Gün: 29 Mart 2021

Ankastre Ocak Fiyatları

Her dönemde mutfaklar diğer yaşam alanlarına göre daha çok önemsenir. Çünkü yiyeceksiz bir yaşam alanı yoktur. Lezzetli yiyecekler ise ankastre ocak çeşitleri ile sağlanır. Günümüzde pek çok mutfakta ankastre ocak çeşitleri bulunur. Sürekli olan ihtiyaç haline geldi. Bu yüzden de günümüzde sürekli olarak ankastre ocak fiyatlarıdeğişiklik gösteriyor.

Son yıllarda ankastre ocak üreten pek çok mağaza oluştu. Mağazalar arasında da fiyat farklılıkları bulunuyor. Genel olarak bakıldığında ise ankastre ocak fırınlarını her bütçeye uygun olarak bulabilirsiniz.

Ankastre ocak çeşitleri gün geçtikçe artıyor. Fakat genel özellikleri arasında estetik tasarımları ve kolay temizlenmesi olur. Ayrıca pratik kullanım özelliği ile de çoğu zaman ön planda kalmayı başarmıştır. Bu tarz sebeplerden dolayı da birçok yerde sıklık ile tercih edilen ocak çeşitlerindendir.

Farklı Seçenekleri ile Ankastre Ocak Fiyatları

Mutfak eşyası alışverişlerinde birçok yerde ankastre ocaklar için ödeme seçenekleri sunuluyor. Özellikle de bazı günlerde daha fazla ankastre ocak fiyatları için indirimler uygulanıyor. Son zamanlarda ankastre ocaklar için sunulan farklı seçeneklerden birkaçını örnek olarak sunabiliriz.

Bazı özel günlerde o güne özel olarak ankastre ocak çeşitleri daha uygun fiyatlı olabiliyor. Bu tarz indirimli zamanlar çoğunluk ile bahar aylarında yapılır. Çünkü yazın düğün işleri olan insanlara bahar aylarında ankastre ocak almak istiyorlar.

Bazen ise ödeme kolaylıkları sunuluyor. Peşin fiyatına daha farklı fiyat sunulabiliyor. Taksitlendirmelerde ise ödemeler birkaç ay sonrasına ertelenebiliyor.

Güncel Ankastre Ocak Fiyatları

Günümüzde pek çok evde ankastre ocakları ile karşılaşılıyor. Çünkü sürekli olarak beğenilerek kullanılıyor. Ankastre ocak üretimi ya da satışını sağlayan firmalar ise düzenli olarak belirli miktarlarda ankastre ocaklar için fiyatlar düzenleniyor.

Güncel olarak ankastre ocak fiyatları değerlendirildiğinde ise son günler fiyatların her bütçe için uygun olduğunu görebiliyoruz. Özellikle de son teknoloji ile üretilen ankastre ocaklara ilgi de daha fazla olmuştur. Siz de avantajlı bir şekilde ankastre ocaklardan satın almayı istiyorsanız mutlaka ayrıntılı bir fiyat araştırmasının içerisinde yer almalısınız! Tam da bu noktada https://esyamburada.com/ankastre-ocak internet sayfası sizlere mükemmel alternatif seçenekler sunacaktır!

Neon Harf Kolye

Kolye özellikle kadınların çok fazla kullandığı bir takıdır. Boyun kısmına güzellik ve estetik katan kolyeler aynı zamanda giyilen kıyafetin de tamamlayıcısı olarak kullanılmaktadır. Kolyeler farklı modeller şeklinde tasarlanmıştır. Bu kolye modelleri altın, gümüş, metal kaplama olarak hazırlanabilir. Bu madenlerle kaplanmış olan kolyeler taşlarla süslenmiş bir şekilde sunulabilir. Bu modeller içerisinde neon harf kolyemodelleri en çok tercih edilen modeller arasında yer almaktadır.

Harfli kolyeler kişinin kendisi için satın alabileceği kolyeler arasında yer alabildiği gibi özellikle özel günlerde bir başkasına hediye olarak da alınmaktadır. Harfli kolyelerde harfler büyük harf küçük harf olarak tasarlanabildiği gibi renkli taşlarla süslenmiş şekilde de hazırlanmaktadır.

Neon Harf Kolye ile Özel Günler Unutulmaz

Kadın erkek herkes özel günlerde birbirine hediye alarak bu özel günleri unutulmaz kılmaya çalışmaktadır.  Bu günlerin unutulmaması için kişilerin birbirini hatırlatacağı hediyeler alınır. Bu hediyeler arasında harfli kolyeler en çok alınan hediyeler arasında bulunmaktadır. Neon harf kolye modelleri öz alıcı tasarımları ile dikkatleri çekmektedir.

Zincir ucu olarak hazırlanan ve renkli taşlarla hazırlanmış olan neon harf kolyeler altın ve gümüş kaplama olarak sunulmaktadır. Bu harflerden birini sevdiğiniz kişi için satın alabilirsiniz. El yapımı kolyeler mineli tasarımlar olarak kullanıcıların beğenisine sunulmaktadır.  Sevdiğiniz birine özel gününde harfli kolye satın alarak hediye edebilirsiniz. Böylece bu özel günü unutulmaz hale getirebilirsiniz.

En Güzel Hediye Neon Harf Kolye

Doğum gününde, evlilik yıldönümünde sevdiklerinize özel bir hediye almak isteyebilirsiniz. Bu özel günlerinizi sevdiğiniz kişi için de kendiniz için de unutulmaz hale getirmek için neon harf kolye modellerini tercih edebilirsiniz. Bu kolyeler arasından istediğiniz harfi altın veya gümüş kaplama olarak hazırlatabilirsiniz. Ayrıca seçtiğiniz harfin rengini de istediğiniz renk olarak seçip hazırlanmasını isteyebilirsiniz.

Neon yani dikkat çekici parlak renklerle hazırlanmış olan kolye modelleri harfli tasarımları ile beğeninize sunulmaktadır. Özel ve renkli kolye tasarımları birçok kişi için çok özel modeller olarak görülmektedir. Bu modelleri incelemek ve sevdiğiniz kişi için özel tasarım yaptırmak için https://www.myprecious.com.tr/neon-harf-kolye sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Türkiye’de 4 Kişiden Birinde Bu Hastalık Var !

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ozan Kocakaya, Türkiye’de 4 kişiden birinde karaciğer yağlanması olduğunu açıkladı.
Kocakaya, “Karaciğer yağlanmasına zamanında müdahale etmek yaşamsal öneme sahip. Çünkü yağlanma miktarı arttığında karaciğerde iltihap oluşabiliyor. Bu iltihaplanma da karaciğer yetmezliğine, hatta karaciğer kanserine bile neden olabiliyor Dolayısıyla hiçbir yakınması olmasa bile risk faktörü olan her bireyin yıllık, yağlanma için risk faktörü bulunmayanların ise yaşlarına uygun olarak önerilen rutin check-up programları dahilinde taramalara tabi tutulmaları, karaciğer yağlanmasının erken teşhis edilebilmesi için çok önemli.” dedi.
Bu risk faktörlerine dikkat!
Karnımızın sağ üst tarafında bulunan karaciğer; kandaki toksinleri temizlemek, vücudun detoks sistemine yardımcı olmak ve safra salgısı üretmek gibi önemli işlevler üstleniyor. Protein, karbonhidrat, yağ ve vitaminlerin yanı sıra ilaçların da vücutta işlem görmesine yardımcı olan, kanın pıhtılaşmasında da rol oynayan karaciğerin 500’e yakın görevi bulunuyor. Karaciğer yağlanması, bu organı oluşturan hücrelerin içinde yağ birikimi olarak tanımlanıyor. Karaciğer yağlanmasında alkol kullanımı önemli rol oynasa da, her yağlanma bu sebepten kaynaklanmıyor. Dr. Ozan Kocakaya, “Karaciğer yağlanması iki şekilde karşımıza çıkıyor. Karaciğerde henüz iltihabi hasar başlamamış olabiliyor veya karaciğerde iltihabi durum da gelişmiş olabiliyor. Bu tabloya da yağlı karaciğer iltihabı deniyor. Aşırı kilo, diyabet, yüksek kolesterol ve bazı tedaviler karaciğer yağlanmasına neden olan faktörleri oluşturuyor” diye konuştu.
Tanı genellikle tesadüfen konuluyor
Karaciğerde yağlanmanın, genellikle belirti vermediği için ancak başka nedenlerle yapılan tetkikler veya sağlığın sürdürülebilmesi için yapılan düzenli taramalar sırasında tespit edilebildiğini ifade eden Dr. Ozan Kocakaya, şöyle devam ediyor: “Karaciğerde yağlanmanın tanısı muayene ve üst karın ultrasonografisi ile konuyor. Tanı konulduktan sonra karaciğerde iltihap olup olmadığı, karaciğerin işlevlerini yerine getirip getirmediğini tespit edebilmek için çeşitli testlerin yanı sıra ultrason, tomografi ve MR gibi görüntüleme yöntemleri kullanılıyor. Bazen karaciğer biyopsisi de gerekebiliyor. Bu durumda ince bir iğneyle küçük bir karaciğer dokusu alınıp, hücreler mikroskop altında inceleniyor. Böylece hasarın boyutu, iltihabın düzeyiyle ilgili bilgiler ediniliyor.”
Karaciğer yetmezliği ile sonuçlanabiliyor
Zamanında müdahale edilmeyen yağlı karaciğerde oluşan karaciğer iltihapları ilerleyerek ‘siroz’ adı verilen ciddi ve geri dönüşü olmayan hastalığa neden olabiliyor. Sirozun “bacaklarda şişlik, karında sıvı birikimi, nefes darlığı ve yorgunluk” şeklinde belirtilerle kendini gösterdiğini dile getiren Dr. Ozan Kocakaya, “Siroz ya da karaciğer yetmezliğine ek olarak, yağlı karaciğerde iltihaplanma kimi zaman siroz gelişiminin öncesinde dahi doğrudan karaciğer kanserine yol açabiliyor. Bu nedenle yağlı karaciğere bağlı iltihabi hasarı olanlar düzenli aralıklarla doktora görünmeli, karaciğer işlevlerini ve yapısını kontrol ettirmeli.” diyor.
İdeal kiloya ulaşın, Akdeniz tipi beslenin
Karaciğer yağlanmasında tedaviyle sorunun ilerlemesi durdurulabiliyor, var olan yağlanma tamamen geriletilebiliyor. Tedavide hedef; bu tabloya neden olan etmenlerin ortadan kaldırılması. Hastaların kilo vererek ideal kiloya ulaşmalarının, kan şekeri düzeyinin kontrol altında tutulmasının ve kolesterol düzeyinin düşürülmesinin önemli olduğunu kaydeden Dr. Ozan Kocakaya, “Hasta karaciğerini yoran bir tedavi kullanıyorsa bu tedavi de kesilebiliyor. Tüm bu önlemler hem karaciğerin yükünü hem de kalp hastalıkları ve felç riskinizi azaltıyor.” diyor. Karaciğerde yağlanma problemi yaşayan birçok hastada yaşam tarzında yapılacak olan değişimler etkili oluyor. Karaciğer yağlanmasının önüne geçmek için meyve ve sebzeden zengin beslenmek gerektiğini vurgulayan Dr. Ozan Kocakaya, un, şeker ve hayvansal gıdaların kısıtlı alındığı “Akdeniz tipi” beslenmenin, düzenli egzersiz yapmanın ve aşırı alkol tüketiminden kaçınmanın yağlanmanın düzelme sürecini hızlandıracağını belirtiyor.  (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

İzmir Sağlık Müdürlüğü ‘Hasta Bilgilerini İstedi” Hekimler, “Vermiyoruz” Dedi ! (Özel Haber)

İzmir İl Sağlık Müdürlüğü özel muayenehanelere hasta bilgilerinin Sağlık Bakanlığı’nın Muayene Bilgi Yönetimi Sistemine (MBYS) girilmesini talep ederken,  Türk Tabipler Birliği açıklamasında “Bu bilgilerin göndermesini zorunlu kılan ve yaptırım uygulanmasına dayanak bir kural olmadığı için meslektaşlarımızın yargı süreçlerinin sonucunu beklemesini öneriyoruz” dedi.
E-Nabız ve MBYS uygulamalarının hasta mahremiyetini ihlal ettiği, kişisel verilerin korunması mevzuatı çerçevesinde gerekli korumayı sağlamadığı, yasal dayanaklarının olmadığı gerekçesiyle TTB tarafından uzun yıllardır yürütülen hukuki mücadeleler sonucunda Anayasa Mahkemesi ve Danıştay tarafından, E-Nabız uygulamasına dayanak olan birçok düzenleme iptal edildi. Konuyla ilgili açıklama yapan Türk Tabipler Birliği, “Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmelik’in birçok maddesine karşı TTB ve TDB tarafından açılan dava sonucunda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, bu yönetmeliğin dayanağı olan 1 nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 378.maddesinin ilgili fıkralarının Anayasa’ya aykırılığı iddiasını ciddi bularak CB Kararnamesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurma kararı verdi. Anayasa Mahkemesi’ne başvurma kararında, kişisel sağlık verilerine ilişkin korumanın kanunla düzenlenmesi koşulunun sağlanmadığı gerekçesine yer verildi. Muayenehanelerin hasta verilerini paylaşmasını içeren Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik’in 27.maddesinin 8.fıkrasının yürütmesinin durdurulmasına karar verildi. Yukarıda özetlendiği üzere, bütün hasta verilerinin Sağlık Bakanlığı’na gönderilmesine dayanak olacak, hangi kişisel sağlık verilerinin, hangi amaçlarla, hangi kriterlere göre işleneceğini ortaya koyan bir kanun maddesi ortada yoktur. İlgili CB Kararnamesi’nin iptali talebi Anayasa Mahkemesi gündeminde. Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmelik’in iptali talebi Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu gündeminde. Güncel yargı kararları ve mevzuat çerçevesinde, muayenehane hekimlerinin, hasta verilerini MBYS üzerinden Sağlık Bakanlığı’na göndermesini zorunlu kılan ve yaptırım uygulanmasına dayanak bir kural olmadığı için meslektaşlarımızın yargı süreçlerinin sonucunu beklemesini öneriyoruz” ifadelerine yer verdi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Göz Ameliyatlarında Ticari Kaygı Nedeniyle Artış Var !!!

Özel sağlık sektöründe gereksiz ameliyat furyasına göz ameliyatları da katıldı.
Türk Oftalmoloji Derneği, halk arasında “Sarı Nokta Hastalığı” olarak bilinen Yaşa Bağlı Makula Dejeneresansı göz hastalığı tedavisi için yapılan Makrovizyon ameliyatlarındaki artışın kaygı verici bir noktaya geldiğine dikkat çekti. Dernek yetkilisi Prof. Dr. Zeliha Yazar, özellikle 65 yaş üstündeki kişilerde görülen ve kalıcı görme kaybı yapan bu hastalığın ‘makrovizyon’ gibi bir tedavisinin olmadığını, ticari kaygılarla hastalara boş ümit verildiğini söyledi.
Hastalara boş ümit veriliyor
Türk Oftalmoloji Derneği, halk arasında “Sarı Nokta Hastalığı” olarak bilinen, 65 yaş üstü kişilerde daha çok görülen ve kalıcı körlüğe kadar varan hastalığın tedavisi için yapıldığı iddia edilen Makrovizyon (MACRO-vision) ameliyatlarında yakın dönemde kaygı verici bir artış yaşandığına dikkat çekerek çeşitli uyarılarda bulundu. Türk Oftalmoloji Derneği Türk Oftalmoloji Yeterlik Kurulu Başkanı (TOYK) Prof. Dr. Zeliha Yazar, “Sarı Nokta Hastalığı merkezi görmenin azalmasına neden olan bir durumdur ve günümüzde süreci geri döndürecek bir tedavisi yoktur. Makrovizyon tedavisi olarak pazarlanan cerrahi yöntem görüntüyü büyütücü lenslerin ameliyatla göz içerisine yerleştirilmesi yoluyla mevcut görmeden daha iyi yararlanmayı hedefleyen bir uygulamadır. Bu uygulamalar ticari kaygılar sebebiyle artış göstermiştir. Bu ameliyatlar çoğu hastalaya boş ümit verirken bırakın tedavi etmeyi daha kalıcı hasarlara yol açma ihtimali barındırıyor” dedi.
Göze minyatür teleskop ameliyatı
Sarı nokta, gözün sinir tabakası olan retinanın keskin görmeden sorumlu olan, 5 milimetre çapındaki koyu sarı renkli dairesel bölgesidir. Baktığımız cisimlerden gelen ışınlar bu bölgeye düşer. Bölgenin kalıtımsal, infeksiyöz veya yaşa bağlı hastalıkları vardır. Bölgede geri dönüşümsüz bir hastalık olduğunda cisimlerin görüntüsünü büyüterek bu alanda sağlam kalmış hücreler daha iyi kullanılabilir veya görüntü hastalıklı bölge dışındaki sağlam retina bölgelerine düşürülebilir. Bu uygulama göz hekimleri tarafından geleneksel olarak yüksek numaralı gözlükler veya gözlüğe monte edilebilen minyatür teleskoplarla yapılıyor. Geçtiğimiz son 10 yılda bu teleskopları veya büyütücü alanlar içeren mercekleri ameliyatla göz içine yerleştirme düşüncesi uygulanmaya başladı. Her ne kadar fikir olarak iyi görünse de uygulamada birçok sorunlar ve cevaplanmamış sorular bulunuyor. Bu amaçla yapılan teleskopik merceklerden biri Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nin onayını aldı. Bu merceklerle yapılan çalışmalar az sayıda hasta üzerinde, kısa süreli, kontrollü ve standardize olmayan çalışmalardır. Çoğunda yakın görme iyileşmesi saptanmıştır.
Hastaların çaresizliği ticari amaçla kullanılamaz
Mevcut hastalığın tedavisinin söz konusu olmadığına değinen Prof. Dr. Yazar şöyle devam etti.
“Az görenlere yardımcı olacak alet veya cihazların başında el büyüteçleri, teleskopik gözlükler, el teleskopları sayılabilir.  Son yıllarda göz içi teleskopik implantlar, özel büyütücü göziçi lensleri geliştirilmiş olsa dahi bunların denendiği çalışmalarda henüz yeterli derecede güvenilir olumlu sonuçlar elde edilmemiştir. Elbette ki bu yöntemin faydalı olabileceği bir grup hasta vardır. Fakat bu cerrahi yöntemi sarı nokta hastalığında kabul edilmiş bir tedavi yöntemi olarak sunmak tıbbi etikle bağdaşmaz. Üstelik makrovizyon adı altında hastanın ameliyatla hipermetrop hale getirilip gözlük yardımıyla büyütücü etki alınmaya çalışıldığına dair bazı üyelerimizin uyarıları da söz konusu olmuştur.  Bu ise hastanın çaresizliğinin maddi çıkar için kullanılmasıdır ve kabul edilemez.”
Makrovizyon ameliyatı zararı artırabilir
Prof. Dr. Zeliha Yazar, teleskopik göz içi lenslerin kullanımının sarı nokta hastaları yanında “Retinitis Pigmentosa (RP)” hastalarına da herhangi bir yarar sağlamadığını, maddi çıkarlar için hastaların ümitlerinin sömürüldüğünü açıklayarak şöyle konuştu:
“Bu lensler ile santraldaki görüntünün büyütülmesiyle, zaten dar olan görme alanının daha da daralmasına yol açmaktadır. Üstelik pek çoğu genç yaşta olan RP hastalarının şeffaf kristalin lensleri alındığı için yakın görmeleri de bozuluyor. Hastaların teleskopik göz içi lensleri yerine teleskopik gözlükleri tercih etmesi gerekir. Çünkü Makrovizyon ameliyatının geri dönüşü yoktur. Hastalar gözündeki merceklerle yaşamaya devam etmek zorunda. Mevcut teleskopik lensler ile görme alanı daralması, kamaşma, hayalet refleler ve binokülarite sorunları henüz çözülmemiş; maliyet-yarar ve etkinlik konusu henüz değerlendirilmemiştir.” Bu konuda “İyi Klinik Uygulamaları Kılavuzu” rehberliğinde yapılacak nitelikli klinik araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır.
Editöre Not…
Sarı nokta hastalığı nedir?
Maküla ya da bilinen adıyla “sarı nokta”, gözün arka kısmında görme işleminin sağlandığı retinada yer alan, keskin ve renkli görmenin sağlanmasından sorumlu küçük bir bölgedir. Sarı nokta hastalığı, ismini aldığı bu bölgede bulunan, ışığı ve rengi algılayan alıcıların, yaşın ilerlemesi ile beraber hasar görmesi sonucu oluşan hastalığa verilen isimdir. Hastalığın tıbbi adı, yaşa bağlı maküla dejenerasyonudur. Sarı nokta hastalığı özellikle 65 yaş sonrası meydana gelen, geri dönüşümsüz bir retina hastalığıdır. Gelişmiş ülkelerde körlüğün en önemli sebeplerindendir. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Ses Dalgarı İle Çalışan Zayıflama Cihazları ile Umut Tacirliği

Güzellik Salonları ve Zayıflama Merkezlerinde Uzak Doğu Menşeili Yeni Nesil Olarak Adlandırılan Maliyetleri Çok Düşük Cihazlarla Türkiyede Sihirli Bir Zayıflama İşlemi Olduğu, tek seansta bile birkaç santim hatta 10cm incelme ve kilo kaybı sağladığı, yan etkileri olmayan bir uygulama olduğu söylenilerek , halkın zayıflama isteği kötüye kullanılmakta.Avrupa Kozmetik Cerrahi Derneği Eski Başkanı- Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ziya Şaylan ise kavitasyonla ilgili olarak şunları belirtiyor: “Bu yöntem yeni değildir. Belki yeniden pazarlanmakta ve bu nedenle sanki yeni bir yöntem gibi sunuluyor.Belki az miktarlarda mevcut olan yağları (100-150 ml kadar) ortadan kaldırabilir ancak hiçbir zaman gerçek bir yağ emmenin yerini tutmaz. Washington da benim de sunumlar yaptığım Dünya Liposuction Kongresi’nde bize söylenen mezura ile yapılan ölçümlerin sağlıklı olmadığı, uygulamayı yapanın mezurayı sıkı veya gevşek tutarak 2-3 cm fark sağlayabileceği.Uyguladığı dönemde hastalarında cilt yanıkları oluştuğunu ifade eden Op. Dr. Şaylan, “Oldukça zor durumlar yaşadık. Kavitasyon ile verilen ultrason bir enerjidir ve dokulardan yaşlanmaya neden olan oksidan maddelerin büyük miktarlarda açığa çıkmasına neden olur. Bu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Antiaging tedavisinin esasının antioksidanlarla mücadele olduğunu düşünürsek bu istenmeyen bir durumdur. Ayrıca yapılan araştırmalarda Kavitasyon cihazının tiroit, yumurtalıklar ve testislerden en az 10-15 santim uzakta olması gerekir. Aksi takdirde bu hormon salgılayan bezlerde zararlı DNA değişikleri meydana gelebiliyor” şeklinde konuşuyor.
GERÇEKTEN İNCELTİYOR MU?
Lokal ve ufak yağlanmalarda memnun edici sonuçlar aldıklarını söyleyen Op. Dr. Şaylan, “Ama uyguladığım 71 hastanın sadece çok azında olumlu sonuç çıktı. Buna karşılık birçok hastama Kavitasyon faydalı olmadığı için ücretsiz yağ emmek zorunda kaldım. Bu tecrübemi bir bilimsel makale haline getirdim ve Ocak ayında Amerika’da yayınlanacak..Benim şahsi görüşüm yağ emmeden çok daha pahalı olan bu yöntem kesinlikle yağ emilmesini istemeyen veya ufak miktarlarda yağ depolanması olanlarda dikkatli olarak uygulanabilir. Ancak yine de uzun vade de ne olacağını söylememiz imkânsız” diyor.  (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)