Obeziteyle mücadelede ‘şekerli içeceklere vergi artırımı’ önerisi

Obeziteyle mücadelede ‘şekerli içeceklere vergi artırımı’ önerisi

Ankara

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Altay, “Obeziteyle mücadele kapsamında, çocuklar için satılan yüksek oranda yağ, şeker ve tuz içeren yiyecek ve içecekler kısıtlanmalı, şekerli içeceklere vergi artırılmalı. Sağlıklı gıdalara erişim kolaylaştırılmalı ve bu ürünlerin tüketimi teşvik edilmeli.” dedi.

Altay, Dünya Obezite Günü dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, obezitenin vücuttaki yağ miktarının sağlığı tehdit edecek şekilde artmasıyla ortaya çıktığını söyledi.

Obezitenin dünya ülkelerinde en önemli halk sağlığı sorunları arasında yer aldığını belirten Altay, “Türkiye’de Sağlık Bakanlığı verilerine göre 15 yaş üzeri nüfusun yaklaşık üçte biri obez, yine üçte birinden fazlası aşırı kiloludur. Yani toplumda her 10 yetişkinden 6-7’si ya aşırı kilolu ya da obez.” diye konuştu.

Altay, Türkiye’nin Avrupa’da yetişkin obezitesinin en sık görüldüğü ülke olduğunu ifade etti. Çocuk yaş grubuna yönelik çalışmaların obezite sıklığının Türkiye’de yüzde 10’lara çıktığını da vurgulayan Altay, fazla kiloluluk oranının ise arttığını gösterdiğine işaret etti.

Obezite ve aşırı kilonun bel çevresi ve beden kitle indeksi (BKİ) ölçümleri ile kişinin kendisi tarafından da kolayca yapılabildiğini aktaran Altay, şu bilgileri verdi:

“Bu, vücut ağırlığını, boyun metre biriminden karesine oranlandığında ortaya çıkan rakam ile elde edilir. Normalde 18-24,9 olan BKİ, 25-29,9 arasında aşırı kilolu, 30’un üstünde ise obez olma durumunu gösterir. Ayrıca ülkemiz için kadınlarda bel çevresi ölçümü 80 santimin üzeri fazla kilolu, 90 santimin üzeri obez iken erkeklerde bu ölçüme göre 90 santimin üzeri fazla kilolu, 100 santimin üzeri obez olarak kabul edilir.”

“Cerrahi, her obez bireye uygulanabilecek yöntem değil”

Prof. Dr. Altay hipertansiyon, kalp krizi, felç gibi kalp damar sistemi hastalıkları ve erken ölüm, diyabet, kolesterol yüksekliği gibi metabolizma bozuklukları, yemek borusu, kalın bağırsak, böbrek, meme ve rahim kanseri, kısırlık ve depresyon gibi birçok sağlık sorununun obez bireylerde obez olmayanlara göre çok daha yüksek oranlarda görüldüğüne dikkati çekti.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından obezitenin nedenlerinin gittikçe derinleştiğinin belirtildiğini aktaran Altay, bu nedenlerin genetik, psikolojik, sosyokültürel, ekonomik ve çevresel faktörler, diyet ve yaşam tarzı olarak sıralandığını ifade etti.

Altay, bu nedenlerin ortadan kaldırılmasında toplumsal farkındalığın artırılmasının taşıdığı öneme vurgu yaparak, şunları kaydetti:

“Obeziteyle mücadele kapsamında, çocuklar için satılan yüksek oranda yağ, şeker ve tuz içeren yiyecek ve içecekler kısıtlanmalı, şekerli içeceklere vergi artırılmalı. Sağlıklı gıdalara erişim kolaylaştırılmalı ve bu ürünlerin tüketimi teşvik edilmeli. Güvenli yürüyüş yapma, bisiklet sürme gibi faaliyetlerin gerçekleştirilebileceği yerler sağlanmalı, sağlıklı yaşam bir davranış biçimi olarak çocuklara küçük yaştan itibaren öğretilmeli.”

Diyet ve egzersizin obez bireyler için önemli olduğunu ifade eden Altay, şu değerlendirmede bulundu:

“Obeziteyle mücadelede etkinliği kanıtlanmış ilaç tedavileri ve davranış terapisi gibi yöntemler vardır. Cerrahi tedavi seçeneği ise her obez veya fazla kilolu bireye uygulanabilecek bir yöntem değildir. Obezite cerrahisi, en az 6 ay ciddi bir şekilde yaşam tarzı değişikliği uygulanan, ilaç tedavileri uygun sürelerde denendiği halde kilo veremeyen ve tüm tedbirlere rağmen obeziteye bağlı ciddi sağlık sorunlarının baş gösterdiği ciddi obezite durumlarında tercih edilebilecek bir yöntemdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*