Kocaeli Ajans

Son Dakika Kocaeli Haberleri

Gün: 10 Haziran 2021

Rosatom BREST-OD-300 hızlı nötron reaktörlü benzersiz güç ünitesinin yapımına başladı

BREST-OD-300 hızlı nötron reaktörlü benzersiz güç ünitesinin yapımına, Rosatom’a bağlı yakıt şirketi TVEL’in Rusya’nın Tomsk bölgesi Seversk şehrinde yer alan Sibirya Kimyasal Tesisi’nde başlandı.

Önceki gün düzenlenen beton dökme törenine Tomsk Bölgesi Valisi Sergey Zhvachkin, Rusya Devlet Atom Enerjisi Kurumu Rosatom’un Genel Müdürü Aleksey Likhachev, Rusya Ulusal Araştırma Merkezi “Kurchatov Enstitüsü” Başkanı Mikhail Kovalchuk ve diğer davetliler katıldı. Rusya Bilimler Akademisi Başkanı Alexander Sergeev, UAEA Başkanı Rafael Grossi ve OECD Nükleer Enerji Ajansı (NEA) Genel Müdürü William Magwood da törene video mesaj gönderdi.  Tören, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in kararnamesi ile ilan edilen Bilim ve Teknoloji Yılı kapsamında gerçekleşti.

Hızlı nötron reaktörlerinde kullanıma uygun MNUP (karışık uranyum-plütonyum nitrür) yakıtıyla çalışan reaktör, 300 MW kurulu güce sahip olacak. Yeni güç ünitesi, küresel nükleer sanayinin en önemli tesisi olan Pilot Demonstrasyon Enerji Kompleksi’nde (PDEK) yer alıyor. Bu kompleks, birbiriyle bağlantılı üç tesis olan uranyum-plütonyum nükleer yakıt üretimi (üretim/yeniden üretim) tesisi, BREST-OD-300 güç ünitesi ve ışınlanmış yakıtın yeniden işlendiği tesisten oluşuyor. BREST-OD-300 hızlı nötron reaktörlü güç ünitesinin yapımıyla dünyada ilk kez kapalı nükleer yakıt döngüsüne sahip ve hızlı reaktörlü bir nükleer santral kurulmuş olacak. Yeniden işleme sonrası, reaktörden çıkan ışınlanmış yakıt yeniden üretime (yani taze yakıt üretimine) gönderilecek ve bu sayede sistem yavaş yavaş özerk ve harici enerji kaynaklarından bağımsız hale gelecek.

Rosatom Genel Müdürü Alexey Likhachev törende yaptığı konuşmada, nükleer yakıtın sonsuz kere yeniden işlenmesi sayesinde nükleer enerjinin kaynak tabanının neredeyse tükenmez hale geleceğini belirterek, “Aynı zamanda, gelecek nesiller için kullanılmış nükleer yakıt biriktirme sorunu ortadan kalkmaktadır. Bu projenin başarılı bir şekilde uygulanması, ülkemizin çevre dostu olma, erişilebilirlik, güvenilirlik ve kaynak kullanımının verimliliği açısından sürdürülebilir kalkınma ilkeleriyle tam olarak uyumlu dünyanın ilk nükleer teknolojisine sahip olmasını sağlayacaktır. Bugün, insanların yaşamlarını iyileştirmek için benzersiz çözümler sunarak dünyada nükleer teknoloji alanındaki liderliğimizi bir kez daha teyit ediyoruz” ifadelerini kullandı. 

Rosatom'un Uluslararası Bilimsel ve Teknik Projeler Özel Temsilcisi ve ‘Atılım’ Projesi Müdürü Vyacheslav Pershukov ise, BREST-OD-300 kurşun soğutmalı reaktörün tasarımının doğal güvenlik ilkelerine dayandığını belirterek, “Reaktörün özellikleri, eriyik kapanından ve büyük hacimli destek sistemlerinden vazgeçilmesini, ayrıca reaktör dışı ekipmanın güvenlik sınıfını düşürmeyi mümkün kıldı. Reaktör tesisinin tasarımı ve fiziki özellikleri, halkın tahliyesini gerektiren kazaların da bertaraf edilmesini sağlıyor. Uzun vadede, bu tür tesisler nükleer enerjiyi yalnızca daha güvenli kılmayacak, aynı zamanda en verimli termal enerji üretimine; özellikle de buhar ve doğal gaz teknolojisine kıyasla ekonomik anlamda daha rekabetçi hale getirecektir” diye konuştu. 

‘Atılım’ Projesi ve N.A. Dollezhal Elektrik Mühendisliği Araştırma ve Tasarım Ensititüsü Bilimsel Danışmanı Evgeniy Adamov, projenin iş organizasyonu bakımından SSCB döneminin atom projeleriyle benzerlikler taşıdığını belirtti.

Adamov “Koordinasyon Konseyi’ne Rosatom Genel Müdürü Alexey Likhachev başkanlık ediyor. Projenin yöneticisi ise onun birinci yardımcısı Alexander Lokshin. Ana işletmelerde, proje üzerinde çalışan uzmanları bir araya getiren Sorumluluk Merkezleri kuruldu. Tam ölçekli bilimsel araştırma, ekipman tasarımı ve üretiminden PDEK tesislerinin tasarımı, inşası ve devreye alınmasına kadar net bir çalışma yol haritası oluşturduk. BREST-OD-300 reaktörünün 2026'da faaliyete geçmesi planlanıyor. 2023 yılına kadar da yakıt üretim tesisi kurmak istiyoruz. 2024 yılına kadar ise ışınlanmış yakıtın yeniden işleneceği modülün inşaatına başlanması planlanıyor” dedi.

TVEL Başkanı Natalya Nikipelova ise, ‘Atılım’ projesinin yalnızca yenilikçi reaktör geliştirilmesini değil, aynı zamanda yeni nesil nükleer yakıt döngüsü teknolojilerinin kullanılmasını da kapsadığına işaret ederek şu ifadeleri kullandı: 

“Bunun içerisine öncelikle, bu kurşun soğutmalı hızlı reaktörün verimli çalışmasını sağlayacak ve tamamen plütonyum ve tükenmiş uranyum gibi geri dönüştürülmüş nükleer malzemelerden oluşan yoğun nitrür yakıt (MNUP) üretimi girmektedir. İkincisi, ışınlanmış yakıtın işlenmesi ve atık yönetimi için daha verimli ve ekonomik açıdan cazip radyokimyasal teknolojiler. Bütün bunlar bir araya geldiğinde, geleceğin nükleer enerjisi üretim zinciri neredeyse atıksız ve yenilenebilir hale gelecek.” 

Kullanılmış nükleer yakıtlar yeniden kullanılabilecek 

Rusya’nın sektördeki stratejisi, termal ve hızlı nötron reaktörleri ile kapalı nükleer yakıt döngüsünden oluşan iki bileşenli bir nükleer enerji sanayisi yaratılmasına dayanıyor. PDEK, Rosatom’un nükleer enerji için yeni bir teknolojik platform yaratmayı amaçlayan stratejik projesi ‘Atılım’ çerçevesinde inşa ediliyor. Bu kapsamda nükleer malzemelerin geri dönüşümü teknolojilerinden yaygın bir şekilde yararlanılması öngörülüyor. Bu teknolojiler sayesinde nükleer enerji sanayisinin hammadde tabanı kat be kat genişletilmekle kalmayacak, aynı zamanda kullanılmış yakıt ve nükleer atık birikmesi sorunu da çözülmüş olacak. Başka bir deyişle, kullanılmış nükleer yakıt ürünleri depolanmak yerine yeniden kullanılarak sanayide üretilen atık hacmi önemli oranda azaltılacak.

Hızlı reaktörlerin avantajı, yakıt döngüsünün ikincil ürünlerinin (özellikle plütonyumun) enerji üretimi için verimli bir şekilde kullanılabilmesi. Aynı zamanda, yüksek yeniden üretim oranına sahip olan hızlı reaktörler, tükettiğinden daha fazla potansiyel yakıt üretebiliyor ve oldukça aktif transuranik elementleri (aktinitler) yakabiliyor; yani enerji üretiminde kullanabiliyor. BREST-OD-300 reaktörünün ana enerji bileşeni olan plütonyum-239, doğal uranyum cevherinde yüzde 99'dan fazla oranda bulunan uranyum-238 izotopundan üretiliyor. (Halihazırda termal reaktörlerde enerji üretimi için doğal uranyumun yüzde 0,7’sini oluşturan uranyum-235 izotopu kullanılıyor.) Yenilikçi teknolojilerin kulanılmasının doğal uranyumun verimliliğini üstel olarak artırması bekleniyor.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Çocuk İşçilerin Sayısı, 20 Yılda İlk Kez Artış Göstererek 160 Milyona Yükseldi

Uluslararası Çalışma Örgütü ve UNICEF, COVID-19 küresel salgını nedeniyle dokuz milyon ilave çocuğun risk altında olduğu konusunda uyarıyor

 

CENEVRE, 10 Haziran 2021 – Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve UNICEF’in yayınladığı yeni rapora göre, çocuk işçi olarak çalışan çocukların sayısı son dört yılda 8,4 milyon artarak dünya genelinde 160 milyona yükseldi; COVID-19 salgınının etkileri nedeniyle de milyonlarca çocuk daha risk altında. 

 

12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü öncesinde yayınlanan “Çocuk İşçiliği: 2020 Küresel Tahminler, Eğilimler ve Önümüzdeki Yol” başlıklı raporda, çocuk işçiliğinin sona erdirilmesine yönelik kaydedilen ilerlemenin 20 yıldır ilk kez durduğu, 2000 ile 2016 yılları arasında çocuk işçilerin sayısında yaşanan 94 milyonluk azalma ile sağlanan düşüş eğilimini tersine çevirdiği konusunda uyarılar yer alıyor.

 

Raporda, şu anda dünyadaki çocuk işçi sayısının yarısından fazlasını oluşturan 5 ila 11 yaşlarındaki çocuk işçilerin sayısında önemli artış olduğuna dikkat çekiliyor. Çocukların sağlığına, güvenliğine veya ahlakına zarar verebilecek işler olarak tanımlanan tehlikeli işlerde çalışan 5 ila 17 yaşlarındaki çocukların sayısı ise 2016 yılından bu yana 6,5 milyon artarak 79 milyona yükseldi.

 

“Yeni tahminler bizim için bir uyarı niteliğinde. Yeni nesil çocuklar da riske atılırken, bu duruma seyirci kalamayız,” diyen ILO Genel Direktörü Guy Ryder, “Kapsayıcı sosyal koruma sayesinde aileler, ekonomik zorluklarla karşı karşıya olsalar bile çocuklarının okulda kalmasını sağlayabilmektedir. Burada, kırsal kalkınma ve tarımda insana yakışır iş konularına daha fazla yatırım yapılması son derece büyük önem arz ediyor. Birçok şeyin vereceğimiz tepkilere bağlı olduğu kritik bir noktadayız. Zaman, adanmışlığımızı ve enerjimizi yeniden göstererek ve bu kritik noktayı atlatarak, yoksulluk ve çocuk işçiliği döngüsünü kırmanın zamanıdır” diye ekledi. 

 

Sahraaltı Afrika’da nüfus artışı, yinelenen krizler, aşırı yoksulluk ve sosyal koruma önlemlerinin yetersiz kalması nedeniyle son dört yılda 16,6 milyon çocuk daha çocuk işçi olarak çalışmaya başladı. 

 

2016 yılından beri bu konuda gelişmelerin yaşandığı Asya, Pasifik, Latin Amerika ve Karayipler gibi bölgelerde bile, kaydedilen bu gelişmeler COVID-19 nedeniyle tehlike altında.

 

Rapor, küresel salgının sonucunda 2022 yılının sonuna kadar dünya genelinde dokuz milyon çocuğun daha çocuk işçiliğine sürükleneceği yönünde uyarıda bulunuyor. Bir simülasyon modeline göre, eğer çocuklar kritik öneme sahip olan sosyal koruma kapsamına erişemezse bu sayı 46 milyona kadar yükselebilir. 

 

COVID-19 nedeniyle yaşanan ekonomik sarsıntılar ve okulların kapanması da, halihazırda çocuk işçi olarak çalışan çocukların daha uzun saatler boyunca veya daha da kötüleşen koşullar altında çalışacak olması, çok daha fazla çocuğun ise kırılgan ailelerin yaşadığı iş ve gelir kayıpları nedeniyle en kötü biçimlerdeki çocuk işçiliğine zorlanacağına işaret ediyor. 

 

UNICEF İcra Direktörü Henrietta Fore, “Çocuk işçiliğiyle mücadelemizde zemin kaybediyoruz; geçtiğimiz yıl ise bu mücadelemizi daha da zorlaştırdı” dedi. “Küresel salgın nedeniyle uygulanan genel tecritler, okulların kapanması, ekonomik aksamalar ve milli bütçelerde görülen daralmaların ikinci yılına girdiğimiz bugünlerde, aileler yürek burkan seçimler yapmak zorunda kalıyor. Hükümetleri ve uluslararası kalkınma bankalarını, çocukları işgücünden çekerek okula geri döndürecek programlara ve ailelerin, en başta bu tür kararlar almamasını sağlayabilecek sosyal koruma programlarına yapılacak yatırımlara öncelik vermeye çağırıyoruz”. 

Raporda yer alan diğer temel bulgular da şu yönde: 

  • Çocuk işçilerin yüzde 70’i (112 milyon) tarım sektöründe, yüzde 20’si (31,4 milyon) hizmet sektöründe, yüzde 10’u (16,5 milyon) ise sanayide yer alıyor. 

 

  • Çocuk işçi olarak çalışan 5 ile 11 yaş arasındaki çocukların yaklaşık yüzde 28’i, 12 ile 14 yaş arasındaki çocukların ise yüzde 35’i eğitim dışında kalıyor. 

 

  • Çocuk işçiliği, her yaştaki erkek çocukları arasında kız çocuklarından daha yaygın görülüyor. Haftada en az 21 saat yapılan ev işleri hesaba katıldığında ise, çocuk işçiliğinde görülen cinsiyete dayalı fark azalıyor. 

 

  • Kırsal alanlarda çocuk işçiliğinin görülme sıklığı (yüzde 14), kentsel alanlardakinden (yüzde 5) neredeyse üç kat daha yüksek.

 

Çocuk işçi olarak çalıştırılan çocuklar bedensel ve zihinsel zarar görme riski altındadır. Çocuk işçiliği çocukların eğitimini tehlikeye atar, sahip oldukları hakları ve gelecekteki fırsatlarını kısıtlar ve yoksulluk ve çocuk işçiliğinden oluşan, nesiller arası sürecek bir kısır döngüye yol açar. Çocuk işçiliğinde görülen artış eğilimini tersine çevirmek amacıyla, ILO ve UNICEF şu çağrılarda bulunuyor: 

 

  • Evrensel çocuk yardımı da dahil olmak üzere, herkes için yeterli sosyal koruma.

 

  • Kaliteli eğitime ve COVID-19 öncesinde de eğitimden mahrum olan çocuklar da dahil, tüm çocukların okula geri dönmesine yönelik daha fazla para harcanması.

 

  • Aileler, aile gelirine katkıda bulunması için çocuklarının yardımına başvurmak zorunda kalmasın diye yetişkinler için insana yakışır işlerin teşvik edilmesi

 

  • Çocuk işçiliğini etkileyen zararlı toplumsal cinsiyet normlarının yok edilmesi ve ayrımcılığa son verilmesi. 

 

  • Çocuk koruma sistemleri, kırsal kalkınma, kırsal kamu hizmetleri, altyapı ve geçim imkanlarına yönelik yatırımlar yapılması.

 

Çocuk İşçiliğinin Sona Erdirilmesi Uluslararası Yılı kapsamında, UNICEF ve ILO’nun da ortakları arasında bulunduğu İttifak 8.7 küresel ortaklığı, Üye Devletleri, işletmeleri, sendikaları, sivil toplumu ve bölgesel ve uluslararası örgütleri, somut eylemler gerçekleştireceklerine dair söz vererek çocuk işçiliğinin sona erdirilmesine yönelik küresel mücadelede gösterdikleri çabayı artırmaları yönünde destekliyor. 

 

10-17 Haziran’da gerçekleştirilecek eylem haftasında, ILO Genel Direktörü Guy Ryder ve UNICEF İcra Direktörü Henrietta Fore, yeni küresel tahminlerin yayınlanmasını ve önümüzdeki yolu tartışmak üzere Uluslararası Çalışma Konferansı kapsamında üst düzey bir etkinlikte diğer üst düzey konuşmacılar ve gençlik savunucularıyla bir araya gelecek. 

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Tasarım ve Beceri Atölyesi ile Düşler Atölyesi açıldı TEGV’den Gaziantepli çocuklara müjde!

Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın, faaliyete geçtiği 2003 yılından bu yana
90 bine yakın çocuğa ulaştığı Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Eğitim Parkı’nda, Uluslararası Rotary 2430 Bölge Federasyonu desteği ile
 Tasarım ve Beceri Atölyesi ile Düşler Atölyesi açıldı.

 

Türkiye’nin sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı bölgelerinde ihtiyaç sahibi çocuklara nitelikli eğitim desteği vermek üzere çalışmalarını sürdüren Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı, Uluslararası Rotary 2430 Bölge Federasyonu’nun sağladığı kaynakla Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Eğitim Parkı’nda,  Tasarım ve Beceri Atölyesi ile Düşler Atölyesi açılışını yaptı.

9 Haziran Çarşamba günü gerçekleşen açılış törenine, Uluslararası Rotary 2430 Bölge Federasyonu Guvernörü Dr. Serhan Antalyalı, TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı ve Uluslararası Rotary 2430 Bölge Federasyonu üyelerinin yanı sıra Gaziantep protokolü temsilcileri katıldı. 

TEGV’in stratejik planı dahilinde ilki Kasım 2018’de açılan Tasarım ve Beceri Atölyelerinin sayısı, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Eğitim Parkı’nda açılışı yapılan atölye ile 23’e ulaştı.    TEGV, fiziki altyapısı uygun olan tüm etkinlik noktalarında Tasarım ve Beceri Atölyeleri açmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. 

TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı açılışta yaptığı konuşmada, “TEGV’in eğlenerek öğrenme modelinin temelini oluşturan ve atölyelerle donatılan etkinlikleri, dünyada genel kabul görmüş etkili bir öğrenme modeli. Tasarım ve Beceri Atölyelerimizde çocuklarımız ileri teknolojik içeriklerle, deneylerle yaparak öğrenecekler. Düşler Atölyesinde uygulanan plastik sanat etkinlikleri ile yeteneklerini keşfedecekler, yeni beceriler kazanacaklar. Projeye sağladıkları değerli kaynak için Uluslararası Rotary 2430 Bölge Federasyonu’ nuna çocuklarımız adına teşekkürlerimizi sunuyorum” dedi.

Uluslararası Rotary 2430 Bölge Federasyonu Guvernörü Dr. Serhan Antalyalı da Gaziantepli çocukların mutluluğuna ortak olmanın keyfini yaşadıklarını belirterek: “Uluslararası Rotary 2430 Bölge Federasyonu olarak TEGV ile birlikte geniş kapsamlı bir işbirliği yaptık. Bugün bu işbirliğinin bir parçası olan Tasarım ve Beceri Atölyesi ile Düşler Atöyesi’nin açılışları için bir aradayız. Uluslararası Rotary 2430 Bölge Federasyonunun 7 çalışma alanından biri olan eğitim konusunda, Gaziantepli çocukların geleceğe daha iyi hazırlanmaları için destek verdiğimiz için çok mutluyuz”  dedi.

 

Açılışa katılan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. Fatma Şahin tüm konuklara hoş geldiniz diyerek başlattığı konuşmasında, şu anda dünyada en önemli konunun yetişmiş insan gücü olduğuna değinerek, eğitimin, dünyanın içinden geçtiği Pandemi döneminde öneminin daha da arttığını belirtti ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi olarak bu konuda yaptıkları çalışmaları anlattı. Şahin “Gaziantep’in bir sanayi ve kültür şehri olmasının yanı sıra, eğitim ve bilim şehri olmasını da istiyoruz. Büyükşehir Belediyesi olarak yaptığımız en büyük harcama eğitim alanında. Artık altyapı belediyeciliği anlayışının yerini sosyal-kültürel belediyecilik aldı. Biz de Gaziantep Belediyesi olarak bu konuda çalışmalarımızı hız kesmeden devam ediyoruz” dedi.

 

Eğlenceli ve multi-disipliner bir öğrenme modeli

TEGV’in 8-14 yaş arasındaki çocukları için kurduğu Tasarım ve Beceri Atölyeleri, çocuklara 3D baskı cihazından robot kitlerine, kodlama platformlarından elektronik devre kartlarına uzanan bir yelpazede yeni nesil öğrenme imkânı sunuyor. Çocukları problem çözme, yaratıcılık, eleştirel düşünme ve teknolojik iletişim konularında geliştiren tasarım ve beceri atölyeleri eğlenceli olduğu kadar multi-disipliner bir öğrenme modeli olarak kabul ediliyor. İş birliği yapılan okulların ders içi saatleri ve hafta sonu katılacağı etkinliklerle atölye, çocuklarımızın gerçek hayatta karşılaştıkları sorunlara çözüm üretebilecek projeler oluşturabilmeleri için bilim, sanat ve bilişim gibi alanları kullanarak hayata daha donanımlı olarak hazırlanmasını sağlıyor. 

Sanatla tanışma fırsatı sunuyor

Düşler Atölyesi ise çocukların, sanatın temel kavramlarıyla tanışmalarını ve sanata ilgi duymalarını amaçlayan bir atölye. Bu etkinlikte çocukların, hazır şablon uygulamalardan uzak, farklı konular, malzeme ve uygulama biçimleri hakkında bilgi edinmeleri, ardından kendi yapabilecekleriyle ilgili keşiflerde bulunmaları ve haklarında bilgi edinebilecekleri bazı sanatçı ve eserlerini tanımaları hedefleniyor. 

Gaziantepli çocukların buluşma noktası

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Eğitim Parkı, kurulduğu 2003 yılından bugüne kadar, Uzaktan Eğitim programları dahil 4.855 gönüllüsünün desteğiyle 81.666 çocuğa ulaştı. 

Eğitim Parkı, açılan yeni atölyeleriyle koridorlarının çocuklarla dolacağı günleri sabırsızlıkla bekliyor. 

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

LG Hız Kesmiyor

2021 yılını Türkiye için yatırım yılı ilan eden LG, hız kesmeden yeni mağazalar açmaya devam ediyor. LG’nin yeni mağazası LG Brand Shop Trada, İstanbul Emaar Alışveriş Merkezi’nde hizmete girdi. 108 metrekarelik mağazada LG’nin son teknolojiye sahip ürünlerinin yanı sıra, ThinQ Deneyim Alanında akıllı ev sistemleri ve aletleri de incelenebiliyor. 

 

Türkiye yatırımlarına devam eden LG Electronics (LG), İstanbul’daki 9. Mağazasını Emaar Alışveriş Merkezi’nde açtı. 108 m2 büyüklüğündeki LG Brand Shop Trada’da, LG markalı TV, buzdolabı, çamaşır makinesi, kurutma makinesi ve bulaşık makinelerinin yanı sıra, son teknolojiye sahip klima, hava temizleme cihazları, ses sistemleri ve hoparlörler bulunuyor. LG Brand Shop Trada da ayrıca, tüketicileri geleceğin teknolojileri ile buluşturan bir de LG ThinQ deneyim alanı bulunuyor. LG, Haziran ayı içerisinde, bir tanesi yine İstanbul’da olmak üzere 4 LG Brand Shop daha açmaya hazırlanıyor. 

 

Geleceğin Teknolojileri

İstanbul Emaar Alışveriş Merkezi’nde bulunan LG Brand Shop Trada da bulunan LG ThinQ Deneyim Alanı’nda, LG ThinQ teknolojisi sayesinde birbiriyle konuşan ve uzaktan yönetilebilen LG ürünleri sergileniyor. Kapısını açmaya gerek kalmadan üzerindeki ekran yardımıyla içerisindekileri gösteren buzdolabı LG InstaView, iki farklı çamaşırı, iki farklı bölmede tek seferde yıkayabilen LG TwinWash ve buhar teknolojisi ile bakteri ve alerjenleri yüzde 99,9’a varan oranda yok eden çamaşır makineleri ve yapay zekaya sahip TV’ler alanda bulunan ilgi çekici ürünler arasında yer alıyor. 

 

LG ThinQ Deneyim alanı ziyaretçileri, LG ThinQ platformunu da yakından tanıma ve inceleme fırsatı buluyorlar. LG ThinQ teknolojisi, ürünlerin birbirleriyle iletişim kurmasını ve kullanıcıların hayatlarını kolaylaştırmalarını sağlıyor. Ev sahipleri, LG ThinQ sayesinde çamaşır makinelerinden klimalara, buzdolaplarından televizyonlarına kadar çeşitli ev ürünleriyle etkileşimde bulunabiliyor. Ev aletlerini uzaktan kontrol edebiliyor, başlatıp durdurabiliyor, gerektiğinde kendiliğinden teknik servisi arayarak kayıt oluşturabiliyorlar.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Dijitalleşmenin öğrenme ve iş modellerinde yarattığı değişim adayların üniversitelerden beklentilerini de değiştirecek

Dijitalleşmenin etkisiyle adayların üniversite ve meslek seçimi ile ilgili öncelikleri de değişecek. Mesleklerin dijitalleşme ile nasıl evrileceği, ortaya çıkan yeni iş modellerinin kariyer yolculuğunu dönüştürmesi üniversitelerden beklentileri de değiştirecek. İstanbul Bilgi Üniversitesi Eğitim Danışmanı Özge Alyu, “Üniversite beni bu yeni düzene nasıl hazırlayacak” sorusunun yanıtını iki başlıkta sıralıyor: Dijitalleşmeye uygun eğitim metotları ve yetkinlik gelişimi

 

Dijitalleşme, toplumsal ve sektörel ihtiyaçlara yeni çözümler sunarak yaşam ve iş yapış biçimlerini değiştirdi. Bu değişim süreci, pandemi etkisiyle hayatın her alanında hızlandı. Bu durum üniversite adayları için sınav hazırlığının son aşamasına geldiğimiz bu günlerde üniversite sınavları ile birlikte, üniversitelere dair soruları da gündeme getirdi. Pandemi koşulları ve dijitalleşme kavramı adayların üniversiteler hakkındaki görüşlerinde de etkisini gösterecek.

Dijitalleşmenin eğitime ulaşmayı kolaylaştırdığını söyleyen İstanbul Bilgi Üniversitesi Eğitim Danışmanı Özge Alyu, bu düzenin internet üzerinden dünyanın en iyi üniversitelerinin en iyi akademisyenlerinden ders alabilmeyi mümkün kıldığını belirtti. Alyu, “Dijital dünyanın yerlileri olarak tanımlanan üniversite adayları üniversiteleri web siteleri ve sosyal medya hesapları üzerinden tanıyor, üniversite sınavı ve tercihlerinde nasıl ilerleyeceklerini YouTube’a ya da Google’a sorabiliyor. Pandemi kaynaklı hızlı dijitalleşme süreci eğitimde de belirgin hale geliyor. Üniversite sınav hazırlığının sınıfta değil, online ortamda yapıldığı bir dönemdeyiz. Şu anda pandemi ile ilişkilendirilen bu durum pandemi sonrası da tamamen hayatımızdan çıkmayacak. Çünkü erişilebilirlik, hız, zamandan tasarruf gibi sağladığı birçok kolaylık var” dedi. 

Üniversitelerin teknoloji yatırımları kıymetli hale geliyor

Adaylar için bilginin en güncel haline, uygulamanın son teknoloji ile yapılış biçimine ulaşmak değer kazandı diyen Alyu, şu şekilde konuştu: “Bu kapsamda üniversitelerin teknoloji yatırımları daha da kıymetli hale geliyor. Sağlıkta, mühendislikte, mimarlıkta, iletişimde son teknolojiye göre hazırlanmış uygulama alanlarının yanı sıra, sosyal bilimlerde bilgiye dijital erişim ve simülasyon araçları adayların tercihlerini etkiliyor. Yapay zekâ ve otomasyon sistemlerinin iş yapış biçimlerini büyük ölçüde değiştirdiği iş dünyasında, çalışanların yetkinliklerine verilen kıymet her geçen gün artıyor. İş dünyasının mezunlardan beklentileri konusunda yapılan pek çok araştırma gösteriyor ki mezunların uyum, esneklik, problem çözebilme ve takım çalışmasına uygunluk gibi yetkinlikleri iş bulmalarında kilit role sahip. Yetkinlik gelişimi adına yapılan çalışmalar üniversitelerin tercih edilmesinde önemli bir unsur oluyor. Üniversitelerin akademik bilginin yanı sıra; yeteneğin tespiti, performansa dönüştürülmesi ve yetkinlik gelişimi konusunda öğrencilerine sağladığı olanaklar adayların üniversite tercihlerinde sorguladıkları alanlardan biri oluyor. Günün sonunda dijitalleşme ile bilgiye her yerden ulaşmanın rahatlığını yaşayan üniversite öğrencisi, üniversite çatısı altında yetkinlik ve sosyal beceri alanlarında gelişim sağlamayı hedefliyor.”

Dijitalleşmeye uygun eğitim şekli beklenecek

Pandemi koşullarının gündelik hayatımızda dijitalleşmeyi hızlandırmasının, üniversite adaylarının tercih biçimlerini de etkileyeceğini belirten Alyu, “Sınav hazırlığını çoğunlukla online olarak yürüten adaylar, üniversiteden de dijitalleşmeye uygun bir eğitim şekli bekleyecek. Her şeyin baş döndürücü bir hızla geliştiği dünyada, gençlerin de bu değişime uyumlanabilecek yetkinliklere sahip mezunlar olmasını gerekiyor. Üniversite sınavları önemli bir etap olmakla birlikte, ardından adayları belki daha da önemli bir tercih süreci bekliyor” diye konuştu. 

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

İmplant uygulamalarında gülüşünüz için önemi

İmplant uygulamaları ile eksik dişlerinizden tamamlanmasının önemine girmeden önce, ilk olarak en yaygın soruyu ele alalım: Diş implantı tam olarak nedir? Diş implantı, hasarlı veya eksik doğal dişleri cerrahi olarak değiştirirken kullanılan küçük ama son derece güçlü bir titanyum alaşımlı vidadır.

İmplant uygulamaları ile eksik veya kırık dişlerinizin tedavisi neden önemlidir sorusunu Diş Hekimi Pertev Kökdemir’e sorduk.

Görünüş

Bir veya iki diş eksikliğinden dolayı mükemmel gülümsemenizi kaybetmek, depresyona ve güven kaybına neden olabilir. Bu da işinizi ve kişisel yaşamınızı etkileyebilir. Diş implantlarının genellikle hastanın moralini ve genel güvenini artırmada etkili olduğu bilinmektedir. Hastanın tedavi sonrası yapılan diş ile doğal diş arasında dışarıdan gözle görülür bir fark olmadığı için aslında fiziksel görünümü olumlu yönde etkilemektedir.

Ağız sağlığı

Bir diş eksilir eksilmez tüm diş yapınızdaki denge bozulmaya başlar. Oluşan boşluk, çiğnemenin bir sonucu olarak kalan dişlerin (özellikle boşluğa en yakın olanların) eğilmesine ve kaymasına neden olur.

Özellikle dişlerin çarpık yapısı hastanın çiğneme kabiliyetini etkilerse, daha fazla ağız problemine yol açabilir. Yıllar içinde birden fazla sayıda diş kaybedilmesi ile de çene kemiğinde kayıplar başlar.

Konfor

Tüm dişleriniz sağlamsa, diş eksikliği olan bir bölgeye ekmeğin veya yiyeceğin sert kısmının batmasının nasıl bir acı oluşturduğu hakkında bir fikrini yoktur. Bunun kötü bir his olduğunu ve hemen hemen her yemek yiyişte en az bir defa bu acının hissedildiğini söyleyebiliriz.

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, hastaların yemek yerken oluşan bu acıdan kaçınmak için en sevdiği yiyeceklerden bile vazgeçtiğini söylemektedir. Bir bakıma yiyecekleri düzgün bir şekilde çiğneme yeteneğinizi kaybetmek, potansiyel olarak hayatınızın bir kısmından zevk almanızı engelleyebilir.

Bunun hemen hemen her öğünde meydana geldiğini söyleyebiliriz. Bu yüzden hastaların sürekli ağrı ve rahatsızlıktan kurtulmak için etten ve daha önce sevilen diğer yiyecek kaynaklarından vazgeçtiğini görmek nadir değildir. Bir bakıma, yiyecekleri düzgün bir şekilde çiğneme yeteneğinizi kaybetmek, potansiyel olarak hayatınızın çok büyük bir kısmından zevk almanızı engelleyebilir.

Bu nedenle eksik dişlerin en hızlı şekilde yapılabiliyorsa implant veya diğer tedavi yöntemleri ile tamamlanması gereklidir.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı