiye Sigorta Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği olarak, kanundan alınan yetkiye dayanılarak Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile çerçevesi çizilen zorunlu trafik sigortasında hak sahiplerine ödenecek tazminatın tüm taraflar için bilimsel ilkelere uygun ve net bir şekilde ortaya konulmasının ve belirsizliğin ortadan kaldırılmasının tüm taraflara fayda sağlayacağını düşünüyoruz. Bu durumun kamu menfaatinin korunması açısından da önemli olduğu kanaatindeyiz.

 

Sektör olarak hiçbir sigortalımızın ve hak sahibimizin mağduriyetine sebebiyet vermeden, bilimsel yöntemlere göre hesaplanan tazminatın, doğru kişiye en hızlı sürede ödenmesi öncelikli amacımızdır. Bu nedenle, zorunlu trafik sigortası tazminat hesaplamalarında standardizasyonun sağlanabilmesi için çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğimizi ve tüm paydaşlarımızla birlikte bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her zaman sigortalılarımızın yanında olduğumuzu kamuoyunun bilgisine sunarız.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Systemair Eurovent’te Başkanlık Düzeyinde Temsil Edilecek

İklimlendirme sektörünün global markası Systemair, HVACR sektörünün en önemli kurumlarından Eurovent’in en tepe yönetiminde temsil edilecek. Systemair Grubu Üretim ve İşletmeler Kıdemli Direktörü Raul Corredera Haener, mayıs ayında yapılan yıllık genel kurul toplantısında derneğin başkanlığına atandı. İç Mekân İklimi, Proses Soğutma ve Gıda Soğuk Zinciri Teknolojileri Avrupa Endüstri Birliği olan dernekte binden fazla şirket temsil ediliyor. Corredera, şirket tarafından yapılan açıklamada dernek olarak sektörün önündeki ticari engellere odaklanacaklarını, inovasyon ve sürdürülebilirlik için çalışacaklarını vurguladı. 

 

Binden fazla şirketin temsil edildiği Eurovent’in başkanlık görevini 2021-2024 dönemi boyunca sürdürmek için seçilen Raul Corredera Haener, Eurovent üyelerini temsil edecek ve sektörün en önemli sorunu olan ticari engellere odaklanacak. Eurovent bünyesinde Avrupa ve uluslararası bakış açısıyla pozitif bir değişime yön vermesi beklenen Corredera’nın başkan seçilmesi, Systemair’in HVACR sektöründeki gelişmelere yön verme taahhüdünü vurguluyor; şirketin sertifikasyon ve standardizasyon alanında dünya çapındaki uzmanlığının altını çiziyor.

 

Derneğin başkanlığına seçilmenin büyük bir onur ve ayrıcalık olduğunu söyleyen Raul Corredera Haener, sözlerini şöyle sürdürdü: “HVACR sektörü, toplum içinde ve iklim değişikliğine karşı verilen mücadelede büyük bir rol oynuyor. Sektörün standartlarını yükseltmek için artık her zamankinden daha fazla birlikte çalışmalı ve iş birliği yapmalıyız. Tüm Eurovent üyelerine, şirketim Systemair’e ve İspanyol meslek örgütümüz AFEC’ye bana duydukları güvenden ötürü teşekkür ediyorum. Meslektaşım Daikin Başkan Yardımcısı Henk Kranenberg ve derneğimizin diğer yönetim kurulu üyeleriyle birlikte Eurovent için pozitif bir değişime yön vermeyi hedefliyoruz. AMCA gibi ortak fikirlere sahip uluslararası derneklerle faal anlaşmalara hız verirken yeni ‘Eurovent International’ oluşumu ve uluslararası ortaklık kolları sayesinde Eurovent’in küresel etkisini pekiştirmeye çalışacağız. Eurovent kuruluşlarının geniş yelpazedeki yapısal reform çalışmalarını tamamlayıp uygulayacak, güçlü bir iletişim ve piyasa gözetimi sistemi başlatacak ve katılımcıları için derneğin değerini güçlendirmek üzere Eurovent Belgelendirme organizasyonu bünyesindeki değişikliklere hız vereceğiz.”

 

“Sektörün inovasyon ve sürdürülebilirliğe odaklanması için çalışacağız”

Avrupa Birliği kurumları ve üye devletlerle ilişkileri güçlendirmeyi ve doğal soğutucu akışkanlar ile Küresel Isınma Potansiyeli (GWP) düşük alternatiflere odaklanarak iç ortam hava kalitesi ve sürdürülebilir soğutma açısından yeni yasal tedbirleri hızlandırmayı hedefleyen Corredera, sözlerini şöyle tamamladı: “Sektörümüzdeki üreticilerin karşılaştığı ve istenmeyen ticari bariyerlere yol açan zorlukları önlemek istiyoruz. Dünya HVACR sektöründe ticari bariyerlere değil, inovasyon ve sürdürülebilirliğe dayanan eşit şartlı bir faaliyet alanı oluşturmak için çalışmamız gerekiyor. Ekonomik ömür maliyetleri ve döngüsel ekonomi anlamında sadece ulusal düzeyde değil tüm Avrupa çapında ele alınması gereken BIM (Building Information Management) için çalışacağız.”

 

Systemair’in küresel üretim kurulunun bir üyesi olan ve grubun İspanya’daki üretim ve satış şirketiyle Almanya’da bulunan Menerga fabrikasında 12 yılı aşkın yöneticilik deneyimi bulunan Raul Corredera Haener, kariyeri boyunca birçok Avrupa Birliği ülkesinde çalıştı.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı