Gün: 4 Mayıs 2021

Polen alerjisi ile Covid-19’un birbirine karıştırılmamalı

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi (EÜTF) İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nihal Mete Gökmen, polen alerjisi ile Covid-19’un birbirine karıştırılmaması gerektiğini söyledi ve benzerliklerle farklılıklara ilişkin bilgiler verdi.

EÜTF İç Hastalıkları Anabilim Dalı Alerji ve Klinik İmmünoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nihal Mete Gökmen, alerjisi olan hastalarda Covid-19’un diğer hastalara göre farklı bir klinik bulguya yol açmadığına dikkat çekti. Bilimsel araştırmalarda, alerjinin şiddetli Covid-19 bulguları için risk oluşturmadığının belirlendiğini dile getiren Prof. Dr. Gökmen, “Covid-19 semptomları arasında en sık görülenler, hastaların neredeyse tamamında olan ateş yüksekliği, her 4 vakadan 3’ünde kuru öksürük, her 2 kişiden birinde olabilen nefes darlığı, her 4 vakadan birinde oluşabilen balgam olarak sayılabilir. Daha az saptanan ve yaklaşık her 10 hastadan birinde görülebilen bulgular ise baş ağrısı, baş dönmesi, ishal, konsantrasyon kaybıdır. Halk arasında saman nezlesi olarak bilinen alerjik rinitin yakınmaları ile karışabilecek olan burun akıntı ve tıkanıklığı semptomları ise Covid-19 olgularının 100’de 5’inden azında bildirilmiştir. Kovid-19 geçirenlerin sıklıkla bahsettiği bir bulgu olan tat alamama ise alerjik olgularda hemen hiç oluşmaz” dedi.

Benzerlik ve Farklılıklar       

Alerjik rinitin bahar aylarında daha yoğun olmak üzere burun akıntısı, hapşırma, burunda boğazda gözlerde kaşınma ile ortaya çıktığını hatırlatan Prof. Dr. Gökmen, “Alerjik rinit ve astımlı olgularda oluşmaz ancak Covid-19’da vakaların neredeyse tamamının ateşi yüksektir. Covid-19’da görülen önemli bir bulgu kuru öksürüktür. Alerjik rinit ve astım olgularında da oluşabilir, boğazda, burunda, kulaklarda ve gözde kaşıntıyla birlikte görülmesi alerjiyi düşündürmelidir. Nefes darlığı, astım ve Covid-19 hastalarında görülebilen bir bulgudur. Ancak astımlı hastalarda bu bulgu nefes açıcı ilaçların kullanımı ile düzelirken, Covid-19 hastalarında astım ilaçları etkisizdir ve enfeksiyonun akciğerlere yayılması ile ortaya çıkmaktadır. Üşüme, titreme, boğaz ağrısı ve kas ağrıları Covid-19 için tipiktir ancak alerji hastalarında görülmez. Baş ağrısı her iki hastalıkta da görülebilir; alerjik rinit olgularında sinüzitin belirtisi olarak baş ağrısı görülebilirken, Covid-19’da neden tam olarak bilinmemektedir. Koku ve tat kaybı Covid-19 hastalığında sık görülen ve virüsün sinir sistemi tutuluşuna bağlı bir bulgudur. Alerji hastalarında tat alamama görülmez ancak koku alamama sinüzit, burun polibi ve burun mukozasının şişmesine neden olan alerjik hastalıkların hemen tamamında oluşur. Alerjik hastalarda koku alamama burun tıkanıklığı ile paralel giden bir semptom olarak karşımıza çıkmaktadır” diye konuştu. Alerjik rinit ve astım hastalarında hastanın tedavisi için gerekiyorsa mutlaka burun spreyi ve ağızdan inhalasyon şeklindeki steroidlere devam edilmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Gökmen, alerjk rinit olgularında burun spreyinin kullanılmamasının hapşırmayı arttırarak virüsün daha çok yayılmasına neden olabileceğini ve astım hastalarında inhaler steroidin kesilmesinin de astım semptomlarının kötüleşmesine yol açabileceğine vurgu yaptı.

Alerjik hastalarda burun, göz, boğaz kaşıntısının ön planda olması, Covid-19 hastalarında ise hemen daima ateş görülmesinin ayırıcı tanıda önemli olduğuna değinen Prof. Dr. Gökmen, kuru öksürüğü ve nefes darlığı olan olgularda görüntüleme yöntemlerinde akciğer tutuluşunun olmamasının yanı sıra nefes açıcı ilaçlar ve alerji ilaçları ile yakınmaların düzelmesinin alerjik astımı düşündürmesi gerektiğini söyledi.

 

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Seçmenin yüzde 60’a yakını yeni bir lider arıyor?

Türkiye ve Avrupa’nın en saygın Araştırman Şirketlerinden biri olan USESAM’ın  kamuoyu araştırmasına göre; seçmenin yüzde 60'a yakını yeni bir lider arıyor.

USESAM nisan ayı raporunu açıkladı. Türkiye ve Avrupa’nın en saygın araştırman şirketlerinden biri olan USESAM’ın Nisan ayı Siyasi Eğilim başlıklı Kamuoyu Araştırmasında dikkat çeken sonuçlar var.
Seçmenin, mevcut kurulu parti ve oluşumlara güveni yüzde 30'un altına düşmüş. Cumhur ve Millet İttifakıyla ilgili ayrı ayrı sorulan sorulara seçmenlerin verdikleri cevap gösteriyor ki, Ekonomiden işsizliğe- iç güvenlikten dış politikayla ilgili konularda seçmen ne iktidara nede muhalefete güvenmiyor. İktidar ve muhalefetin bu sorunlara çözüm bulacağına inanmıyor.

USESAM Araştırman Şirketinin Raporunda dikkat çeken bir diğer unsur ise kararsızların oyunun yüzde 50 bandını aştığı görülüyor. USESAM Araştırman Şirketinin sonuç analizinde ise, seçmenin yüzde 60 yakınının yeni bir lider aradığı, bu Liderin de şu an, mevcut siyasi partiler de olmadığı!
Bu yüzde 60 oyu alabilecek lider Kim?

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Başkan Kızılboğa, 3 Mayıs Türkçülük Günü’nü Kutladı

İYİ Parti Bingöl İl Başkanı Hasan Kızılboğa, 3 Mayıs Türkçülük Günü dolayısıyla bir kutlama mesajı yayınladı.
“Türk Milliyetçileri her zaman Türk Milleti’nin birliğinin, beraberliğinin ve bölünmez bütünlüğünün savunucusu olmuş ve daima olmaya devam edecektir” diyen Başkan Hasan Kızılboğa; “3 Mayıs, Türk Milliyetçilerinin kutlu mücadelesini anlamak ve geçmişten ders alıp Türk Milleti’nin onurlu geleceğini inşa etmek için çok çalışmanın önemini kavramak olarak kabul edilmelidir. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün; ‘Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayalı Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur” sözünden hareketle Türk Milliyetçiliğinin ilelebet yaşaması için çok çalışacağız. Yöneticiler olarak sorumluluklarımızın bilincindeyiz. Bu sorumluluklarımızdan bir tanesi de milli ve manevi değerlerimizi, kültürümüzü, tarih şuurumuzu gelecek nesillerimize en iyi şekilde aktarmak ve halkımıza hak ettiği hizmeti vermektir. Bu kutlu tarihin 77. yıldönümünde; merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş ile merhum Hüseyin Nihal Atsız ve dava arkadaşlarını rahmet ve minnetle anıyor, Türk Dünyası’nın 3 Mayıs Türkçülük Günü’nü kutluyorum. Ne mutlu Türk’üm diyene” ifadelerini kullandı.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Kemalpaşa, Ramazan Coşkun’u son yolculuğuna uğurladı

Kemalpaşa Belediyesi Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Ramazan Coşkun için belediye önünde cenaze töreni düzenlendi. Törene, Kemalpaşa Belediye Başkanı Rıdvan Karakayalı, Konak Belediye Başkanı Abdül Batur, CHP İlçe Başkanı Ahmet Cemil Balyeli, İYİ Parti İlçe Başkanı Nizamettin Yılmaz, Gelecek Partisi İzmir İl Başkanı Hakan Yazar, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri, belediye personeli ve yakınları katıldı.

 

“DEĞERLİ VE AZİMLİ BİR MÜCADELE İNSANI”

 

Belediye önünde düzenlenen törende taziyeleri kabul eden Başkan Rıdvan Karakayalı duygu dolu konuşmasında, “Değerli dostlar sözün bittiği yerdeyiz. Ramazan Bey, yıllarca Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görev yapmış görevini şerefle şanla bitirmiş birisiydi. Sonrasında kendisiyle siyasi birlikteliğimiz başladı. Belediyemizde görev aldığı süre boyunca görevini en iyi şekilde sürdürürken dünyayı saran bu hastalığa yakalanarak dün itibariyle aramızdan ayrıldı. Çok değerli ve azimli bir mücadele insanıydı. Ruhu şad olsun biz ona hakkımızı sonuna kadar helal ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ve taziye kabulünün ardından belediye önündeki tören alanından dua ve karanfillerle uğurlanan Ramazan Coşkun, Çınarköy Mezarlığı’nda defnedildi.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Mutlu: Market genelgesi esnafı sevindirdi…

Sosyal Adaletin gereği

Yeni genelgenin sosyal adalete katkı sağlayacağına dikkat çeken İESOB Başkanı Zekeriya Mutlu, ‘Vaka ve kayıp sayısının artması bizi de endişelendiriyor. Bu nedenle önlemlere büyük özveri ile uyuyor, işimizi kaybetme pahasına toplum sağlığı için üzerimize düşen ödevleri yerine getirmeye devam ediyoruz. Ancak alınan tedbirlerin adaletli uygulanması da sosyal huzurun ve barışın sağlanması açısından önemlidir.

 

Eğer ortada toplum sağlığını tehdit eden bir sorun varsa, sorunu gidermek için alınan önlemler ve önlemlerin getirdiği yükler de toplum katmanlarına eşit şekilde paylaştırılmalı.

İşte bu noktada sıkıntı yaşanıyordu. Yasaklı günlerde üyelerimiz faaliyet gösteremezken, büyük marketlerde ve şubelerinde  temel ihtiyaç dışı ürünlerin satışı sosyal adaleti zedeliyordu.

İESOB, bu konuda yaşanan sıkıntıları her platformda dile getirdi ve Ankara’da temaslarda bulundu. Hükümetimizin yaptığımız çalışmalara ve taleplerimize duyarsız kalmaması, ayrıca  gereken önlemleri kısa sürede hayata geçirmesi de sevindirici oldu. Emeği geçenlere teşekkür ediyoruz’ dedi.

Genelge neler getiriyor? (ayrı kutu)

Bilindiği üzere uygulanan tam kapanma ve sokağa çıkma kısıtlaması sırasında vatandaşların zorunlu temel ihtiyaçlarını karşılamak için bakkal, market, fırın, kasap, manav, kuruyemişçi ve tatlıcılar 10.0017.00 saatleri arasında faaliyet gösteriyor. Diğer meslek kolları işyerlerini zorunlu kapatırken, sadece pazar günü kapatan zincir ve süper marketlerin reyonlarında, raflarında ayakkabı, züccaciye, dekorasyon, kırtasiye ürünleri gibi ihtiyaç dışı ürünler de satılabiliyor, bu işle meşgul olan ancak işyerini açamayan esnaf sanatkarlar mağdur durumda kalıyordu.

 

İlgili Bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları, meslek odaları ve sektör temsilcileri ile yapılan görüşmeler sonucunda yayınlanan son genelge ile zincir ve süper marketlerde;

– Zorunlu temel ihtiyaçlar kapsamındaki ürünlerin dışında herhangi bir ürün satışına izin verilmeyecek. Daha önce getirilen alkollü ürün satış kısıtlamasının yanı sıra marketlerde elektronik eşya, oyuncak, kırtasiye, giyim v e aksesuar, ev tekstili, oto aksesuar, bahçe malzemeleri, hırdavat, züccaciye vb. ürünler de satılamayacak.

-Temel gıda ve temizlik ürünlerinin yanı sıra sadece hayvan yemi, mamaları ile parfümeri ve makyaj malzemeleri hariç kozmetik ürünleri satılabilecek,

 

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Mesut Ergin: “Karardan acele geri dönülmeli”

Başkan Ergin, alınan bu karardan ivedilikle geri dönülmesi gerektiğini söyledi. Bölgeyi bu şekilde hunharca kullanmanın ne insanlığa ne de vicdanlara sığmadığını hatırlatan Belediye Başkan Ergin, maden ocağının bu ısrarından vazgeçmesi gerektiğini, işletmenin doğaya verdiği zararların önüne geçilebilmesi için kapatılması gerektiğini dile getirdi. Başkan Ergin, 15 Nisan tarihinde Balıkesir İl Mera Komisyonu’nun oybirliğiyle aldığı kararın uygulanmasının takipçisi olacaklarını ifade etti. Ergin, Ayvalık Belediyesi, çevre koruma ve sivil toplum örgütleri tarafından Bilfer Madencilik şirketine, madenin ilk alınan işletme izninin ve ÇET raporlarının iptali için açılan davaların sürdüğünü ve bu davaların sonuna kadar takipçisi olacaklarını hatırlattı.

 

Kimselere duyurulmadan alınan kararın uygulanmasının söz konusu olamayacağını vurgulayan Başkan Ergin, “Çevreye verdiği zarar nedeniyle Ayvalık Belediyesi, çevrede yaşayan köylüler ve STK’ların gerek sahada gerekse hukuk yoluyla, kapatılması için, yıllardır mücadele ettiği Bilfer Madencilik, köyün kalan son merasına da göz dikmiş, burayı da atık sahasına eklemek için başvuruda bulunmuştu. Nisan ayında alınan kararla Karayıt Köyü’nde madencilik firmasının depolama alanlarını büyütmek amacıyla yaptığı tahsis değişikliği başvurusu komisyon tarafından uygun görülmemişti. Bir hafta içinde ne değişti de aksi yönde bir karar alındı. Mera alanlarının yem parası karşılığında şirkete devredilmesine tepkisiz kalacağımızı kimse düşünmesin. Hukuk yolumuz açık, sonuna kadar kullanacağız” dedi.

 

8 Ekim 2019 tarihinde konunun Balıkesir Büyükşehir Belediye Meclisine taşıyan Başkan Ergin "Ayvalık ilçesi Karaayıt Köyü Mevkiinde işletilen “Ayazmant Demir Cevheri Zenginleştirme Tesisi”nden kaynaklanacak atıklar için Bilfer Madencilik ve Turizm A.Ş. tarafından yapılması ve işletilmesi planlanan “Ayvalık Bilfer Atık Düzenli Depolama Tesisi Projesi” hususunda ÇED Toplantısının yapılmaması ve söz konusu firmanın maden ruhsatının iptali için Ayvalık Belediyesi ile işbirliği yapılarak gerekli girişimlerde bulunma hususunda Meclisimizce tavsiye kararı oybirliği ile kabul edilmiştir" şeklinde alınan kararı da hatırlattı.

 

Ayvalık Karaayıt köyü yerleşim alanının dibinde demir madeni işletmesinin bulunmasının turizm beldesi Ayvalık’a hiç yakışmadığına değinen Başkan Ergin, bu alan ile ilgili geçmişte de köylüler ile birlikte tepkilerini dile getirdiklerini hatırlattı.  Ağır metallerin biriktiği depolama alanında duvarların yıkıldığını, istiap hattının çoktan aşıldığını ve bu zehirli suların dereye karıştığını ifade eden Başkan Ergin, “Genişletmek istedikleri depolama alanlarına itirazlarımız oldu. Bu anlamda köylümüzle beraber gelip gerekli tepkileri koyduk. Bu su Ayvalık’ın Madra Barajı dediğimiz özellikle sulama amaçlı olarak kullanılıyor. Bu ağır metalleri taşıyan sular Madra Barajı’na kadar gitmektedir. Burası su havzalarının bulunduğu bir bölge özellikle, bu ağır metallerin biriktirildiği duvar yıkılmış vaziyette. Ve bu duvarın yıkılması sonrasında hemen dibindeki dereye ağır metaller suya karıştı. Bizim amacımız da, şuan yaşanan durumların önüne geçebilmekti.” diye konuştu.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

AK Partili Çapçı’dan Foça Belediyesi’nin 2 yıl değerlendirmesi

Yerel seçimlerin ardından geçen 2 yıl sonunda, AK Parti Foça İlçe Başkanı Ethem  Ali Haydar Çapçı, Fatih Gürbüz yönetimindeki Foça Belediyesi’nin çalışmaları hakkında değerlendirmede bulundu.  Teşebbüs ve mülkiyet gelirlerin 3 milyon 704 bin TL  gelirin kabul edilemez boyutta olduğunu ifade eden Başkan Çapçı, ‘’Foça Belediyesi’ne ait işletme ve gayrimenkuller bir çok eş değer belediyede yoktur. 729 adet irili ufaklı (arsa, tarla, konut, hizmet binaları, çayır-otlak, otogar, dükkanlar, iş yerleri, spor salonları, diğer konutlar, ağaçlandırılmış alanlar, sağlık evleri, okullar, kurs merkezleri, parklar, yeşil alanlar) Foça Belediyesi’ne ait bu gayrimenkullerden  optimum gelir sağlanamamıştır. Bu gayrimenkullerin örnek tip projeler uygulanarak gençlerimize istihdam alanları açılabilir ve belediyeye ciddi gelir kazandırılabilirdi. Foça Belediyesi’nin sosyal belediyecilikten uzak ekonomik politikaları da göze çarpmaktadır.  Ayrıca, 92 adet tarladan icar yoluyla gelir elde edebilir ya da organik tarım ile ilgili projelerde uygulama alanı olarak kullanılabilirdi.’’ dedi.

 

Kendi reklamlarına ayırdıkları para ile kadın ve ailelere ayırdıkları para arasında dağlar var..

 

Kendi PR çalışmalarına ayırdıkları bütçeleri hizmete ayırmadıklarını ifade eden AK Parti Foça İlçe Başkanı Ethem Ali Haydar Çapçı, ‘’Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü’nün yapmış olduğu gider yaklaşık 35.000 nüfuslu bir bölge için komik sayılabilecek bir rakam olan 9 bin 509 TL’lik bir bütçe ayrılmış olması, sosyal belediyecilik anlayışı ile örtüşmemektedir. Ancak, PR çalışmaları söz konusu olduklarında bütçede cömert bir yer ayırdıkları gözden kaçmamaktadır. Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nün yapmış olduğu 3 milyon 526 bin TL’lik harcamanın hangi kişi, kurum ya da kuruluşlara harcandığı da muammadır. Çünkü Foça’nın ulusal veya uluslararası platformda basın yayın halkla ilişkiler veya reklama harcayacak ciddi etkinlikleri olmamıştır. Ağızlarını her açtıklarında kadın ve aile değerlerinden bahsedenlerin, söylem ve eylem birlikteliğinin olmadığı ortadır. Yaptıkları algı operasyonundan başka bir çalışma değildir.’’ dedi.

 

Yıllardır bitirilemeyen projeler var…

 

‘’Faaliyet raporunda sözü edilen 4 projede, yıllarca CHP belediyeleri tarafından, her seçim programında gündeme gelmiş, seçim vaadi olarak meydanlarda, broşürlerde yer almıştır. Tüm bunlara rağmen, sözü edilen bu projeler bir türlü hayata geçirilememiş hatta bazıları projelendirilememiştir.’’ diye sözlerine devam eden AK Partili Çapçı, ‘’İngiliburnu ve Fenerburnu projeleri hem A1 (Arkeolojik SİT) hem de D1 (Doğal SİT) alanlar olması sebebiyle güç ihtimallerdir. Foça Kalesi 2. etap projesi de 8 yıldır devam etmekte ve sonuçlanamamaktadır. Foça Kalesi projesi desteklenmeli bir an önce Foça’ya kazandırılmalıdır.  Sahil bandı projesi kentin ihtiyacıdır, bu proje de Foça’nın çehresini vizyonunu değiştirecek önemli bir projedir. Ancak bir kazma dahi vurulmamıştır. Eski garaj alanının yıkılarak bir an önce yeşil alana ve ören alanına dönüştürülmesi, kent merkezinde atıl, hantal ve çirkin görüntülerin bertaraf edilmesini sağlayacaktır. Ayrıca özellikle kent merkezindeki arastalar, dar sokaklar, sokak düzenlemeleri, aydınlatma ve peyzaj düzenlenmeleri yapılarak, tarihi dokunun da korunarak kente kazandırılmalıdır. İlçemiz ne yazık ki yerel yönetim tarafından hizmet alma noktasında durma noktasına gelmiştir.’’ dedi. 

 

Sokak hayvanları için sözleri seçim meydanlarında kalmıştır…

 

Foça’da yaşayan sokak hayvanları için seçim meydanlarında verilen sözlerin hayata bir türlü geçmediğini ifade eden AK Parti Foça İlçe Başkanı Ethem Ali Haydar Çapçı, ‘’Foça’da yaşayan sokak hayvanları için yapılması planlanan barınak, CHP’li Belediye Başkanlarınca her seçim programına almasına karşın, bir türlü gerçekleştirilememiştir. CHP’li Belediye yönetimleri, seçim öncesi bunun sözünü verip yerine getirememişlerdir. Hayvan severleri karşılarına almamak için bu projeyi ele almamışlardır. Halbuki sağlıklı, çağdaş hayvan barınakları ve yaşam alanları oluşturularak, planlı kısırlaştırma işlemleri yapılmalı hem halk sağlığı hem de hayvanların sağlığı korunmalıdır. İlçemizde birçok gönüllü hayvan sever vatandaşımız, oluşturulacak bu barınak ve yaşam alanlarında, hem gönüllü olarak çalışabilir, ihtiyacı olanlar da burada istihdam edilebilir. Sadece 2020 yılında ilçede insanların sokak hayvanlarının uğradığı saldırı ve ısırılma vakası 3 bini geçmiştir. Halk, akşam veya gece sokağa çıkamaz hale gelmiştir.’’ dedi.                                        

 

İş bilmemezlikleri ilçede hayatı çileye dönüştürmüştür…

 

‘’Foça Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesinin (İZSU) ortaklaşa yürüttüğü Kent içindeki temiz su, pis su, elektrik, telefon ve internet hatlarını yenileme çalışması başarısızlıkla sürdürülmektedir.’’ diye sözlerine devam eden Başkan Çapçı, ‘’Tam bir plansızlık, tam bir zamanlama hatasıdır. Bazı firmalara ihale edilen yol kaplamalarının kaldırılması, kazı çalışmaları ve yeni hatların döşenmesi sırasında aynı yolların defalarca kazılarak, döşendikten sonra da kapatılmaması büyük sıkıntıları beraberinde getirmektedir. İhaleyi alan firmaların plansız ve rastgele çalışmaları ilçe trafiğini zora sokmaktadır. Kapatılamayan yollar ve alanlardaki toz, toprak, çamur ve lakalar vatandaş için eziyete dönüşmüştür. Bir yılı aşkın bir süredir devam eden çalışmalar nedeniyle, bazı sokaklarda ve yollarda yürümek bile sorun haline gelmiştir. Yüklenici firmanın sürekli su hatlarına verdiği zararlar nedeniyle kentte bazı mahallelerde su kesintileri onarım çalışmaları nedeniyle en üst seviyeye yükselmiştir. Bu sorunun tek çözümü farklı 2 ihalenin zamanlamasını, örtüştürmektir. Döşeme çalışmaları biten yerlerin zaman kaybetmeden kapatılıp kaplanması gerekmektedir. Vatandaşın bu eziyetten kurtulması için planlı, programlı doğru zamanlamalı ve senkronize çalışma takvimidir. Sonuç olarak 35 yıldır yenilenemeyen su hatlarının, kendilerinin başarısıymış gibi vurgulanması gerçeği yansıtmamaktadır. 35 yıldır alınan su paralarının karşılığında çok gecikmiş, önceden yapılması gereken bir hizmettir. Fevzipaşa Mahallesi’ndeki fosseptiklerin 21 yıldır arıtma sistemine bağlanmamasını İzmir 2 No’lu Kültür Ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’nun izni yokmuş gibi lanse edilmiş, şimdi ise bu engeli kendileri aşmış gibi gösterip, geç kalınmış hizmetin, kendileri sayesinde aşıldığını iddia etmektedirler.’’ dedi.

 

Koskoca kayıp 2 yıl 

 

Foça’nın diğer turistik ilçelerden yerel yönetiminin başarısız yönetimiyle geri kalmasına neden olduğunu ifade eden AK Parti Foça İlçe Başkanı Ethem Ali Haydar Çapçı, ‘’Foça Belediyesi’nin 2 yıllık çalışmaları, Foça için heba edilmiş koskoca kayıp iki yıldır. Kendilerinin seçim sloganı olan ‘Martın sonu bahardır’ söylemini gerçekleştiremiyorlar. Bu zihniyetin vaat ettiği bahar, 35 yıldır bir türlü gelemedi. Bu gidişle gelmesi pek yakın görünmüyor. Her geçen gün ileri gitmesi gereken ilçemiz, geri sayan bir ilçeye dönüştü. Foçalı hemşehrilerimiz için bu gidişata son vermek adına, her zaman yerel yönetimin daha iyi hizmet vermesi yönünde yapıcı muhalefet yapmaya devam edeceğiz, ilçemizin hayrına olan işleri desteklerken, ilçeye faydası dokunmayacak hatta zararı olan projelerin karşısında olacağız.’’ dedi.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Annelik, beyni yeniden şekillendiriyor

Doğum yalnızca fizyolojik bir süreç değildir. Anne adayları hamilelik süreci boyunca psikolojik ve hormonal adaptasyon süreci ile karşı karşıya olurlar. Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, beyin “anne” moduna geçtikten sonra içinde yaşanan değişim ve dönüşüm hakkında merak edilenleri cevapladı.

 

Anne beyninde değişim nasıl meydana geliyor?

 

Önceleri, sadece kendi gereksinimlerine ve yaşamına yönelik olarak gelişen dişinin organizması, hamilelikten sonra kendi yavrusunun bakımı ve ihtiyaçları doğrultusunda gelişim gösteriyor.

 

Annelik birçok duyguya benzetilebilir. Düşününki, hali hazırda yaşadığınız bir evde, daha önce hiç görmediğiniz bir oda var ve onu keşfediyorsunuz. Hormonlar dalgalanır, karın büyür, ayaklar şişer… Anne adayları için fiziksel ve psikolojik olarak pek çok şey değişmeye başlar. Bu pek çok şeyin arasında duygularda vardır ve büyük ölçüde nörolojik durumları içerir.

 

Araştırmacılar gösteriyor ki bu değişimler, annenin bebeğinin ihtiyaçlarını ve ruh halini daha kolay algılamasına, bebeğinin sağlık ve güvenliliğine karşı oluşabilecek herhangi bir tehlikeli durumu daha çabuk fark etmelerine yardımcı oluyor.

 

Gri maddenin azalması büyük etken

 

Hamilelik sürecinde beynin belli bölgelerinde kişiye yararlı bir gri madde kaybı yaşanıyor. Gri madde; beynin, beyin sapı ve omurilik kısımlarında bulunan ve bilginin işlenmesinden sorumlu bölümdür. Öğrenme ve hafıza işlevleri, motor fonksiyonları, sosyal beceriler, dil ve sorun çözme mekanizmalarını barındırır. Gri madde miktarının zeka ile de bağlantılı olduğu düşünülüyor. Bu değişiklikler büyük ihtimalle, vücudu anneliğe hazırlamak için gerçekleşiyor. Yapılan araştırmalar ile birlikte, hamileliklerde hafıza ve diğer kognitif fonksiyonlarda hiç bir farklılık gözlemlenmediği ve bu yüzden gri madde kaybının kognitif bozukluklara yol açmadığı belirtilmiştir.

 

Annelik bazı yetenekleri güçlendirirken bazılarını azaltıyor

Hafıza

Anne adaylarının çoğu geçmişte olmasa bile hamilelik döneminde unutkanlık yaşadığını dile getiriyor. Beyindeki gri madde miktarındaki değişiklikler bunun bilimsel açıklaması olabilir.

Stres

Hamile kadınlar genellikle oksitosin hormonundan dolayı daha az stres yaşarlar. Hamilelik döneminde fiziksel ve psikolojik değişimlere uğrayan kadın, oksitosin hormonu ile kendini dengelemeye çalışır. Bu durum yaşanan karışıklığın, değişimin ve uykusuz gecelerin nasıl normalde olacağı kadar etkilenmeden altından kalkılabildiğini açıklıyor.

Sosyal beceriler

Hormonların etkilenmesi ve güçlenmesinin sonucu olarak, hamile kadınların beyinlerinin sözel olmayan uyarıları yorumlayabildiği gözlemlenmiştir. Bebekler konuşamadığından bu beceriler, özellikle ilk yıllarda çok önemlidir.

Geç anne olanlar çabuk yaşlanmıyor

Anne adayları, bebeği için birçok değişikliğe uğrar. Beyinde tamamen bu duruma odaklanır. Bu nedenle de anne adayının beyni, karnındaki bebeği olabildiğince korumaya, kollamaya ve geliştirmeye odaklanır. Diğer taraftan anne bedeni sadece bebek gelişimine yönelmez, aynı zamanda kendisini de gelişebilecek tüm olumsuzluklar için yeniler. Yine yapılan bir araştırma gösteriyor ki, geç yaşta doğum yapan kadınlar, daha geç yaşlanıyor. Nedeni ise, orta yaşa gelmiş anne bedeninin, bebeğin optimal gelişimi için kendini yenilemesi ve hormonal mekanizmaları yeniden düzenlemesidir. 40 yaş ve üzerinde hamile kalan ve çocuk doğuran annelerin, daha küçük yaşlarda hamilelik geçiren kadınlara kıyasla, uzun yaşama şansları daha yüksek. Bilim dünyası, bu bulguyu, 40’larında anne olan kadınların daha yavaş bir hızda yaşlanmalarına bağlıyor.

Nöroloji Uzmanı

Dr. Mehmet Yavuz / REEM Nöroloji Merkezi

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Ptt aş başkanlığında toplanan dünya posta birliği sektörün geleneğini konuştu

“Pandemi döneminde önemi katlanarak artmakta olan e-ticarette, tedarik zincirinde yer alan tüm paydaşların ve hâlihazırda faaliyet gösteren tüm posta işletmelerinin rolünün daha da önem kazandığına inanıyorum. Biz bu noktada büyük tecrübeye sahibiz. PttAVM ve PTT Kargo hizmetlerimiz ile ülkemizde sağlamış olduğumuz başarıyı, kurduğumuz uluslararası iş birlikleri ile ülkemiz dışında da kalıcı olarak sürdürüyoruz. PttAVM’yi bölgedeki en büyük 5 oyuncudan biri yapmak istiyoruz.”

 

Birleşmiş Milletler ihtisas kuruluşlarından biri olarak faaliyetlerini sürdüren ve 192 ülkenin üyesi olduğu, merkezi İsviçre’nin Bern kentinde bulunan Dünya Posta Birliğinin (UPU), 2021 yılı 1’inci Olağan İdari Konsey Toplantısı yapıldı. PTT AŞ Genel Müdürü ve Dünya Posta Birliği (UPU) İdari Konsey Başkanı Hakan Gülten’in başkanlığındaki toplantıda, 27’nci Kongre olarak bilinen Fildişi Sahili’nin Abidjan şehrinde gerçekleşecek Kongrenin hazırlıkları, Kongre sonrası süreç ve UPU'nun gelecekteki çalışmaları hakkında kararlar alındı. 

 

Kovid-19 tedbirleri kapsamında çevrim içi olarak 400’den fazla katılımcıyla gerçekleştirilen toplantıda konuşan İdari Konsey Başkanı Hakan Gülten, dünya posta sektörünün Kovid-19 pandemisinden bir hayli etkilendiğini, UPU üyesi tüm posta idarelerinin bu süreçte faaliyetlerini verimli bir şekilde yürütebilmeleri için Birlik olarak çalışmalara devam ettiklerini söyledi. 2020 yılı Aralık ayında gerçekleştirilen İdari Konsey oturumunun ardından Dünya Posta Birliğinin görevlerini aksatmadan sürdürebilmek için yeniden bir araya geldiklerini belirten Gülten, “2016 yılında İstanbul’da düzenlenen 26’ncı Kongre ile başlayan ve başkanlığını üstlendiğimiz İstanbul döneminin sonlarına yaklaşıyoruz. Şirketimiz ve ülkemiz adına başarılarla dolu, gurur duyduğumuz bir dönem geçirdik. Pandeminin oluşturduğu olağanüstü koşullar nedeniyle ertelenen ama bu yıl içerisinde gerçekleştirilmesi kararı alınan Kongreye kadar görevimizi yüksek sorumluluk bilinciyle yerine getirmeye devam edeceğiz” dedi.

 

“KOVİD-19 SEKTÖRDE DÖNÜŞÜME YOL AÇTI”

 

Kovid-19 pandemisinin tüm dünyada olduğu gibi posta ve kargo sektöründe de birtakım dönüşümlere yol açtığını sözlerine ekleyen Gülten, “Fiziksel alışverişin yerini sanal alışverişler, fiziksel toplantıların yerini sanal toplantılar ve hatta fiziksel çalışma ortamlarının yerini sanal ofisler almaya başlamıştır. Pandemi döneminde önemi katlanarak artmakta olan e-ticarette, üreticiden lojistiği sağlayan şirketlere kadar tedarik zincirinde yer alan tüm paydaşların ve hâlihazırda faaliyet gösteren tüm posta işletmelerinin rolünün daha da önem kazandığına inanıyorum. Biz bu noktada büyük tecrübeye sahibiz. PttAVM ve PTT Kargo hizmetlerimiz ile ülkemizde sağlamış olduğumuz başarıyı, kurduğumuz uluslararası iş birlikleri ile ülkemiz dışında da kalıcı olarak sürdürüyoruz. PttAVM’yi bölgedeki en büyük 5 oyuncudan biri yapmak istiyoruz.

Müşteri memnuniyetinin sağlanabilmesi için tüm dünyadaki posta idareleri arasında fırsat eşitliğinin ve hizmet standardının sağlanması büyük önem taşıyor” diye konuştu.

 

27’nci Kongre hazırlıkları hakkında ev sahibi ülke olan Fildişi Sahili’nin paylaşacağı güncel bilgilerin ve hazırlanacak diğer raporların 2021 Haziran ayında değerlendirileceğini belirten Gülten, Kongrenin nerede ve ne zaman yapılacağına dair nihai kararın da yine aynı tarihte netleşeceğini ifade etti. Toplantıda ayrıca UPU'nun özel kargo şirketleri, e-ticaret platformları, havayolu şirketleri gibi diğer sektör paydaşlarına açılması konusunda oluşturulmuş Görev Gücü raporunda belirtildiği şekilde, aşamalı olarak çalışmalara devam edilmesine ve gerekli mevzuat değişikliklerinin 27’nci Kongrede sunulmasına karar verildi.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Çin ve Hindistan, toplu konut alımında artışa geçti!

Gayrimenkulün değerleme sıralamasında dünya birincisi olan Türkiye’den konut alan ülkeler arasında, Asya ekonomisinin iki büyüyen ülkesi Çin ve Hindistan dikkatleri üzerine çekiyor. Toplu alım yapan Çinli ve Hintli yatırımcılar, yüzde 150’lere varan değer artışıyla Türkiye’deki fırsatları değerlendiriyor.

 

Pandemiye rağmen 2020’de 40.812 yabancıya konut gerçekleştiren Türkiye, dünyanın dört bir yanından yatırımcıların markajına girdi. Ülkemizden alım yapan ülke sıralamasına göre; En çok satış yapılan ülkeler arasında 7.189 konutla İran, sonrasında Irak, Rusya ve Afganistan vardı. Ancak özellikle son 2 aydır Çin ve Hindistan Türkiye’den toplu gayrimenkul alımlarıyla dikkatleri üzerine çekti. Geçtiğimiz akşam Kanal Ekonomi’de yayınlanan “Emlak Doktoru” programında bir araya gelen Ekonomi Gazetecileri Derneği Başkanı Celal Toprak ve Dünya Gazetesi Yazarı Kerim Ülker ile Super Group Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ali Gökçiler, yabancıya gayrimenkul satışını değerlendirdi. Programda Türkiye’de vatandaşlık alma şartları masaya yatırılırken, yabancıların ülkemizi tercih etme sebepleri de gündeme getirildi. Programda söz alan Gökçiler, “Pandemiye rağmen ülkemiz yabancıya gayrimenkul satışında cazibesini yitirmedi aksine daha çok ilgi çekti” dedi. Son dönemde açıklanan raporlara da değinen Gökçiler, adet olarak satış en çok İran’a yapılsa da, metrekare bazında yapılan satışta İngilizler, Filistinliler ve Rusların önde olduğunu ifade etti. Gökçiler, “Geçen seneye baktığımızda Türkiye’den en çok konut alanlar, ilk sırada İran olmak üzere İsveç’e kadar gidiyor. Metrekareye baktığımız zaman ise İngilizler, Filistinliler ve Ruslar toplam metrekare anlamında en çok talepte bulunan ülkeler” açıklamalarında bulundu. 

 

İSTANBUL, ANKARA VE ANTALYA’YI TERCİH EDİYORLAR

 

Yayında konuşulan konulardan birisi de; toplu konut satışlarında adından söz ettirmeye başlayan ülkeler oldu. Küresel ekonominin yeni gözdesi olan ve hızlı büyüme grafikleri ile adından “Çindistan” olarak bahsettiren; Çin ve Hindistan, toplu konut alımında artışa geçen ülkeler olarak öne çıkıyor. Çin ve Hindistan’ı, Afrika’nın enerji zengini Nijerya takip ediyor. TÜİK verilerine göre Çin, 2020 yılı Ocak-Eylül döneminde Türkiye’den 659 konut alarak Türkiye’nin pazar alanının genişleyeceğinin sinyallerini vermiş oldu. 2021’in Mart ayında İran 663 satışla birinci sıradayken, Çin 100 adet konut satışıyla dokuzuncu sırada yerini alarak listenin üst sıralarına çıkmaya başladı. Çinliler en çok İstanbul, Ankara ve Antalya’yı tercih ederken, bunun yanında Hindistan ve Güney Afrika ülkelerinden de bu kentlere talepler geldi. Bu bölgelerin büyük potansiyel taşıdığını belirten Gökçiler, “Satış konusunda da Nijerya’ya sattığımızda çok heyecanlanmıştık. Sonra bir gördük ki dünyada Hindistan, Pakistan, Brezilya ve Güney Afrika gerçeği var. Buralarda inanılmaz fonlar, inanılmaz yatırımcılar var. Şunu söyleyebilirim ki yaptığımız birçok toplu ve büyük satış Güney Afrika, Çin ve Hindistan’a gerçekleşti” dedi. 

 

DÜNYANIN EN FAZLA KAZANDIRAN İLK 3 ŞEHRİ TÜRKİYE’DEN

 

Türkiye’nin 2020 senesinde, dünya satış fiyatı olarak en çok kar ettiren ülkelerden olduğunu söyleyen Gökçiler, ayrıca markalı konut projelerinin de bu konuda daha fazla katkı sağladığını ifade etti. TÜİK   verilerine göre dünyada en çok kazandıran ilk 3 şehrin Türkiye’den olduğunu da kaydeden Gökçiler, “Bu şehirler İzmir, İstanbul ve Ankara. TL bazında yüzde 30-35’lerde, dolar bazında yani markalı konut projeleri bazında baktığımız zaman ise yüzde 45-50’lerde getiri sağlıyor. Biz şunu iddia ediyoruz: 2020’de dünyada satış fiyatı anlamında en çok kar ettiren konut Türkiye’ydi” dedi. 

Konut alımlarının yatırım aracı olarak kullanılmasının Türkiye’de çok avantajlı olduğunu belirten Gökçiler, “Arap ülkelerinden, Avrupa ülkelerinden gelen yabancıların para birimlerinin önemli bir kısmı, çeşitli sebeplerden dolayı TL’den daha değerli. Dolayısıyla satın alınacak projenin 2. elinin kıymetli olması hem yabancılar hem Türkler için çok önemli” diye konuştu.

 

“KRİPTO PARA KADAR DEĞER KAZANDIRIYOR, ANCAK DAHA GÜVENLİ”

 

Son zamanlarda ilgiyi daha da üstüne çeken kripto para borsasıyla ilgili de yorumda bulunan Gökçiler: “Coin dediğimiz kripto paralar için şu anda bir merkezi yapı, regülasyon yok. Türkiye’de gayrimenkulde hem müthiş bir kazanç var hem de aynı zamanda merkezi bir yapı var. Tapuyu elinize alıyorsunuz. Gayrimenkulün uzun vadede kazandıracakları, kripto paradan daha garanti ve yüksek meblağlara çıkabilir” dedi.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı