Yazar: kocaeliajans

Evde İşler Çoğaldı, Omuz Ağrıları Sıklaştı

İnsan vücudunun en hareketli ve karmaşık eklem bölgesi olan omuz ağrıları kimileri için kabusa dönüşüyor. Her şeyi uzaktan yaptığımız koronavirüs döneminde ev işleriyle daha da yakından ilgilenirken yapılan yanlış hareketlerin bu tarz ağrıların daha çok arttırdığını dile getiren Uzm. Dr. İmdat Özkul, “Bu duruma bir de hareketsizlik eklenince sorun daha ciddi boyulara ulaştı. Kişiler yaşadıkları ağrıları dikkate almalılar. Ağrı kesici alayım şimdi kesilir düşüncesinden uzaklaşmalılar. Çünkü tedavide gecikme olması durumunda ağrıda kronikleşme, omuz kaslarında zayıflık ve omuz eklem hareketlerinde kısıtlılığın gelişmesine bağlı olarak kolunu yeterince kullanamayan hastalar günlük yaşamda yaptıkları basit aktivitelerinde bile zorluk çekebilir” ifadelerine yer verdi.
AĞRILARINI DİKKATE ALIN
Omuz ekleminin sağlamlığında omuz ekleminde yer alan kemiksel yapıların çok fazla katkısı olmadığını dile getiren Uzm. Dr. Özkul, “Bunu omuz ekleminin etrafındaki kapsül, ligaman, tendon, bursa ve kaslardan oluşan yumuşak dokular sağlar. Bu durum omuzda yumuşak doku lezyonlarının sık görülmesine neden olur. Tedavide gecikme olması durumunda omuz ağrısının daha ciddi bir duruma dönüşebilir. Gece uyutmayan ve ağrı kesicilere yanıt vermeyen şiddetli omuz ağrısı, enfeksiyon ve tümör gibi ciddi bir hastalığın habercisi olabilir. Omuz ağrısına neden olan metabolik ve endokrin hastalıklar ciddi, kronik hastalıkların başında geliyor. Bu durumda sinir basısına neden olan boyun fıtıklarında ve omuz çevresindeki kas sinirlerinin hasarında, omuz kaslarında kuvvetsizlik meydana gelebilir ve tedavide geç kalınması halinde hastalarda kalıcı felç durumu gelişebilir. Kalp, akciğer, karaciğer, mide, safra kesesi, diyafram gibi önemli organların hastalıkları da omuz bölgesinde yansıyan ağrıya neden olabileceği de akılda tutulmalıdır. Bu nedenlerle omuz ağrısı ihmal edilmemeli ve hemen doktora başvurulmalıdır” diye konuştu.
TEDAVİ NASIL OLMALI?
Dr. Özkul, sözlerine şöyle devam etti: “Omuz ağrılarının çok büyük bölümü yumuşak doku kaynaklıdır. Omuzdaki yumuşak dokuları ve kemik yapıları değerlendirmede omuzun manyetik rezonans (MRI) görüntülemesi detaylı analiz imkanı sağlar. Röntgen filmi (x- ray) daha çok kireçlenmenin beklendiği ileri yaş hastalarında ve travma durumunda istenebilir. Duruma göre diğer testler ve görüntüleme araçları istenebilir. Omuz ağrısı yapan patolojilerin çoğunda temel tedavi fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarıdır. Ameliyat gerektiren durumlarda ise ameliyat öncesi ve sonrasında fizik tedavi programına almak söz konusudur. Omuz rahatsızlıklarının uzun süreli kontrolünde, tekrarının önlenmesinde eklemi korumak, zorlayıcı aktivitelerden kaçınmak ve düzenli egzersiz yapmak son derece önemlidir.” (BSHA-Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

İzmir ve Ankara Kırmızı’ya Döndü !!! (Özel Haber)

İzmir Tabip Odası Başkanı Dr. Lütfi Çamlı, Halk TV ekranlarında İzmir’in pandemi renginin kırmızıya dönmesini değerlendirdi.
Bu artış sonucunda yerinde karar tedbirleri çerçevesinde il hıfzıssıhha kurulunun karar alması gerektiğini dile getiren Dr. Çamlı, “İzmir”de bir haftada yüzde 42’lik artış oldu. Vaka sayılarının artışının en büyük sebeplerinden bazıları bilinçsiz şekilde yapılan kongreler, ev ziyaretleri, toplantılar gibi kontrolsüz birleşmeler ve cenazeler” dedi.
Toplanmalarla doğru orantılı olarak varyant virüslerin de vaka artış oranında etkili olduğunu ve varyant virüslerin sayılarının açıklanmadığını belirten Dr. Çamlı, varyant virüslerin vaka artış oranında ne kadar etkili olduğunu kamuoyuna söylenmesi gerektiğini de belirtti.
“BÖYLE BİR DURUMDA NORMALLEŞME NASIL YAPILABİLECEK?”
Kontrollü normalleşme için verilerin böyle bir açılımın zamanı olmadığını belirten Dr. Çamlı, tamamen ekonomik kaygılarla açılımın yapıldığını söyleyerek, “Pandemi’nin giderek büyüyor. Ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 87’si yüksek riskli bölgede yaşıyor. Böyle bir durumda normalleşme nasıl yapılabilecek? İller arası geçişler kontrol edilmeli, kırmızı renkte olan illerden mavi illere yapılan seyahat veya geçişler, mavi olan illerin renklerini değiştirecek fakat illere giriş çıkışlar kontrol edilmiyor. Anadolu’nun şehirlerinin kırmızıya dönmesinin en büyük sebebi; şehirler arası kontrollerin sağlanamaması ve İstanbul’dan Anadolu’ya virüsün yayılması” ifadelerine yer verdi.
“İLLER YENİDEN DEĞERLENDİRİLMELİ”
Dr. Çamlı, İl hıfzıssıhha kurullarının önceden de olduğunu ama uygulamaların yapılması için İçişleri Bakanlığı’ndan gelen genelgelerin il hıfzıssıhha kurullarına gönderilerek il hıfzıssıhha kurulunun imzalamalarını istediklerini ve hala merkezi sistemden çıkılmadığını belirtti ve konuşmasını şöyle sürdürdü: “İllerin yeniden değerlendirilmesi gerekir fakat gerek görülmüyor. Gerek görülseydi, yerinde karar alınırdı. Tabip odalarının çoğu, hıfzıssıhha kurullarında yer almıyor ve bu yapılanmalar yeniden değerlendirilmeli.”
ANKARA DA KIRMIZIYA DÖNDÜYayına katılan Ankara Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Muharrem Baytamur da Ankara’nın son halini ve kırmızıya dönmesini değerlendirerek, şunları söyledi: “Ankara’daki hastanelerindeki doluluk, ciddi oranda arttı. Ankara’da 400 bin aşılanma oldu ve bu kadar az bir sayıyla açılmak doğru değil. Ankara’daki filyasyon ekiplerinin üzerinde ağır bir yük var ve 400 olan sayı, 4 bin-5 binlere çıktı. Sağlıkçıların gücünün bu oranı kaldırması zor. İl hıfzıssıhha kurulları hastaneleri yönettiği sürece ciddi bir karar alınmayacağını ve üretimin can damarı olan bölgelerde kapanma yapılmayacağını düşünüyorum. “(BSHA-Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Ecren YILDIRIM, MÜKYEN Hukuğun göğsünü kabartmaya devam ediyor.

Milli takımlara uluslararası düzeyde temsil adına geleceğin sporcularını yetiştiren Gebze Gençlik Spor bünyesindeki çocuk yüzücülerimizden Ecren Yıldırım 1.09.35 lik 100 serbest derecesiyle kendi yaşında Türkiye 3. Olmuştur. Bünyesindeki tüm yaş kategorileri Mükyen Hukuk kurucu avukatı Barış MÜKYEN tarafından yakından desteklenen Ecren Yıldırım ve arkadaşları hem destekçilerinin hem de hocalarının yüz akı olmayı sürdürüyor.

Gelen Türkiye üçüncülüğü müsabakasını yerinde heyecanla izleyen avukat Barış MÜKYEN’e duygularını sorduğumuzda;
”Geleceğin milli takım sporcularının oluşmasına bir nebze olsa dahi katkı verebiliyor olmanın gururunu bugün Ecren’in başarısı ile yakından hissetme şansı buldum. Gençlerimizin desteklendiğinde nasıl başarılar yarattığını, tüm dünyada isminden nasıl söz ettirdiğini geçmişte de bir çok başarılı sporcumuzla gördük. Ecren’in yanı sıra bugün hocaları Murat COŞKUN ile yaptığım konuşmada bir çok milli sporcu adayının yine kulübün bünyesinde bulunduğunu, ilerleyen müsabakalarda yeni derecelerin geleceği ve amaçlarının ilerinin milli takım iskeletini oluşturmak olduğunu söyledi. Toparlamak gerekirse sadece yüzme alanında değil ilerleyen günlerde diğer spor dallarında da Mükyen HUKUK olarak gençlerimizi desteklemeyi amaçlıyoruz. Bunun yanı sıra üniversite öğrencileri ile firmaları buluşturan bir kariyer organizasyonu için bugünlerde yoğun iş hayatımızın yanında uğraş veriyoruz. Biliyoruz ki bugünün tohumlarına sahip çıkıyor oluşumuz, yarınlarımızın garantisidir.”


Acil Tıp Teknisyenleri ve Teknikerleri Çözüm İstiyor

Türk Sağlık Sen İzmir 1 Nolu Şube Başkanı Barış Koçak, 22 Mart Acil Tıp Teknisyenleri ve Teknikerleri Günü’nde sağlık çalışanlarının sorunları hakkında bir basın açıklaması yayınladı.
2021 yılının sağlık çalışanları yılı olarak ilan edildiğini hatırlatarak, sağlık çalışanlarının sorunlarına çözüm aradığını söyleyen Başkan Koçak, “Ülkemizde sağlık çalışanlarının özlük mali ve sosyal hakları olan, sağlıkta şiddet, 3600 ek gösterge, ek ödeme değil tek ödeme, sözleşmeli personele kadro ve birçok konu düzenleme bekliyor. Bu yılın sözel olarak sağlık çalışanlarına adanmasındaki en büyük rol ise içinde bulunduğumuz covid19 pandemisi. Pandemide en ön safta yer alan, hemşiresinden doktoruna 112 Acil sağlık çalışanlarından temizlik personeline kadar kahraman sağlık çalışanlarımız ellerinden gelen gayreti göstermiş, mesleğe başladığı ilk gün ki şevkle mesleki tecrübeleriyle yerine getirmişler ve getirmeye devam etmektedirler” dedi.
BAKANLIĞA TEŞEKKÜRİzmir’de 30 Ekim’de yaşanan depremdeki fedakarlıklarından dolayı da sağlık çalışanlarına teşekkürlerini ileten Başkan Koçak, “22 Mart Acil Tıp Teknisyenleri ve Teknikeleri günü vesilesi ile bu alanda ki ilimize özel bazı sorunlara dikkat çekmek istiyorum. Hastane öncesi acil sağlık hizmetleri 112 ekiplerinin; fiziki imkan yetersizliği ambulans filosunun eski olması, çalışan sayısının yetersizliği gibi konuları daha öncesinde kamuoyuyla paylaşmıştık. Bu süreçte Sağlık Bakanlığı 30 civarı yeni ambulans ve KPSS atamalarında sağlık personelini ilimize göndererek konu hakkında ki tutumumuzun haklılığını gösterdi. Yaptıkları bu çalışmalardan dolayı Sağlık Bakanlığına bir kez daha teşekkür ederiz. KPSS ile yapılan yeni atamalarla birlikte İzmir genelinde 116 ekibe ulaşan 112 ambulans ekiplerini personel açısından rahatlatsa da kronik bir sorun tekrar gündeme gelmiştir” ifadelerine yer verdi.
ARSA VE BİNA SORUNUSağlık Bakanlığı’nın İzmir’de her ne kadar hastane yer ve bina tahsisinde sıkıntısı bulunmasa da birinci basamak sağlık hizmetlerinde ve özellikle 112 istasyonlarında uygun konumda bina ve arsa sıkıntısı yaşandığını dile getiren Başkan Koçak, “Uygun konumda olan binalar ya belediyelere ya diğer kurumlara nadir de olsa şahıslara ait olmaktadır. Belediyelerin veya diğer kurumların bu alan tahsislerinde işbirliği içerisinde olmaları artık elzem hale gelmiştir. Uygun konumda olmayan veya çeşitli bürokratik engellerden dolayı açılamayan istasyonlar vatandaşın kaliteli ve süratli hizmet almasına engel olduğu gibi çalışan personel açısından da ciddi sıkıntılar ortaya koymaktadır. Çünkü mevcut istasyon ve çalışan sayısı artarken yeni hizmet alanı olmayışı, bir istasyonda iki ekip olarak çalışmak zorunda kalan sağlık çalışanı arkadaşlarımıza zorluk ve risk oluşturmaktadır. Mevcut fiziki imkanların yetersizliği nedeniyle tek ekibin konaklayabileceği alanlarda çift ekip koyarak il sağlık müdürlüğü hizmetin devamını sağlamaya çalışmakta. Tek ekip olan yerlerde ise mevcut ekibe dahi yeterli imkan sağlamakta fiziki nedenlerden dolayı elde olmayan zorluklar yaşanmaktadır. Bulunduğumuz pandemi döneminde sağlığa tahsisli bina ve alan yetersizliğinden ekiplerin bir arada çalışmak zorunda kalması çalışan sağlığını riske atmaktadır” diye konuştu.
Türk Sağlık Sen İzmir 1 Nolu Şube Başkanı Barış Koçak, konuşmalarını şöyle sürdürdü: “Bununla birlikte 2020 yılında yeni yapılan Çiğli, Menemen, Torbalı, Konak ilçelerindeki istasyonları ise bürokratik engellere takıldığı için sahipleri olan ekiplere verilememektedir. Konuyla ilgili gerek Büyükşehir gerekse ilçe belediyelerinin gerekli hassasiyeti göstererek işlemleri hızlandırmasını beklemekteyiz. Bunun yanı sıra yerel yöneticilerimiz başta Sayın Valimiz ve Büyükşehir Belediyesi olmak üzere tüm yöneticilerimizden sağlık hizmetlerinin daha etkin ve verimli sağlanması için, İl Sağlık Müdürlüğü ile uygun konumda yer ve bina için işbirliği yapmaları zorunlu hale gelmiştir. Bu konuda İl Sağlık Müdürlüğünü yalnız bırakmak işbirliği yapmamak, vatandaşı yalnız bırakmaktır. Büyükşehir belediyesi ve ilçe belediyeleri ve diğer kamu kurumları taşın altına elini koyarak vatandaşların daha kaliteli ve süratli hizmet almasını, sağlık çalışanlarının fiziki alan, çalışma ortamı gibi problemlerini ortadan kaldırabilecek imkana sahiptirler. Sadece belediyelerin ve diğer kurumların ilgili yöneticileri siyaset üstü olan sağlık, sağlık çalışanları ve vatandaşlar için elini taşın altına koyması gerekmektedir. Pandemi döneminde en az 130 ekip olması gerekir demiştik eğer bu problem çözülemez ise İzmir’de yaşanacak vaka sayılarının artışında ambulans hizmetlerinin aksaması ve çalışan sağlığı güvenliği tehlikeye girmesi söz konusudur. Sağlık Bakanlığımızın bu zamana kadar başarılı bir şekilde yürüttüğü Pandemi ile mücadele politikasını, her türlü felakette canını ortaya koyan sağlık çalışanlarına da göstermesini bekliyoruz. Bu vesile ile 22 Mart Acil Tıp Teknisyenleri gününü kutlar. Özlük, mali, ve çalışma şartları gibi sorunlarının çözüldüğü zamanları hep birlikte göreceğimiz günlerin gelmesini dilerim.” (BSHA-Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Aşıdan Sonra Yan Etki Yaşamayanlar Bağışıklık Sisteminden Şüphe Ediyor

Ateş, baş ağrısı, yorgunluk ve mide bulantısı gibi yan etkiler, koronavirüs (COVID-19) aşısının işe yaradığının işaretleridir. Peki aşıdan sonra bu yan etkileri yaşamayanların bağışıklık sistemi çalışmıyor mu?
Covid-19 aşılarını olduktan sonra hastalığın semptomlarından bir kaçını hafif şekilde yaşamak, aşının doğası gereği yan etkisi ancak tıp uzmanları, Moderna veya Pfizer aşısını alanların yüzde 50 kadarında hiçbir yan etki yaşanmadığını söylüyor.
AŞI İŞE YARAMIYOR MU?Richmond Üniversitesi Tıp Merkezi’nde (RUMC) bulaşıcı hastalık tedavisi konusunda 10 yıllık deneyime sahip bir doktor olan Dr. Azza Elemam, aşıyla ilgili yapılan çalışmalarda da gönüllü katılımcıların yarısından azında yan etki görüldüğünü fakat katılımcıların yüzde 98 bağışıklık kazandığını söyledi
Aşı denemelerinin kapsamlı olduğunu ve on binlerce insan üzerinde çalışıldığını hatırlatan Dr. Elemam, aşı geliştirmenin hızının, aceleye getirilmiş veya tehlikeye atılmış bilimden çok finansla ilgisi olduğunu açıkladı. (BSHA-Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

“Meslek Şehidi Değil De Ne ?”

Türk Eczacıları Birliği, COVID pozitif hastalarla direkt iletişimde bulunan sağlıkçıların salgının doğrudan mağduru olduğunu vurgulayarak, COVİD-19’un tüm sağlık çalışanlarını kapsayacak şekilde meslek hastalığı olması için gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasını istedi.
ECZACI EŞİNDEN İSYANPandemide hayatını kaybeden Eczacı İsmail Durmuş’un eşi Seda Özkan Durmuş’un sosyal medya, “11 Nisan’da COVID-19 nedeniyle vefat eden Ecz. İsmail Durmuş’un eşiyim. 34 yaşında eczanesinde bilfiil çalışırken kaybettiğim eşim için SGK tarafımdan başvuru isteyip dün reddetti. 1,5 yaşında oğlumuz mevcut. Benim eşim meslek şehidi değil de ne?” diyerek isyan ettiği paylaşımının, sağlıkçıların yaşadığı vahim durumu bir kez daha gözler önüne serdiği dile getirilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“COVID pozitif hastalarla direkt iletişimde bulunan biz sağlıkçılar, salgının doğrudan mağduru olduk. Bu sebeple de daha fazla korunmaya ihtiyacımız var. Sağlık çalışanlarının toplumun diğer kesimlerine göre 4-5 kat, hatta ülkemizde olduğu gibi bazı ülkelerde de 10 kattan daha fazla COVID’e yakalanma riski taşıdığı saptanmıştır. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve birçok uluslararası örgüt, COVID-19’un meslek hastalığı olarak kabul edilmesi yönünde açıklama yapmıştır. Dünya Sağlık Örgütü, henüz salgınının başlangıcında bu yönde değerlendirmeler yapmış; sağlık çalışanlarının korunmasına yönelik önlemlerin alınması için ülkelere uyarılarda bulunmuştur. Türkiye’de COVID-19’un meslek hastalığı olarak kabul edilmesi için illiyet bağı aranmaktadır. İlliyet bağının kurulması imkânsızdır, sağlık çalışanının ya da yakınlarının bunu ispata yükümlü olması ise kabul edilemez bir uygulamadır. Bundan bir an evvel vazgeçilmeli, mağduriyetler giderilmeli ve COVID-19’un tüm sağlık çalışanlarını kapsayacak şekilde meslek hastalığı olması için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Türk Eczacıları Birliği olarak Seda Özkan Durmuş’un ve elbette hayatını kaybeden tüm meslektaşlarımızın ailelerinin yanındayız, mücadelelerinin destekçisi, hukuki süreçlerinin takipçisiyiz.” (BSHA-Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

TÜİK 1000 Kişi Başına Düşen Hekim Sayılarını Açıkladı

Türkiye istatistik Kurumu (TÜİK) bin kişi başına düşen hekim sayısını açıkladı.  Ankara, İzmir ve Edirne’de bin kişi başına üç hekim düşerken, Van, Siirt, Mardin, Şanlıurfa, Adıyaman ve Kahramanmaraş illerinde bin kişi başına yalnızca bir hekim düştüğü görüldü.
Çarpıcı Tablo
Ankara, İzmir ve Edirne bin kişi başına 3 hekim ile  ilk sırayı paylaşırken onları 2 hekim sayısıyla İstanbul, Bursa, Çanakkale, Aydın, Kayseri, Samsun, Antalya, Malatya, Gaziantep, Erzurum, Denizli ve Muğla takip etti. 1 hekimle en az hekim düşen bazı şehirlerimiz: Balıkesir, Sinop, Kastamonu, Kırklareli, Tekirdağ, Şanlıurfa ve Hatay gibi şehirlerimiz oldu. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)
 

Hastane Sayısında Hangi İller Yarışıyor ?

Türkiye İstatistik kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye’de en çok hastane İstanbul’da yer alıyor.
TÜİK verileri illerdeki özel ve kamu hastanelerinin oranlarıyla ilgili Coğrafi İstatistik Portalında bir rapor paylaştı. Rapora göre en çok hastanenin bulunduğu illerin başını İstanbul çekti. İstanbul’u sırasıyla Ankara ve İzmir izledi. TÜİK’in tablosunda iller arasındaki hastane dağılımındaki eşitsizliği de gözler önüne serdi.
KİLİS İKİ HASTANE İLE SON SIRALARDA YER ALDI
En yüksek hastane sayısına sahip ilk 20 ilimiz şu şekilde: İstanbul 236, Ankara 88, İzmir 58, Antalya 47, Konya 45, Bursa 41, Adana 32, Gaziantep 30, Manisa 28, Kocaeli 28, Mersin 27, Kayseri 27, Diyarbakır 27, Samsun 26, Balıkesir 25, Hatay 25, Denizli 24, Aydın 23, Erzurum 23 ve Muğla 22 hastaneyle ilk 20 ilimiz oldu. En az Hastaneye sahip ilk üç ilimizse: Bayburt 1 hastaneyle en az hastanesi olan ilimiz olurken, Kilis 2 hastaneyle ve Ardahan 3 hastaneyle sonuncu sırada yer aldılar. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı).

Tıp Fakültelerine Usulsüz Yatay Geçiş !

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından yurt dışında okuyan Türk ve yabancı uyruklu öğrencilere, Covid-19 salgını nedeniyle tanınan yatay geçiş hakkını kullanan bazı öğrencilerin usulsüz olarak tıp ve diş hekimliği fakültelerine geçtiği tespit edildi.
Türk Tabipler Birliği konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “COVID-19 salgını nedeniyle yurtdışında okuduğu üniversiteye dönmek istemeyen Türkiyeli öğrenciler ile Türkiye’de eğitim görmek isteyen yabancı uyruklu öğrencilere Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından yatay geçiş hakkı tanınmıştı. Yükseköğretime girişte başarı sıralaması şartı bulunan tıp ve diş hekimliği fakülteleri bu hakkın kapsamı dışında tutulmuş, buna karşın usulsüz olarak tıp ve diş hekimliği fakültelerine de kayıt yaptırıldığı belirlenmişti. YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç ise mahkemelerin “kazanılmış hak” kararlarını gerekçe göstererek hem etik ve yasal olmayan bu durumu hem de bu konuda herhangi bir şey yapmadıklarını kabul etmişti. Türk Tabipleri Birliği’nin tıp fakültelerine giren öğrencilerin alın terini yok sayan yasadışı yatay geçişlerle ilgili yaptığı başvurular üzerine YÖK’ten yeni bir açıklama geldi. Kurula yapılan şikayetler ve basına yansıyan haberler üzerine başlatılan incelemede Ukrayna ve KKTC üzerinden usulsüz yatay geçişlerin tespit edildiğini söylenen YÖK açıklamasında usulsüzlüklerle ilgili işlem başlatıldığını ve suç duyurularında bulunulduğu da belirtildi. YÖK, konuyla ilgili denetim ve takiplerin sürdürüleceğini de ifade etti” ifadelerine yer verdi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Bakan Koca, En Riskli Bölgeyi Açıkladı

Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca’nın, kentlerin son risk durumunu sosyal medya hesabından paylaştı.
Bakan Koca’nın açıkladığı risk haritasındaki bilgiler şöyle,
“508,97 ile Samsun en riskli şehrimiz Samsun’u 356,35 ile Giresun ve 309,06 ile Sinop takip etti.En düşük riskli şehirlerimizin sıralamasıysa: Şırnak 8,18 ile en düşük riskli şehrimiz. Şırnak’ı 14,20 ile Siirt ve 15,69 ile Hakkari takip etti. En yüksek riskli bölgemiz Karadeniz olurken, en düşük riskli bölgemiz Güney Doğu Anadolu oldu. Bazı büyük şehirlerimizin oranıysa şöyle: İstanbul 251,12, Ankara 107,99, İzmir 111,41, Bursa 97,14 oldu”  Bilim ve Sağlık Haber Ajansı (BSHA)