Yazar: kocaeliajans

Begüm Yücel:” Annelik Her Daim Kalp Çarpıntısı”

SEY Vakfı Vekili Begüm Yücel, MAG Mayıs sayısı için verdiği röportajda oğulları Aslan ve Kaplan ile olan ilişkisini anlattı.

 

 

 “Daha özgür ve mutlu bir dünya dilerim”

 

“Kaplan ismi Türkiye’de az bulunuyor”

 

DJ Doğuş Çabakçor ile evliliklerinden Aslan ve Kaplan adında iki tane oğlu olan, SEY Vakfı Vekili Begüm Yücel MAG Mayıs içeriğinde yer alan  Anneler Günü röportajında anne olduktan sonra hayatında neler değiştiğini anlattı. 

 

Anneliği koşulsuz sevgi ve her daim kalp çarpıntısı olarak tanımlayan Yücel, “Anne olduktan sonra insanın yaşamı komple değişiyor. Ben çocuklarla beraber bambaşka bir insan oldum” diye konuştu. Çocukları ile birlikte geliştiğini aynı zamanda da çok şey öğrendiğini belirten başarılı ve güzel anne, hala çocuklarıyla birlikte öğrenmeye devam ettiğini de özel röportajında anlattı. Evde belirli rutinlerinin olduğunu da vurgulayan Yücel, çocuklarının meslek seçimlerinde kendilerinin ne istediğine önem verdiğini belirtti. 

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Covid-19’un Uzun Dönem Etkilerine Dikkat!

1. COVID-19 sonrası en sık görülen şikayetler nelerdir?

“Uzun süreli COVID-19”, virüsle ilk kez enfekte olduktan sonra haftalar veya aylar sürebilen veya enfeksiyondan bir süre sonra ortaya çıkabilen bir dizi semptomdur. Bu süreçte hastalık hafif seyredebilir veya belirtileri olmayabilir. “Uzun süreli COVID-19” yaşayan kişiler; 

Geçmeyen yorgunluk,

Düşünme veya konsantre olma zorluğu ("beyin sisi"),

Baş ağrısı,

Koku veya tat kaybı,

Ayakta dururken baş dönmesi,

Kalp çarpıntısı ve taşikardi,

Göğüs ağrısı,

Nefes almada güçlük veya nefes darlığı,

Öksürük,

Eklem veya kas ağrısı,

Depresyon veya kaygı,

Ateş gibi semptomlar yaşayabilmektedir. 

 

2. COVID-19 enfeksiyonu olan bir kişinin bulaştırıcılığı ne kadar süre devam eder? 

COVID-19 enfeksiyonu sonrası immün sistemi baskılayan hastalığı olmayan ve immün sistem baskılayan ilaç kullanmayan hastalar 10 günden sonra izolasyonları sona ermekte ve bulaştırıcılık özelliklerinin olmadığı kabul edilmektedir. Ancak İngiltere (B.1.1. 7),  Güney Afrika (B.1.351) ve Brezilya (P.1) mutasyonlarının pandemide baskın hale gelmesiyle yeni çalışmalar yapılmış ve yeni görüşler ortaya çıkmıştır. Daha bulaşıcı olduğu bilinen bu mutasyonlarda izolasyon süresinin 14 gün olması gerektiğini ifade eden yani bulaştırıcılık sürelerinin daha uzun olabileceğini söyleyen çalışmalar mevcuttur. 

 

3. COVID-19 belirtileri olan ya da temaslı bir kişinin test sonucu negatif çıktıysa tekrar pozitife dönme ihtimali var mı?

 Kişide hastalık belirtileri varsa ancak test sonucu negatif ise yine de maske, mesafe, hijyen ve sosyal izolasyon tedbirlerine uymaya devam etmesi önemlidir. Bulaşın ilk günlerinde test sonucu negatif çıkabilmektedir. Mutasyonlu COVID-19 virüsü ile birlikte de ilk birkaç test negatif çıktıktan sonra pozitif sonuç tespit edilen vakalara rastlanmaktadır. Bu nedenle kişinin COVID tanısı almış gibi gerekli önlemleri almaya devam etmesi gerekmektedir. 

 

4. COVID-19 tedavisi almış ve iyileşmiş bir kişide hastalık hala pozitif çıkabilmektedir. Bu durumda ne yapılmalıdır? 

Bu konuda yapılmış pek çok çalışma vardır. Bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde ve hastalığı ağır geçirip, çeşitli etken maddeli ilaçları kullanarak geçiren bireylerde pozitiflik daha uzun ( 20 güne kadar) sürmektedir. Bazı yayınlarda 86 güne kadar uzayan PCR pozitif sonuçlarına rastlanmıştır. Fakat bunların çevrelerine hastalığı bulaştırmadıkları gösterilmiştir. Testlerin ölü virüs parçacıklarını tespit ettikleri bilinmekte ve testlerin cut-off değerleri (virüs miktarını belirleyen sınırlar ) farklı olabilmektedir. Bunun yanında hastalığı hafif ya da orta şiddette evinde geçirmiş kişilerde de uzayan COVID PCR test sonuçlarına rastlanmaktadır. Bu kişilerden alınan burun, geniz ve boğaz sürüntülerinde canlı virüs saptanmamakta ve bu kişilerin bulaştırıcı olmadığı varsayılmaktadır. Bir çok ülkede izolasyon süresinden (genellikle 10 gün) sonra yeni temas öyküsü yoksa tekrar test yapılmamakta ve izolasyon sürelerine son verilmektedir.  Hastalığın klinik bulguları düzelmiş ve ortalama 10-14 günlük süre geçmişse negatif test sonucuna güvenilebilir.

 

5.Tat ve koku kaybı durumunda ne yapmalıdır? 

Tat ve koku kaybı yitiminde tedavi kapsamında bazı ilaçlar, B-kompleks vitaminleriyle birlikte, diğer vitamin ve mineral takviyelerinin kullanılması önerilebilmektedir. Koku kaybında kullanılan bir tedavi yöntemi ise koku rehabilitasyonudur. Koku rehabilitasyonu Kulak Burun Boğaz uzmanları tarafından uygulanan, evde de rahatlıkla yapılabilen tedavilerden biridir. Uzayan, tam ya da kısmi koku kaybı durumlarında uygulanabilir. Koku rehabilitasyonunda birtakım koku egzersizleri bulunmaktadır. Kahve, lavanta, mentol gibi güçlü kokularla koku siniri uyarılmaktadır. 

 

6. COVID-19 enfeksiyonu sonrası tat ve koku kaybı ne kadar sürede geri gelmektedir?   

Bazı hastalarda koku ve tat problemleri COVID-19’un tek semptomu olabilmektedir. COVID-19 nedeniyle koku alma rahatsızlığının görülme oranları yapılan ilk çalışmalarda 33,9 iken son yapılan çalışmalarda 75’e kadar yükselmiştir. Genel olarak koku ve tat problemleri kadınlarda erkeklerden daha sık görülmektedir. Tat ve koku kaybının gitmesi ve daha sonra geri gelmesi kişiden kişiye değişebilmektedir Genellikle ortalama 4 haftada düzelmektedir, ancak 6 ay a kadar süren vakalar izlenmiştir. 

 

7.Solunum şikayetleri devam eden hastalar nasıl bir yol izlemelidir? Solunum fonksiyon testi yapılmalı mıdır?

 Hastalığa bağlı olarak nefes problemleri yaşayan hastalar mutlaka doktora başvurmalıdır. Bu konuda solunum fonksiyon testi doğru tanı konulabilmesi ve tedavi planlaması açısından önerilmektedir. Akciğerlerin çalışma performansını ölçmeye yarayan solunum   fonksiyon testi  hastalık süreci bittikten 1 aydan önce önerilmemektedir. 1 ay sonrasında  şikayetleri  devam eden hastalara  solunum fonksiyon testi  yapılabilir.

 

8.COVID-19 enfeksiyonu atlatmış ama nefes problemleri devam eden kişiler ne yapmalıdır? 

COVID-19 virüsü bazı hastalarda akciğerleri önemli ölçüde etkilemektedir. Hastalığı hafif atlatan kişiler dahi negatife döndükten sonra nefes problemi ya da göğüs bölgesinde hassasiyet hissedebilmektedir. Bu durumda mutlaka uzman yardımı alınmalıdır. Bu tür sorunlarda solunum rehabilitasyonu önemli bir çözüm sunabilmektedir. “Pulmoner Rehabilitasyon” yani solunum fizyoterapisi; kişiye özgü olarak planlanan, akciğer hastalarının tedavisini amaçlayan, kişilerin günlük yaşamda daha kaliteli nefes alıp vermesini hedefleyen rehabilitasyon programıdır. Solunum fizyoterapisi genellikle hastalığı noninvaziv solunum desteği, ventilatör desteği ile geçiren hastalara da hastaneden taburcu olduktan sonra hastanın kalp ve akciğer durumu değerlendirildikten sonra önerilmektedir. Bu tedavi uzman solunum fizyoterapistleri tarafından uygulanmalıdır. 

 

9.COVID-19 sonrası vücut ağrıları devam ediyorsa ne yapılmalıdır? 

COVID sonrası yorgunluk, kas ağrıları, konsantrasyon bozuklukları sık görülen şikayetlerdir. Hastalığı ve oluşturduğu psikolojik durumun da bunda etkisi olmaktadır. Hastalık sonrası mutlaka doktora başvurarak tetkikleri yaptırmak kontrolden geçmek gerekmektedir. Ağrıların devam ettiği durumlarda uzman hekim gerekli görürse D vitamini ve magnezyum takviyeleri uygulanabilmektedir. 

 

10. COVID-19 enfeksiyonu kalp ve beyni de etkiler mi?

COVID-19  enfeksiyonu atlatmış kişilerde kalp ve beyin dahil çoklu organ etkileri olabilmektedir. COVID-19, akciğer, böbrek ve deri fonksiyonları dahil olmak üzere vücut sistemlerinin hepsini olmasa da çoğunu etkileyebilir. Çoklu organ etkileri ve otoimmün hastalıklar COVID-19'dan sonra ortaya çıkabilmektedir. COVID sonrasında kişi bir rahatsızlığı olduğunu düşünüyorsa, tanı ve tedavi seçenekleri için ilgili tıbbi branş ya da branşlara başvurması gerekmektedir. 

 

11. Hastalığı atlatmış kişilerin bel, boyun ve sırt ağrıları geçmiyorsa ya da geçmeyen yorgunluk ile karşı karşıya iseler ne yapmalılar?

COVID-19’a yakalanan bireylerde hastalık boyunca ya da sonrasında bel, boyun, sırt ve ense bölgesinde ağrılar ve kronik yorgunluk görülebilmektedir. Test sonucu negatife döndükten sonra İş ve sosyal hayatlarına geri dönüş yapan bireylerin bu nedenle yaşam kalitesi olumsuz etkilenebilmektedir. Bu durumda doktora bilinçsiz kas gevşetici ya da ağrı kesici kullanımından kaçınılması ve mutlaka doktora başvurulması önemlidir. Çeşitli fizik tedavi uygulamaları ya da uzman kontrolünde medikal tedaviye başlanması gerekebilmektedir. Bu sayede şikayetlerden kurtulup ağrısız bir yaşama kavuşmak mümkün olabilmektedir.  

     

12.COVID-19 atlatmış bir kişi antikor üretmiş midir? Önlem almayı bırakabilir mi?

Antikor üretimi kişinin kendi bağışıklık sistemiyle alakalı bir durumdur. COVID-19 enfeksiyonu sonrası hastalığın şiddeti, hastanın yaşına ve diğer hastalıklarının varlığına bağlı olarak az ya da çok antikor üretilmektedir.  Bu antikorlar zamanla, ortalama 3-6 ay içinde azalmaktadırlar. Antikorların tekrar hastalanmayı 3-6 ay civarında engelleyebileceği varsayılmakla birlikte yeni mutant virüslerin ortaya çıkması ile beraber koruyuculuk azalmakta, bu sürelerden daha önce tekrar Covid-19 geçiren kişilerin artmaya başladığının bilinmesi gerekir. Antikorlar uzun süre koruyuculuk sağlamadığı için ve mutasyona uğramış varyantların ortaya çıkmasıyla beraber tekrar vakalarının artmasından dolayı tedbirlerin, hastalanmadan önceki gibi devam ettirilmesi gerekmektedir. Bu sebeple “maske, mesafe, hijyen” kurallarına herkesin uymaya devam etmesi gerekmektedir.

 

13. COVID-19 enfeksiyonu sonrası beslenme nasıl olmalıdır? Gündelik hayatta nelere dikkat edilmelidir? 

  • Sağlıklı beslenme kuralları çerçevesinde tuz ve şekerden uzak durarak, vitamin içerikleri yüksek, bol, taze sebze ve meyve tüketilmelidir. 
  • Sağlıklı protein kaynakları olan beyaz et ve balık tüketilmeli ve günde 2-2,5 litre su içilmelidir. Bağışıklığın güçlü olması düzenli ve kaliteli bir uykuyla doğru orantılıdır. Günde uykuya 7-8 saat ayırmak gerekmektedir. 
  • Pandemi döneminde evlerde fazla zaman geçirmek hareketsiz kalmaya ve fazla kilo alımına neden olabilmektedir. Bu dönemde de düzenli egzersiz yapılmalı ve gündelik hayatta daha fazla hareket edilmelidir. 
  • 50 yaş ve üzerinde olanlar egzersiz yapmadan önce bir hekime danışmalı ve yapabilecekleri egzersizleri mümkünse bir fizyoterapistle belirlemeleri gerekmektedir. 
  • Mümkün olduğunca kalabalıktan uzak durarak burun ve ağzı kapatacak şekilde maske kullanarak, evi sık havalandırarak önlemlere devam edilmelidir. 
  • Hastaların çoğuna virüs yakınlarından, aile içinden bulaştığı görülmektedir. İşe gitmek durumunda olan aile bireylerinin dışarıda daha dikkatli olmaları, kalabalık, havasız ortamlarda bulunmaktan kaçınmaları gerekmektedir. 
  • Hasta kişiyle temas şüphesi durumunda herhangi bir şikayet olmadan dahi evde izolasyona başlamaları önemlidir.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Birkan Nasuhoğlu; “Nil Karaibrahimgil’in rodiliğini yaptım.”

Büyük Ev Ablukada’nın sevilen solisti Gülinler’in sunduğu Zorlu PSM’nin yepyeni dijital serisi “Bir Masada Oturduk”,  üçüncü yenilerin beğenilen gruplarından Yedinci Ev ile başladığı müzik kariyerine 2018 yılından bu yana solo olarak devam eden Birkan Nasuhoğlu’nu ağırladı. Pandemi sürecinden yeni projelere kadar pek çok konunun konuşulduğu keyifli sohbet şimdi Zorlu PSM YouTube kanalında yayında.

 

Çekimleri sevilen caz kulübü touché’de fiziki mesafe önlemleri ile gerçekleştirilen, Bant Mag.’ın da editöryel ve kreatif olarak dâhil olduğu Zorlu PSM Youtube kanalının en yeni dijital serisi “Bir Masada Oturduk” yeni bölümünde Birkan Nasuhoğlu’nu ağırladı.

 

“Gitar çalmaya 10 yaşında başladım, gitar benim boyumdan büyüktü.”

 

Yeni bölümünde Gülinler’in konuğu olan Birkan Nasuhoğlu, hem pandemi sürecinin kendisi için nasıl bir deneyim olduğunu hem de pandemide hayata geçirdiği yeni projelerini anlattı.

 

Pandemi sürecinde çıkarttığı iki türkü yorumu bir de yeni şarkıdan oluşan Tanrı Türkü Dinliyor projesinin, türkü dinlenmenin çok da bağdaşmayacağı yerlerde türkü çalma motivasyonuyla ortaya çıktığını ancak böyle bir yer bulamadıklarını anlatan Nasuhoğlu, son olarak kilisede parçalarını çalma fırsatı bulduklarını anlattı.

 

Müziğin hayatına girişinin çok küçük yaşlarda olduğunu da ifade eden genç sanatçı; “Gitar çalmaya 10 yaşındayken başladım. Gitar benim boyumdan büyüktü. İlk çaldığım parça da Haluk Levent’in “Hani Benim Olacaktın” parçasıydı hiç unutmam.” sözleriyle anlattı. Solo kariyerinde önce çeşitli gruplarda da müzik yaptığını anlatan Nasuhoğlu, sahne üstüne çıkmadan önce sahne arkasında rodilik yaptığı günleri de izleyicilerle paylaştı. “Nil Karaibrahimgil’in rodiliğini yaptım. Şimdi bazen rodilere kötü davranan sanatçılar görüyorum. Rodiler yoksa sen de yoksun aslında, hiçbir şey yok, bunun farkında değiller, inanılmaz bir şey. Çok zor bir iştir rodilik, benim de sahneye çıkmaya başladıktan sonra diyaloğum hep iyi olmuştur onlarla, yaptıkları işin ağırlığını bildiğim için her zaman kibar davranırım rodilere.” sözleriyle müzik sahnesi öncesine dair anılarını da paylaştı.

 

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

SQUST’ın son şarkısı ‘Benim Ol’, Duygu Yıldırım’ın vokali ile dijital platformlarda yerini aldı!

Alışılagelmişin dışındaki sahne konseptleri ile elektronik müzikte fark yaratan SQUST’ın, Duygu Yıldırım vokalistliğindeki “Benim Ol” isimli yeni teklisi Alim Yapım etiketiyle tüm dijital platformlarda yerini aldı.

 

2016 yılında ikili olarak bir araya gelen ve tarzlarıyla elektronik dans müziğine yeni bir soluk getiren SQUSTBenim Ol isimli yeni teklisini müzikseverlerle buluşturdu. Türkçe ve yabancı şarkıları kendi düzenlemeleri ve tarzlarıyla icra eden SQUST’ın Duygu Yıldırım vokalistliğindeki yeni teklisinin klibi de ilk gösterimini 2 Nisan Cuma akşamı 21.00’da SQUST YouTube kanalında yaptı. Fark yaratan tarzlarını elektronik müziğin canlı dünyasıyla buluşturan grubun yeni teklisi ve klibi büyük beğeni topladı. 

 

Electro House, Future House, Club House, R&B ve Deep House müzik türlerinde performans sergileyen SQUST’ın yeni teklisi Benim Ol’un söz ve müziği kendilerine ait. Vokalde Duygu Yıldırım’ın olduğu yeni teklinin mix’i Utku Ünsal, mastering’i ise Emre Kıral imzası taşıyor. Şarkının klibi ise başarılı tiyatro sanatçısı Behzat Uygur ile aynı adı taşıyan müzisyen oğlu Behzat Uygur yönetmenliğinde çekildi.

 

SQUST’ın Duygu Yıldırım vokalistliğinde Alim Yapım etiketiyle çıkan yeni teklisi Benim Ol, tüm dijital platformlardan dinlenebilir. 

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Berkay Demirci’nin Youtube’da sunduğu Gıybet Mi? programına Sinem Yıldız konuk oldu

Ünlü Youtuber Berkay Demirci, Youtube'da sunduğu Gıybet Mi? adlı programında ünlü isimleri ağırlamaya devam ediyor. Daha önceki dönemlerde Selin Ciğerci, Aydilge, Bircan Bali, Eylül Öztürk, Bahar Candan, Nihal Candan gibi isimleri konuk olarak ağırlayan Berkay Demirci'nin bu haftaki konuğu Sinem Yıldız'dı.

Fenomenler ve Magazin dünyası hakkında eğlenceli konuşmaların yapıldığı Berkay Demirci'nin Gıybet Mi? adlı programında, Demet Akalın'ın her şeyi göz önünde yaşamasından dolayı herkesin kendisine görgüsüz dediğini ancak Demet Akalın'ın tamamen normal olduğunu ifade ettiler.

 

Program'da Berkay Demirci'nin sorduğu "Nez" sizin için ne ifade ediyor sorusuna Sinem Yıldız; "Saçlarını falan kazıtmış son zamanlarda, Nez zamanında çok tatlı bir kadındı, muhteşem dans ediyordu. O zamandan bu zaman yeni şarkılar geldi ama Nez'de tatlıdır. Şimdi yine bir şarkı yapsa dinlenir ifadelerine yer verdi.

 

Berkay Demirci'nin hazırlayarak sunduğu Gıybet Mi? adlı programın bir sonraki konuğu herkes tarafından merak ediliyor.

 

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Konya, savunma sanayiin merkezi olma yolunda

Konya Sanayi Odası Başkanı Memiş Kütükcü, 5 yıl önce odaklandıkları 'savunma ve havacılık' sektöründe yaptıkları hamlelerle Konya'yı önemli bir merkez dönüştürdüklerini söyledi. Aselsan'ın Konya'da gerçekleştirdiği yatırıma yerel Yatırımcıların desteğiyle bir sunum verdiklerini anlatan Kütükcü, “Çabalarımız savunma sanayii şehrimizin 3'üncü büyük sektörü yaptı. Hedefimiz katma değeri yüksek bu alanı birinciliğe dönüş ”dedi.

 

Ekonomi Gazetecileri Derneği'nin (EGD) çevrimiçi platformda gerçekleştirdiği 'Türkiye Ekonomiyi Konuşuyor' etkinliğinde Konya sanayisi irdelendi. Moderatörlük EGD Başkanı Celal Toprak ve EGD Temsilciler Koordinatörü Şener Meral'in gerçekleştirdiği toplantıda gazeteciler, Konya Sanayi Odası Başkanı Memiş Kütükcü'ye sanayiden tarıma, turizmden enerjiye kadar birçok alanda sorusuna yöneltti.

 

YATIRIMA ÇEKİLİŞLE TAHSİS 

 

Aynı zamanda Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu Başkanlığı görevini sürdüren Kütükcü, oğul 5 yılda Konya sanayisinin yüksek katma üretime yöneldiğini belirterek, "Savunma sanayii makine, otomotiv ve hububat olarak sıralanan üretim yelpazemizin üçüncü sırasına yerleştirmeyi başmayı başardık Modern Altyapı Türkiye'nin en büyük OSB 'Konya OSB 'de 5'inci genişleme alanımızda ortaya çıkardığımız 10 parsele 422 talipli Yatırımcı çıktı Tahsisi, huzurunda yapılacak çekilişle yerine getirme zorunda kaldık. Yatırım isteğinin önemli bir göstergesi ”dedi.

 

HUĞLU'DAN ASELSAN'A 

 

Huğlu ve Üzümlüler aktarım av tüfeği üretme başkalarında ve Yatırımlarla destekledikleri hamlelerle geliştirdiklerini anlatan Kütükcü, “5 yıl önce savunma sanayii gündemimize aldık. Fuarlar, zirveler yaparak farkındalık oluşturduk. Konya Savunma Sanayi A.Ş.'yi kurduk. Uzun ayak hızlı bu şirketimiz Aselsan'la Konya'da ortak Yatırım yaptı. Bugün 'Uzaktan Kumandalı Silah Sistemleri' cezası söz sahibi bir şehir haline geldik. Bu Yatırım beraberinde Yatırımlarla Konya sanayisine savunma, havacılık ve medikalde yepyeni bir pencere açtı ”dedi.

 

ORTA YÜKSEK TEKNOLOJİ ATAĞI 

 

2016 yılında 1,6 milyar dolar ihracat yapan Konya'nın geçen yılı 2,1 milyar dolarlık ihracatla kapattığını belirten Kütükcü, oğulda gerçekleştirdikleri hamlelerin Konya sanayi yapısında 'Orta Yüksek Teknoloji' oranını yüzde 46 taşıdığını söyledi. İlk ar-ge merkezini 2012'de kuran Konya'nın ar-ge ve tasarım para para ödülü 25'e çıkardığını ancak bunu yeterli bulmadıklarını anlatan Kütükcü, “OSB'lerimizi büyütüyoruz. Kurduğumuz teknokent, 6 sektörde oluşturduğumuz kümelenme çalışmalarımızla Konya'yı değerli değerli üretildiği bir merkeze dönüştürüyoruz. Türkiye'nin en büyük güneş enerjisi santrali Yatırımıyla enerjiden, Yatırımımızla turizmden, sulama alanlarını artırdığımız toprağımızla tarımdan daha fazla gelir elde eden,

 

KIZILIRMAK SUYUNU İSTİYORUZ 

 

Covid-19 pandemisiyle tarımın tüm dünyada önem kazandığını belirten Kütükcü, “Türkiye'nin en büyük arazisine sahip il olarak bu coğrafyadan daha fazla gelir alma çabamızı sürdürüyoruz. Projesi Abdulhamit Dönemi'nde gündeme gelen Göksu'dan Konya Ovası'na suyun bu hayatı hayata geçirildiğini anlatan Kütükcü, “Bu projeyle hala sulanabilir tarım arazimizin ancak 10'da birini suyla buluşturabildik. Kızılırmak yapmak üzere birçok yerde Konya Ovası'na su getirebilme imkânımız var. Bunu başardığımızda Konya tarım sadece Türkiye'yi değil, birçok ülkeyi besleyebilir duruma gelebilir. Bu çerçevede ekonomi yönetiminden talepkâr devam ediyor ”ifadelerini kullandı.

 

HIZLI TREN PROJELERİ TALEBİ

 

Konya'nın ekonomi yönetiminden yeni su getirme projeleri, OSB'lerin genişletilmesi, sivil havalimanı, hızlı tren hatlarının geliştirilmesiyle limanlara bağlanma gibi talepleri olduğunu hatırlatan Kütükcü, “Geçtiğimiz yıl şehrimize bir lojistik merkez kazandırdık. Konya-Karaman-Mersin Hızlandırılmış Demiryolu Projesi'nin tamamlanması büyük önem taşıyor. Sanayi ve tarım ürünleri üretimini artıran Konya'nın Mersin ve Antalya limanlarına daha fazla ekonomik ve hızlı ulaşımını aynı zamanda turizm gelirlerini de yapacak bu yöndeki projelerin daha erken kazanımı sadece şehrimize değil, ülkemiz ekonomisine güç kazandıracak ”dedi.

 

Kütükcü, “1 saat 50 dakika Ankara'ya, 4 saat 50 dakikada İstanbul'a ulaşım sağlayabilen Konya, Antalya-Konya-Kayseri Hızlı Tren Projesi 'yle turizmine, Konya-Mersin Hızlı Tren Projesi'yle dış ticaretine önemli ivme kazandırabilecek. Bu yatırımların hayata geçmesini önleyin. Bugün dünyanın neredeyse her ülkesine ihracat gerçekleştiren Konya, en fazla ihracatını ABD, Irak, Özbekistan, Almanya ve Rusya'ya yapıyor. Dış ticaret fazlası veren bir şehir olarak ihracatımızı artıracak projeler geliştirmeye devam ediyoruz. Yabancı markaların Yatırımlarıyla tercih ettiği bir şehir haline geldik. Üniversite-sanayi işbirliğinde 7 üniversite ve 16 sanayiciyle ortak, OSB'sinde teknokent kurmuş ilk şehir olduk.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Kordsa ilk çeyreği güçlü büyümeyle kapadı

2020 yılını pandemi koşullarına rağmen güçlü kapatan Kordsa, 2021 yılının ilk çeyreğinde sürdürülebilir büyümesine devam etti. Şirket satışlarını geçen seneki aynı döneme göre 26 artırarak 2021 ilk çeyreğini 1,5 milyar TL ciro ile kapattı. Aynı dönemde FAVÖK rakamı 268 milyon TL, net karı ise 144 milyon TL olarak gerçekleşti.

 

Lastik güçlendirmeden uzay ve havacılık sanayisine uzanan geniş bir yelpazede güçlendirme malzemeleri üreten Kordsa, yılın ilk çeyreğini güçlü bir sermaye yapısıyla kapattığını açıkladı. 2021’in ilk çeyreğinde de sürdürülebilir büyümesine devam eden şirketin cirosu yılın ilk 3 ayında 1,5 milyar TL, net kârı ise 144 milyon TL oldu. Aynı dönemde faiz amortisman vergi öncesi kârı ise 268 milyon TL olarak gerçekleşti.

“Tutkumuz yaşamı güçlendirmek” vizyonuyla faaliyet gösteren Kordsa, 2021’in ilk çeyreğinde pandemi koşullarına rağmen lastik sektöründeki faaliyetlerini güçlü global ayak izi ile doğru yöneterek geçirdi. Bu dönemde pazarda yaşanan hammaddeye erişim sıkıntısına olumlu cevap vererek müşteri sürekliliğini ve güvenliğini sağladı. 

Kordsa 2021 yılına ilişkin beklentilerini açıkladı. Mücbir sebebin etkilerini de kapsayacak şekilde 2020 yılına göre satışlarında 35-45 aralığında, ve faiz, vergi, amortisman öncesi kar (FAVÖK) rakamında ise 55-65 aralığında büyüme beklediğini belirtti. 

Kordsa bu dönemde, sürdürülebilirlik hedefleri kapsamında, lastik güçlendirme teknolojilerinde geri dönüştürdüğü naylon iplikleri kullanmaya başladı. Geri dönüştürülmüş malzemeden ürettiği bu teknolojisinin sürdürülebilir yapısını da sertifika ile tescilledi. Geri dönüştürülmüş içeriklerin üçüncü taraf sertifikasyonuna yönelik gereklilikleri belirleyen Global Geri Dönüşüm Standardı (Global Recycled Standard – GRS) sertifikasını kazandı. Bu teknoloji, şirketin sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda attığı önemli bir adım olmakla birlikte aynı zamanda Kordsa müşterilerinin de sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlıyor.

Kordsa, mobilite pazarı için kritik olan kompozit malzemeler alanında da yeni ürün ve teknolojileri portföyüne eklemeye devam etti. Kordsa’nın geliştirdiği karbon fiber kumaşlar, mobilitenin geleceği olarak görülen elektrikli araçların batarya kutularının güçlendirilmesinde kullanılmaya başlandı. İnşaat güçlendirme teknolojileri alanında ise mevcut pazarlardaki konumunu yeni projelerle güçlendirirken, yeni pazarlara da girerek etki alanını genişletmeyi başardı. Sektörün ilk yerli ürünü belgesine sahip olan KraTos markasıyla yeni teknolojiler geliştirmeye yönelik çalışmalarına devam eden şirket, geçen sene yenilikçi KraTos Fibers macro ve micro sentetik fiber donatılarının yanı sıra, tünel açma ve madencilik uygulamalarında geri sekmeyi azaltan püskürtme beton katkısı KraTos Rebound Minimizer ile havuz sıvama uygulamalarında kullanılan KraTos Pool Fiber ürünlerini fiber donatı ürün grubuna dahil etmişti. Şirket aynı zamanda, binaların kolonlarını güçlendirerek yapıların güçlendirilmesinde pratik ve yüksek performanslı bir çözüm sağlayan KraTos Structural Reinforcement (Yapısal Güçlendirme) ürün grubunu da sektörün kullanımına sundu. 

2021 yılının ilk çeyreğinde gösterdikleri büyümeden memnuniyetini dile getiren Kordsa CEO’su Ali Çalışkan, finansal sonuçları değerlendirerek Kordsa’nın hedeflerinden bahsetti: “5 farklı ülkede yerleşik yapılanması olan global bir şirketiz. Bu çok kültürlü yapımız, farklı iş yapış biçimlerinin getirdiği esneklik, değişikliklere kolay ayak uydurmamızı ve hızlı aksiyon alabilmemizi sağladı. Güçlü global tedarik ve satış yapılanmamız sayesinde bölgesel sorunları diğer bölgelerdeki gücümüzle bertaraf ederek pandemi koşullarını yönetebildik. Lastik pazarında hammadde tedariğinde yaşanan sıkıntılara rağmen müşteri sürekliliğini ve memnuniyetini sağladık ve büyüme kaydettik. Faaliyet gösterdiğimiz tüm iş kollarımızda yatırımlarımızla, iş birliklerimizle ve inovasyon çalışmalarımızla sürdürülebilir büyümemizi sürdürürken, yaşamın her alanını güçlendirmeye de devam edeceğiz.”

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

İleri Teknoloji Systemair VRF Ürünleriyle Maliyet ve Zaman Tasarrufu Sağlanıyor

İklimlendirme sektörünün öncüsü Systemair HSK, VRF ürünleriyle sektörde fark yaratıyor. Ürünlerinin sağlamlık, kompakt yapı, sessizlik ve verimlilik özellikleriyle ön plana çıktığını belirten Systemair HSK Genel Müdür Yardımcısı Serkan Gündüz, sistemin esnekliği sayesinde tesisin kullanım amacının değişmesi durumunda hızla yeni koşula adapte edilebildiğini vurguladı. Satış sonrası hizmet altyapısıyla da çok güçlü olduklarını ifade eden Gündüz, Türkiye’nin ve Avrupa’nın her bölgesine servis imkânı sağladıklarını söyledi.   

 

İklimlendirme sektörünün teknoloji öncüsü Systemair HSK; konfor, hijyen ve endüstriyel alanlar başta olmak pek çok sektörde iç mekânların hava kalitesini artırıp insanlara taze hava sağlama misyonuyla çalışıyor. Havalandırma ve soğutma alanında merkezi sistem ve VRF tüm uygulamalar için uygun çözüm ve ürünler sunan Systemair HSK, bu sistemleriyle çok sayıda projeye katkı sağlıyor. Systemair HSK Genel Müdür Yardımcısı Serkan Gündüz, son yıllarda hızla yaygınlaşan VRF sistemlerinin özellikleri ve sundukları çözümlerle projelere nasıl katma değer sağladıklarını anlattı.

 

Küresel ısınmanın neden olduğu iklim değişiklikleri ve ülkemizin bulunduğu iklim kuşağı nedeniyle yaşam alanlarında soğutma ihtiyacının her geçen gün arttığını söyleyen Serkan Gündüz, şu bilgileri paylaştı. “İklimlendirme uygulamalarında sistem seçilirken projenin bulunduğu iklim koşulları, binanın mimari özellikleri, tesisin kullanım amacı, yoğunluğu gibi birçok parametrenin değerlendirilmesi gerekiyor. Systemair HSK olarak havalandırma ve soğutma alanında merkezi sistem ve VRF tüm uygulamalar için uygun çözüm ve ürünler sunuyoruz. VRF sistemlerinin işletilmesi oldukça kolay olup ayrıca ısıtma-soğutma için ek bir ekipmana ihtiyaç bulunmuyor. Ofis, otel ve okul gibi projelerdeki farklı yaşam alanları, VRF sisteminde ayrı ayrı şartlandırılabiliyorlar. Sistem esnek olduğu için tesisin kullanım amacının değişmesi durumunda hızla yeni duruma adapte edilebiliyor.”

 

“Fark yaratan VRF çözümlerimizle iş ortaklarımıza en iyiyi sunuyoruz”

Systemair VRF ürünlerinin sağlamlık, kompakt yapı, sessizlik ve enerji verimliliği özellikleriyle ön plana çıktığını söyleyen Gündüz, sözlerine şöyle devam etti: “Ürünlerimizin en önemli özelliklerinden biri de zorlu çalışma şartlarında kompresörlerimizdeki ısıtma ve soğutma kapasitesini arttıran EVI teknolojisiyle sıcaklık ayarlamasını otomatik olarak yaparken en üst düzey konfor ve ekstra verimlilik sağlayan üstün enerji kontrol sistemi. DX bataryalı klima santrallerimizle paket olarak sunduğumuz VRF dış ünitelerimiz ile tek bedende 90kW’a kadar çıkabilmek mümkün. Sessiz ve daha ince tasarımlı iç ünitelerin bulunduğu SYSVRF2 serisi VRF grubumuzla verimlilik değerlerinde avantaj sağlarken geniş kapasite aralığı, buhar enjeksiyonlu kompresör, enerji yönetim sistemi, otomatik gaz şarjı ve otomatik gaz toplama özelliği, güç koruması ve iki kademeli ara soğutma imkânı sunuyoruz. Otomasyon çözümlerimizdeki gücümüz ve kullandığımız ileri teknoloji AHU-Kitler sayesinde de bu tip klima santralleri bulunan sistemlerde kusursuz işletme imkânı sunuyoruz. İş ortaklarımız bu sayede otomasyon dahil tüm büyük sistemi tek tedarikçiyle çözebiliyor. Böylece hem zaman hem de işletme maliyetinde tasarruf sağlanıyor.”

 

“Avrupa ve Türkiye’de önemli projelere imza atıyoruz”

VRF ve VRF dışındaki merkezi iklimlendirme sistemlerinin kullanım oranı hakkında bilgi veren Gündüz, sözlerine şunları ekledi: “Türkiye’de konut dışı projeler değerlendirildiğinde VRF dışı sistem kullanımı hâlâ çok yüksek. Kısaca bahsetmek gerekirse, projelerde kullanılan m2 cinsinden alanın yüzde 70’inin sulu sistemler ve klima santralleriyle şartlandırıldığını söyleyebiliriz. Kalan yüzde 30 ise VRF sistemi veya VRF ile entegre DX bataryalı klima santralleri ile şartlandırılıyor. VRF’nin projelerdeki payı her geçen gün artarken mekânlardaki taze hava ihtiyacını karşılayan kompakt ve modüler klima santralleri her zaman kullanılmaya devam ediyor. Ülkemizde yapılan yatırımların daha çok konut, sağlık ve eğitimde olduğu son birkaç yıllık dönemde, iç hava kalitesi ve iklimlendirme konusunda daha fazla bilinçlenme ve soğutmada kullanılan ekipmanlardaki teknolojik gelişmelerle birlikte VRF sektörü büyümeye devam ediyor.

 

VRF sistemlerimizle son yıllarda özellikle kamu projelerinde de sıklıkla yer alıyoruz. VRF sistemleriyle yer aldığımız bazı projelerden örnekleri şöyle sıralayabilirim. Konya Şehir Hastanesi, İstanbul Sancaktepe Pandemi Hastanesi, İbni Haldun Üniversitesi, İzmir Göztepe Stadyumu, Aydın Söke Kipaş Kâğıt Fabrikası, İzmir Novada AVM, İstanbul Finans Merkezi İlbank Binası, Darülaceze Hizmet Binası, Gaziosmanpaşa Hükümet Konağı ve YDA Center Ankara.”

 

Satış sonrasında da geniş servis ve destek ağıyla hizmete devam

Satış sonrası servis altyapılarıyla da çok güçlü olduklarını dile getiren Serkan Gündüz, sözlerini şöyle tamamladı: “Avrupa’nın hemen her ülkesinde satış ve servis organizasyonumuz bulunuyor. Almanya ve Türkiye’deki dağıtım merkezlerimizde tuttuğumuz yüksek miktardaki stoklarımız sayesinde de teslimat sürelerini minimuma indiriyoruz. Türkiye’de her bölgede servis süpervizör altyapımız bulunuyor. Uzman ekiplerimiz, sistemlerin devreye alınması sırasında ve saha kontrollerinde yetkili servislere eşlik ediyor. Servis ve destek ağımız oldukça geniş, her bölgede ulaşılabilir durumdayız.”

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Tetra Pak “Türkiye’nin En İyi İşverenleri” listesinde

Tetra Pak, Great Place to Work Enstitüsü'nün hazırladığı Türkiye'nin En İyi İşverenleri 2021 araştırmasında, Türkiye’nin en iyi işverenleri arasında yer aldı.

 

Tetra Pak, Great Place to Work Enstitüsü’nün kurum kültürleri ile fark yaratan şirketleri ödüllendirdiği ve bu sene Türkiye’de 9.’sunu düzenlediği Türkiye’nin En İyi İşverenleri araştırmasında, 250- 499 çalışan sayısı kategorisinde 2021 ’nin en iyi işverenlerinden biri olarak seçildi. 

İnsan kaynakları alanında etkin çalışmalarıyla ön plana çıkan Tetra Pak, çalışanlarının yetenek ve becerilerini ortaya çıkaracak nitelikte, açık iletişime ve yüksek güvene dayalı kurum kültürü sayesinde listeye girmeye hak kazandı.

 

Tetra Pak Hakkında

Tetra Pak olarak, dünya çapında gıda işleme ve ambalaj çözümleri alanında faaliyet gösteren lider bir şirketiz. Müşterilerimiz ve tedarikçilerimiz ile yakın bir iş birliği içinde, her gün 160’ı aşkın ülkede yüzlerce milyon insanın ihtiyaçlarına yanıt veren, güvenli, yenilikçi ve çevreye duyarlı ürünler sunuyoruz. Dünya genelindeki 25.000’den fazla çalışanımızla, sorumlu sektör liderliğine ve sürdürülebilir bir işletme yaklaşımına inanıyoruz.

 

“İyi olanı korur” marka vaadimiz gıdanın her yerde güvenli ve erişilebilir olmasına yönelik vizyonumuzu ifade ediyor. 

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Çimsa ilk çeyrekte satışlarını 95 artırarak 639 Milyon TL satış geliri, ve 174 Milyon TL net kar kaydetti

Çimsa, çimento sektörünün global bir oyuncusu olarak 2021 yılına başarılı bir giriş yaptı. 

 

Geçtiğimiz sene ilk çeyrekte 327 Milyon TL satış geliri ve 14 Milyon TL net zarar açıklayan Çimsa, güçlü operasyonel performansı ile 2021 yılı ilk çeyreğinde ise 639 Milyon TL satış geliri ve 174 Milyon TL net kar açıkladı.

 

Sabancı Holding iştiraki Çimsa, sektörün global oyuncusu olarak ülke ekonomisine katkı sunmaya devam ederken, yılın ilk çeyreğinde satış gelirlerini bir önceki yılın aynı dönemine göre 2 kat artırdı.

 

“Uluslararası üretici kimliğimizi her geçen gün daha da güçlendiriyoruz”

Elde edilen finansal sonuçlardan duyduğu memnuniyeti dile getiren Çimsa Genel Müdürü Umut Zenar konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Çimsa olarak 2021 yılına başarılı bir giriş yaptık. İlk çeyrekte özellikle yurtiçinde gerçekleşen güçlü talep karlılığa önemli katkı sağladı. Yurtiçi pazardaki büyümenin yanı sıra ihracat piyasalarındaki etkinliğimizi de sürdürdük.

65’ten fazla ülkeye beyaz çimento ihraç ederek, uluslararası üretici kimliğimizi her geçen gün daha da güçlendiriyoruz. Küresel piyasalara ihracat yapma kapasitesi, güçlü pazarlama ağı ve son yıllarda hayata geçirdiği yatırımların sonucunda artan beyaz çimento kapasitesi ile yurt dışı pazarların yanı sıra iç piyasada da etkinliğimizi arttırmaya devam ediyoruz. İlk çeyrekte aldığımız sonuçlar da bunun bir göstergesi. Önümüzdeki dönemde ürün ve hizmetlerimizle hem sektörün hem de ülke ekonomimizin gelişimine katkı sunmayı sürdüreceğiz.” dedi.

 

Dijital çağa ayak uydururken, teknolojiyi en verimli şekilde kullandıklarını ve sürdürülebilir bir geleceğe katkı sunmaya gayret ettiklerini belirten Çimsa Genel Müdürü Umut Zenar, “Yatırımlarımızı gerçekleştirirken, ürün ve hizmet geliştirme uygulamalarını kurgularken, sosyal ve çevresel faktörleri göz önünde bulunduruyoruz. Bu kapsamda Çimsa olarak atık kullanımı konusunda ciddi bir hedef koyduk. Fabrikalarımızda farklı sektörlerden tedarik ettiğimiz atıkları, dönüştürüyor ve enerji ihtiyacımızı karşılıyoruz. Yıllık atık kullanım oranlarımızı yaklaşık 2 katına çıkararak sürdürülebilirliğe sağladığımız katkıyı artırmayı hedefliyoruz.” şeklinde konuştu.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı